porno izle
GÜNDEM

Unutuldu mu? Siyah şallarınız niçin sandıkta. Kimisi Soma’da yakılarak, kimisi Ermenek’te boğularak, kimisi inşaatlarda betona çakılarak öldü. Ayşe Nine’nin duaları ne yüzme bilmeyeni, ne de kalanı korudu. Ortada duran çarkınıza çarpıp pelteleşmişti çoktan dualar.

Yetmedi, ölü madenciler. Yetmedi tarihin en büyük madenci cinayeti.

 Kalanı açlıktan ölsün. Tazminatsız, haksız hukuksuz çalışsın. Verilen sözleriniz hangi cebinizde.

‘’Sakın arama hakkını, iş bulamazsın’’ diyen şirket yetkilisi hakkında yasal takip mi başlattınız. İşçinin, geride kalan ailelerin yaralarını saracağına, onurlu hak mücadelesini itibarsızlaştırma çabasıyla,‘’Yırca’da ağaçları kestirmediniz, artık tazminat yerine zeytin yersiniz! ‘’ diyen kamu yöneticinize soruşturma mı başlattınız.

 301 can. 18 can daha; devamında birer ikişer. Zonguldak, Şırnak.

Unutuldu mu? Oyunsuz kalmıştı çocuklar. Sözden utanmıştı rüzgâr. Kökünden sökülen vicdan yine mi kurudu, ne çabuk. Ah demiştiniz kitlesel. Ah! Siyahlara bürünen dullar gerçek sanmışlardı. İnanmışlardı yalanlarınıza, bir güzel.

Kopardığınız vaveyla haklar yeniden ve yeniden gasp edilsin diye miydi?

Daha dün İsveç’te bir madende yangın. Yangın sırasında 166 işçi temiz hava bağlantısı olan yaşam odalarına sığındı. Isıya duyarlı kameralarla yerleri tesbit edilen işçiler zarar görmeden kurtarıldı. Ne fıtratı varmış bu işin ne operasyonel kazası ne de ölümü!

Bu kadar mı zor? Her işçi kıyımından sonra coşkulu gözyaşlarınızı akıttınız. Acıya şehvetle sarılmanızla, Türkiye’nin sizinle gurur duymasıyla ilgilenmiyor işçi. Halâ hak hukuk derdinde.

Zaman ilerliyor. Giderek görünür olmasın diye bir çaba, bir gayret. Ya tazminat emsal teşkil ederse? Ya Allah korusun tüm patronlar önlem almak zorunda kalırsa, ya diş kovuklarında biriken madenci cinayetlerinin, hesabını vermek zorunda kalırlarsa. Ya rejimin işçi kıyımındaki ihmali işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından sorgulanırsa? Ya bu vahim sonuçlardan rejim de üzerine düşen sorumluluğu almak zorunda kalırsa?

13 Nisan’da Akhisar’da, olası kasıtla adam öldürmek ve yaralamadan görülecek toplu davada kaderlerine terkettiğiniz işçilerin ve ailelerinin önünde; tezbihiniz şimşirden olsa yetmez, alnınız seccadeye illaki değmez!

Bahşetme mantığınızı, hayırsever sandıklarınıza gömüverin bi zahmet. Alınterinin emeğin karşılığıdır istenen. Sadaka değil. Haksızlığın tazminidir. Bir gecede cep telefonu mesajıyla işten atarım diyenlere, haklarından vazgeçersen işe alınacaksın diyenlere, varsa bir hukuk; sen orda bi dur hele, demektir.

 Ayşe Nine lisanındayız hepimiz.

Zeytin ağacı lisanında.

Siz bu dili bilmezsiniz!

İki mevsim arasına güvencesiz çalıştırılan işçiyi, dört mevsime direnişi koydu akıl. Madenci eşlerinin başörtüsünde size ait oya bulamayacaksınız! Kömürün karası alnınızdaki leke.

Kamunun kusurlarını örtbas edeceğinize, ‘’Eyleme geç!’’ der büyükler. Hak tazmini demektir özetle.

Bu nasıl bir demokrasidir; evine kurban bayramından buyana et girmeyen işçi ile, 15/ 23 bin aylık kazançtan yakınan milletvekili arasında sosyal adalet olduğu varsayılır. Bu nasıl demokrasidir ki egemen sınıfın fütürsuzluğu dört nala. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde iki dünya yanyana gelemeyenler, kendi cepleri sözkonusu ise can ciğer kuzu sarması.

İstiridyedeki inci kendi adını bilir. Alçaklığını örtbas için yalan dolanla dolananlara, eksilmişliklerine, yitmişliklerine acır da geçeriz.

Ki onların alfabeleri harfsizdir; uygarlıklarında ise kırbaç ve ceylan derisi koltuklar. Bakmaya değmez!

Lakin işçinin sini sepetini doldurması, pazara uğraması, evine ekmek götürmesi lazım.

Demokrasinizde özgürlükler yaralı, eşitlik hakgetire, adalet kayıp aranıyor zira.

Biz Nisan’ın onüçü diyelim, siz borcunuzu ödeme diye anlayınız. Olmadı , bakanlar kurulu kararıyla kendinizi ertelersiniz! 8Ozguruniversite.org)

Yorumlar