porno izle
analiz

1 Mayıs, 8 saatlik işgünü mücadelesinden doğdu. Çalışma süresinin sınırlanması ve 8 saatlik işgünü mücadelesi, 19. yüzyılda işçi sınıfının ve sendikal hareketin en önemli talebi oldu. Uzun ve ağır çalışma süreleri karşısında 8 saatlik işgünü, işçi sınıfı mücadelesinin uzun erimli bir mücadele hedefi oldu. 8 saatlik işgünü mücadelesi 1880’lerde ivme kazanmaya başladı. Ancak düzenlenen grevler ve gösteriler güvenlik güçleri tarafından zor kullanılarak bastırılmaya başlandı.

1 Mayıs’ın kökeni 8 saatlik işgünü mücadelesidir
ABD’de sendikalar 8 saatlik işgünü talebiyle 1 Mayıs 1886 tarihinde ülke çapında grevler ve gösteriler düzenleme kararı aldı. 1 Mayıs 1886 günü ABD’de 10’dan fazla kentte 350 bin dolayında işçinin katıldığı gösteriler yapıldı. Chicago’daki 1 Mayıs gösterilerine ise 80 bin kişi katıldı. Ülke tarihinin o güne değin en büyük işçi gösterisi Chicago 1 Mayıs 1886 gösterisi olmuştu. 1 Mayıs geleneği bu gösterilerden doğmuştur.

Ancak 1 Mayıs ile ilgili pek çok kaynak, 3-4 Mayıs 1886’da Chicago Samanpazarı’nda yaşanan olayları 1 Mayıs geleneğinin doğuşu olarak kabul etmektedir. Bu hatalı bir değerlendirmedir. Samanpazarı olaylarının doğrudan 1 Mayıs ile bağlantısı yoktur. 3 Mayıs 1886 günü Chicago’da kurulu International Mc Cormick Harvester fabrikasında, anarşist sendikacıların öncülük ettiği grevi işveren grev kırıcıları kullanarak kırmak istedi. Grevcilerin üzerine polis tarafından açılan ateş sonucunda 4 işçi öldü. 4 Mayıs 1886 günü yapılan protesto gösterisi polis tarafından dağıtılmak istenirken kimin tarafından atıldığı belirlenemeyen bir bomba, polis şefinin ölmesine ve çok sayıda polisin yaralanmasına yol açtı. Polisin göstericiler üzerine açtığı ateş neticesinde ise yaklaşık 10 kişi öldü, 50 kişi ise yaralandı. Bu olayların sonucunda tutuklanan sendikacılar düzmece delillerle idama mahkûm edildi, bunlardan dördü idam edildi.

1-mayis-tarihinden-sayfalar-457801-1.

Temmuz 1889’da Paris’te toplanan 2. Enternasyonal Kongresi 8 saatlik işgünü için 1 Mayıs 1890’da bütün dünyada uluslararası gösteriler düzenlenmesi kararını benimsendi. İkinci Enternasyonal’in çağrısı üzerine yapılan 1 Mayıs 1890 gösterileri görkemli oldu. 1 Mayıs’ın kökeni 8 saatlik işgünü talebi olup, Chicago Samanpazarı katliamı işçi hareketinin ayrı bir sayfasıdır.

Türkiye’de ilk 1 Mayıs’lar
Ülkemizde ilk 1 Mayıs, 1909’da Üsküp’te kutlanırken, 1910’da diğer Rumeli şehirlerinde de kutlanmaya başlandı. İstanbul’da ise ilk 1 Mayıs’ın 1912’de kutlandığı belirtiliyor. 1921 yılında işgal kuvvetlerinin yasaklama girişimlerine rağmen 1 Mayıs gösterileri yapıldı ve Tramvay, Vapur ve Haliç tersanesi işçileri iş bırakarak 1 Mayıs’ı kutladılar. 1922 yılında 1 Mayıs, İstanbul ve Ankara’da kutlandı. 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi 1 Mayıs’ın Türkiye İşçileri Bayramı olmasını benimsedi, ayrıca tarım dışı işlerde çalışma süresinin 8 saat olması kabul edildi. Bu yılın 1 Mayıs’ı ise İstanbul, Ankara, İzmir ve Adapazarı’nda kutlandı.

