porno izle
analiz

Giresun Üniversitesi öğretim görevlisi Mehmet Akif KARA’nın “Kuramdan Alana Türkiye’de Göç – GÖÇ YAZILARI” kitabı  Kırmızı Çatı Yayınları’ndan çıktı. Gazete İçerik’ten Cem Kaya’nın  M.Akif KARA ile gerçekleştirdiği röportajı paylaşıyoruz.

“Göçmen haklarına ilişkin çalışmalar yapılmalı”

 “Küreselleşme olgusu ile birlikte uluslar arası göç hareketleri sermayenin ihtiyacına binaen ülkelerin kendi iç dinamikleri üzerinden tartışılır hale geldi. Hem küresel kapitalizmin yaşadığı krizin emekçiler ve yoksullar üzerinde yarattığı tahribat hem de başta Avrupa olmak üzere milliyetçiliğin yükselişe geçmesi ile birlikte “göçmenler” daha fazla konuşulur oldu. Başka bir ifadeyle söyleyecek olursak, “göç olgusu” geleceğimiz açısından önemli bir noktada duruyor. Başta siyasi partiler olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin “göçmen haklarına” dönük çalışmalar yapması gerekiyor. Yoksa çok geç kalınabilir.

 “Göçmenler, yedek işgücü ordusu olarak değerlendiriliyor”

Marx’ın “yedek iş gücü ordusu” olarak tanımladığı ve sermayenin de daha fazla kar elde edebilmek için maliyet unsuru olarak gördüğü “göçmenler” bu milliyetçi politikaların tam ortasında yer almaktadır. Yükselen milliyetçilik ve ekonomik krizle birlikte düşünüldüğünde “yerli işçiler” işlerini kaybetmelerinin ya da sosyal haklarının tahrip edilmesinin faturasını “kapitalizm” yerine “göçmenlere” yöneltmektedir.

Dolayısı ile “göç politikaları” ve “entegrasyon” meseleleri günümüzde çözülmesi, tartışılması ve yeniden üretilmesi gereken önemli konular haline gelmiştir.

 “Dramatik olaylar, göçmen politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor”

Nihayetinde; daha iyi bir yaşam umudu ile farklı nedenlerle (savaş, ekonomik durum vb.) göç eden toplulukların “dramatik” biçimlerde hayatını yitirmesi; Macaristan sınırlarında yaşanan “çelme” olayı, Aylan bebeğin hayatını kaybetmesi, Afgan göçmenlerin sınırlarda birikmesi gibi birçok “facia” göçmenlerin durumunu gündeme getiren yaşanmışlıklar olarak ortada durmaktadır.

 “Göçmen hakları sosyal haklar mücadeleleri bağlamında ele alınabilir”

Sosyal hak mücadeleleri bugünün önemli mücadele başlıkları arasında yer almaktadır. Özellikle kapitalizmin her şeyi “metalaştırdığı” bir dönemde haklarımızın gasp edilmesi, yok sayılması ve hak mücadelelerinin giderek daha zayıf hale gelmesi karşısında bütünlüklü bir sosyal haklar mücadelesi oluşturulmalıdır. Bu mücadele başlıklarından birisi de “göçmen haklarıdır”. Özellikle kapitalizmin yıkıcılığı ve işçi mücadelesinin parçalı hale gelmesi karşısında göçmenlerle birlikte ve onların haklarını da koruyan, geliştiren bir noktadan hareket edilmeli ve “yerli işçilerle” olan “bağları” kuvvetlendirilmelidir. Yoksa Avrupa’da sıkça gördüğümüz, zaman zaman ülkemizde de yaşanan “Alman-Türk, Suriyeli-Türk” biçimindeki kavgalar, çatışmalar ihtiyacımız olan toplumsal barışa, birlik ve beraberliğe ket vurabilir. Aynı zamanda enformel, kayıt dışı istihdamın yaygınlaşması ve parçalı, esnek üretim modelleriyle birlikte zaten zayıflayan işçi mücadelesi daha kötü bir hale gelir ve mücadele edilmesi gereken sermaye sınıfına karşı işçiler kendi arasında “etnik” kavgalara girişir. Bu yalnızca sermayenin işine gelir. Böylelikle ücretleri daha aşağılara çeker ve sosyal hakları daha “görünmez” ve “ulaşılamaz” kılmaya yarar.

 “Bu çalışma, mütevazi bir katkı olarak değerlendirilebilir”

Nacizane, böyle bir dönemde, bu konuyu “bütünlüklü” olarak ele alma ihtiyacına binaen “Göç Yazıları” kitabı oluşturuldu. Göç süreçlerinin kuramsal alt yapısı, bütünlüklü olarak ele alındı. Türkiye’ye yönelik gerçekleşen “göç tarihi” dönemsel olarak tartışıldı. Göç sürecinin hem “edebiyat” hem de “sinema” üzerindeki yansımaları anlatıldı. Ülkemizde önemli sermaye birikiminin yaşandığı ve bu alana aktığı “inşaat” sektörü üzerinden göçmen işçilerin “istihdamı” alan araştırması yapılarak ele alındı. Bir saha çalışmasının zorluklarını göze alarak zaman, mekân ve kişi sınırlılığı içinde elde edilen bulgular siz değerli okuyucuların eleştirileri ve yorumlarına sunulmuştur. Bu nedenle elinizdeki kitabın sizlere kapsamlı bilimsel çalışmalar için yol gösterici olmasını ümit ediyorum. Bu kitabın amacı “göçü” daha görünür kılmak ve “göç politikalarının” oluşturulmasının “zeminini” yaratmaktır. Bu açıdan mütevazi bir katkı olarak değerlendirilebilir.”

 

Kaynak: Gazete İçerik

Yorumlar