porno izle
analiz

Türkiye’nin Azez – Cerablus hattında Kürt güçlerinden arındırılmış güvenli bölge önerisi, Rusya’nın “çatışmasızlık bölgeleri” önerisinin kabulüyle geçerliliğini yitirdi.

Neden ısrar ediliyor anlamak zor. Yandaş medya ne kadar çarpıtırsa çarpıtsın, tersini yazsın, hezimeti zafer gibi göstersin gerçekler saklanamıyor. Suriye politikasında Türkiye gerçekten tam anlamıyla sefilleşmiş durumda.
Önceki gün Astana’da yapılan görüşmelerde Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan anlaşma bunun son örneği oldu. Suriye’de Çözüm konulu Astana Toplantısı’nda garantör ülkeler olan Rusya, İran ve Türkiye adı geçen ülkede Rusya’nın önerisiyle “güvenli bölge yaratılması” konusunda anlaştılar. Buna göre “Suriye’nin İdlib vilayetinin tamamı, Lazkiye, Halep ve Hama vilayetlerinin belli bölümleri, Humus vilayetinin belli bölümleri, Şam/Doğu Guta bölgesi ve Dera ve Kuneytra vilayetlerinin belli bölümlerini kapsayan” alanlar çatışmasızlık bölgeleri ilan edilecek.

 

Azez- Cerablus yok
Her ne kadar Türkiye “güvenli bölge” demeyi tercih ediyorsa da, bir ateşkesle beraber daha da uygun bir tanımlama olan bu “çatışmasızlık” alanları, Recep Tayyip Erdoğan’ın “mutlaka oluşturulması gerekir” dediği Azez-Cerablus hattını kapsamıyor. Erdoğan buranın PYD/YPG’den arındırılıp onların yerine “bölge Araplarının” yerleştirilmesini istiyordu. Böylelikle bir “Kürt oluşumu”nun önüne geçmiş de olacaktı.

Şimdi Astana’da yapılan anlaşmada bu hatta ilişkin herhangi bir karar çıkmadı. Türkiye de anlaşmaya imza attığına göre Azez-Cerablus hatının “güvenli bölge” olması ısrarından vaz geçmiş sayılır. Bu anlaşmaya, kendisi de “güvenli bölgeler” oluşturulmasını isteyen ama bunu Erdoğan’ınkinden farklı bir hatta düşünen ABD de itiraz etmediğine göre Türkiye, bölgedeki etkin aktörlerin planına uymak zorunda kalmış oldu.

Anlaşmadan, Türkiye yarın ne der bilemeyiz ama, Suriye’deki cihatçı grupların memnun olmadığını hatta İran’ı bahane ederek anlaşmayı reddettiğini biliyoruz. Bu anlaşmayı olumsuz anlamda etkileyecek bir itiraz değil. Bu gruplar da buna uymak zorunda kalacaklar. Çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulması yapılması planlanan Cenevre’ Toplantıları’na daha hazırlıklı, derli toplu gidilmesine de yol açacak. Sivil kayıplarının önüne geçeceği de kesin.

Cihatçılar durmayacak
Dolayısıyla bugüne kadar Suriye konusunda etkili etkisiz tüm aktörlerin bugüne kadar ulaştıkları en olumlu sonuç bu oldu. Tabii silahlı cihatçı grupların uğursuz faaliyetlerinde bir kesinti olacağını düşünmek saflık olur.
Suriye’nin de anlaşmaya onay verdiği düşünülürse yakın bir tarihte “siyasi bir çözüm” için uygun koşullar sağlanıyor demektir bu. Şimdi hızlı bir biçimde ateşkes uygulaması hayata geçecek. Uygulanabilir olmasından Rusya, Türkiye ve İran sorumlu olacak. Bu Türkiye için de kaçırılmaması gereken bir fırsattır aslında. Bölge dinamiklerini daha fazla zorlamak durumunda kalmayacağı konusunda verdiği bu taahhüt gereği, gerçekçi olmayan “politikası”nı sürdürmek zorunda olmayacak. Altı yıla ulaşan, etkisi başta Türkiye olmak üzere tüm bölgede hissedilen trajedinin bitirilmesi konusunda bugüne kadar atılmış bu “en iyi adımı” Türkiye değerlendiremezse bölgedeki dışlanmışlığı daha da artacak haliyle. Sınırlarının ötesinde “tarihsel korkusu”nun kaynağı olan Kürt gerçekliğini dolaylı olarak kabul etmekle, bu durumdan kaynaklanan sorunların çözümünde diğer aktörlerle diyalog zemini bulmuş oldu. Kendi “hassasiyetlerini” bölgedeki aktörlere iletebilecek ciddi bir diplomasi kanalı açılmış durumda çünkü.

 

Bu bölgeler kopabilir
Sorun bu çatışmasızlık bölgelerinin tüm ülke sathına yayılamamasıyla daha da içinden çıkılmaz hale gelir. Bu bölgelerdeki çatışmama durumu buraları Suriye’nin bütününden kopacak bölgelere de dönüşebilir. Tamam bu, Bosna’da olduğu gibi sonradan devletçiklere dönüşmüş Tampon Bölge’ler değil ama çatışmasızlık hızla bir ateşkes, ardından da barış sürecine evrilmezse Suriye’nin bölünmüşlüğü olasılığı güçlenmiş de olur.
Umarım, kısa sürede sadece Suriyeli muhaliflerle yapılacak, ülkeye dışarıdan gelen cihatçıları dışarıda bırakacak bir siyasi zemin oluşturulur. Yine umarım ki Türkiye de anlaşmanın kurallarını eksiksiz yerine getirir. (BirGün)

Yorumlar