1925 yılında Takrir-i Sükûn Kanunu’na dayanılarak Amele Teali Cemiyeti’nin yürüyüş ve miting düzenlemesine izin verilmedi. Bunun üzerine 1 Mayıs salon toplantısıyla kutlandı. 1 Mayıs kutlamalarına katılanlar, 1 Mayıs’ın anlam ve önemi üzerine broşür yayımlayanlar tutuklandı, İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak hapse mahkûm edildiler. 1927 yılında Amele Teali Cemiyeti’ne “kamu taşıtlarının işlemesine engel olmamak” koşuluyla izin verildi. Ancak kutlama izinli olmasına karşın kutlama sonrasında tutuklamalar ve işten atmalar yaşandı.

İzmir İktisat Kongresi’nde 1 Mayıs’ın işçi bayramı olarak kutlanmasına yönelik bir karar alınmasına karşın bu karar uygulanmadı. 1 Mayıs, 1935 yılında çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun ile Bahar Bayramı olarak kabul edildi.

1970’lerin 1 Mayıs’ları
1926’dan 1975 yılına kadar süren fiili yasak döneminde kitlesel ve yasal 1 Mayıs kutlaması yaşanmadı. 1 Mayıs öncesinde solcuların ve sendikacıların gözaltına alınmaları sıradan bir uygulama haline geldi. 27 Mayıs sonrasında her 1 Mayıs öncesi gelenek halini alan baskı ve tutuklamalara son verildiyse de 1 Mayıs’ın yasal olarak kutlanması mümkün olmadı. Türk-İş 1 Mayıs’ı işçi bayramı olarak kabul etmedi, “komünist bayramı” olarak gördü. DİSK kuruluşunun ardından 1 Mayıs’ı kutlamak için çeşitli girişimlerde bulundu, ancak 1975 yılına kadar 1 Mayıs kitlesel kutlanamadı. Yarım yüzyıl sonra ilk açık ve yasal 1 Mayıs kutlaması 1975 yılında İstanbul Tepebaşı’nda bir salonda DİSK tarafından yapıldı. Türkiye’de 1 Mayıs’ın kitlesel kullanımında DİSK ve Kemal Türkler’in rolü kritiktir.

Türkiye’de 1 Mayıs’ın ilk kez büyük ve görkemli bir mitingle kutlanması 1976 yılında DİSK öncülüğünde oldu. DİSK tarafından düzenlenen 1977 1 Mayıs’ı ise daha kalabalık, daha görkemli bir gösteri idi. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşması sırasında açılan ateş sonucunda alan kana bulandı. 36 kişi (bazı kaynaklara göre 41 kişi) Taksim Meydanı’nda yaşamını yitirdi. Bu katliam 1978 1 Mayıs kutlamasını engelleyemedi. 1 Mayıs 1978’de Taksim’de çok daha kitlesel 1 Mayıs kutlaması yapıldı. Bu kez DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk’tü.

1979’da ise Taksim’de kutlamalara izin verilmedi. İstanbul’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. DİSK’te büyük gerilimlerin yaşandığı bu dönemde Kemal Türkler liderliğindeki Maden-İş ile Bank-Sen, Baysen, Aster-İş ve Yeni Haber-İş sendikaları 1 Mayıs’ı İzmir’de kutlama kararı aldı. İstanbul’da DİSK yöneticileri ile sokağa çıkma yasağına rağmen 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenler tutuklandı. 1 Mayıs 1980’de de Taksim’de kutlamaya izin verilmedi. DİSK, 1 Mayıs kutlamasını Mersin’de yapma kararı aldı. Bu karara bütün üye sendikalar katıldı. Böylece 76, 77 ve 78’de Taksim’de kutlanan 1 Mayıs, 1979 ve 80’de Taksim dışında kutlandı. 12 Eylül darbesi ile birlikte 1 Mayıs tamamen engellendi ve 12 Eylül yönetimi 1 Mayıs’ı genel tatil günü olmaktan çıkardı.

12 Eylül sonrasında 1 Mayıs ve Taksim
12 Eylül sonrasının ilk yasal 1 Mayıs girişimi 1988 yılında gerçekleştirildi. Türk-İş üyesi Kristal-İş, Petrol-İş, Tümtis, Deri-İş sendikaları ile bağımsız Banks ve Otomobil-İş sendikaları, kurdukları tertip komitesi ile İstanbul Valiliği’ne başvurarak 1 Mayıs’ı kutlamak istedi. Ancak Valilik, 1 Mayıs’ın kutlanmasına izin vermedi. Buna rağmen 1 Mayıs günü Taksim’e çıkmak isteyen sendikacılar polisin saldırısıyla karşılaştı. 81 işçi, temsilci ve sendikacı gözaltına alındı ve bunlardan bir kısmı tutuklandı.

1989 yılında bir kez daha Türk-İş üyesi Kristal-İş, Petrol-İş, Tümtis, Deri-İş, Basın-İş ile bağımsız Otomobil-İş, Banks ve Laspetkim-İş sendikaları 1 Mayıs’ı kutlama girişiminde bulundu. Mecidiyeköy ve Çağlayan’da gösteri yapmak isteyen işçiler ve sendikacılar gözaltına alındı ve uzun süre gözaltında tutuldu. 1 Mayıs günü Taksim Meydanı’na yürümek isteyen bir gruba polisin hedef gözeterek açtığı ateş sonucu Mehmet Akif Dalcı adında 17 yaşında genç bir işçi hayatını kaybetti.

1990 sonrasında 1 Mayıs giderek daha yaygın biçimde kutlanmaya başlandı. Geçmişte 1 Mayıs’a “komünist bayramı” diyen Türk-İş ile 1 Mayıs’ı “müşrik, komünist ve Yahudi bayramı” olarak karalayan Hak-İş tutum değiştirerek 1 Mayıs’ı işçi bayramı ve emek dayanışma günü olarak kabul etti. Böylece Türk-İş ve Hak-İş, 1 Mayıs konusunda DİSK’in tutumuna yakınlaştı ve 1 Mayıs’ı birlikte kutlamaya başladı. 1 Mayıs, 1990 ve 2000’lerde Taksim yasakları yüzünden İstanbul’da genellikle Çağlayan ve Kadıköy alanlarında kutlandı. Daha sonra DİSK’in ısrarıyla 1 Mayıs’ın tekrar Taksim’de kutlanması talebi ve ısrarı ön plana çıktı. 2004’ten 2010’a kadar süren uzun ve zorlu bir mücadele sonucunda Taksim tekrar 1 Mayıs alanı olarak tescillendi. 2009’da DİSK öncülüğünde “makul kalabalık” ile çıkılan Taksim’de 2010, 2011 ve 2012’de görkemli 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Ancak 2013’te hükümet sudan bahanelerle Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına kapattı. Böylece işçiler Taksim’de toplam altı kez 1 Mayıs kutlayabildi.

Sendikaların vahim durumu
Taksim yasakları konusunda her dönem aynı tutumun alındığı söylenemez. 1 Mayıs kutlamalarının başını çeken ve Taksim’i 1 Mayıs meydanı olarak kabul eden DİSK, Taksim yasakları karşısında bazı yıllar İstanbul’un ve ülkenin diğer yerlerinde kutlama kararı alırken, bazı yıllar Taksim’de ısrar etti. Bunu daha çok somut koşullar çerçevesinde değerlendirmek lazım.

Yarın 1 Mayıs farklı konfederasyonlar ve sendikalar tarafından ayrı ayrı kutlanacak. Geçmişte ortak 1 Mayıs kutlamaları yapan Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, Kamu-Sen ve Memur-Sen artık 1 Mayıs kutlaması yapamıyor. Türk-İş Hatay, Hak-İş Adana, Memur-Sen İzmit; DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ise İstanbul merkezli kutlamalar yapıyor. Emeğin önünde bu kadar ciddi sorunların bulunduğu bir dönemde sendikal hareketin bu dağınıklığı ve vurdumduymazlığı akıl almazdır. 1 Mayıs kutlamaları önündeki tüm engellerin kaldırılması ve Taksim Meydanı’na dönük keyfi yasağın sona ermesi çok önemli bir taleptir. Ancak 1 Mayıs 2018’in asıl düşündürücü yanı işçi konfederasyonlarının ve sendikalarının 1 Mayıs’ta emeğin ortak talepleri etrafında buluşamıyor olması ve önemli bir bölümünün 1 Mayıs ruhundan uzak kof ve resmi kutlamalar yapıyor olmasıdır.

Yine de ümitvar olmak lazım. Türkiye’nin bütün işçileri, emekçileri, güzel günler için haydi 1 Mayıs’a! (BirGün)

 

Yazının tamamı için tıklayınız.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın