porno izle
FİKİR

Göç alanında gönüllü olan ve bizzat alanda çalışan feminist kadınlar; farklı sebeplerle Türkiye’ye gelmiş ve Türkiye’de yaşayan göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların uğradığı ayrımcılık ve her türlü şiddeti görünür kılmak ve kadınlar lehine, kadınlarla birlikte politikalar üretmek amacıyla biraraya geldiler. İki yıl boyunca çeşitli toplantılar ve çalışmalar yaptılar. Türkiye’de göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların başvurabileceği toplumsal cinsiyet perspektifi ile bakan, hak temelli bir örgütlenme için yola çıktılar.

Göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınlarla dayanışma ve destek mekanizmaları kurulması için uzun süre gösterilen bu çabalar sonuç verdi. Hem göçmen kadınların kurucu ve üye olması hem de göç ve göçmen alanında ilk kadın örgütü olması açısından bir ilk gerçekleşmiş oldu.

 

1 Şubatta Dernekler Müdürlüğü’ne Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği adı ile yapılan resmi başvuru ve tüzük onayının ardından Dernek resmen kuruldu. Kurucuları ve üyeleri arasında göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların olduğu Dernek, Haziran-Temmuz ayları sonuna kadar kendi iç kurumsallaşma sürecini tamamlayacağı için hemen başvuru alamayacak.

 

 

Gülrihan Dinç’ten öğrendiğimize göre; kurumsallaşma ile birlikte özellikle kadına yönelik şiddet alanında göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların destek alabilecekleri dayanışma ve destek merkezi olarak çalışmalar başlatılacak.

*Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği’nin paylaştığı bilgiler böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor:

 

Türkiye’deki Mevcut Durum Nedir?

Türkiye, uzun yıllardır hem göç veren hem de göç alan bir ülke.Özellikle göçmen, mülteci ve sığınmacı olmak için Afrika (51 Ülke) ülkeleri başta olmak üzere, Afganistan, Pakistan, Irak, İran, Yemen, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Moldova, Makedonya, Ermenistan, Bulgaristan, Kosava, Arnavutluk, Filistin ve Suriye’den yoğun göç alıyor. Suriye dışı ülkelerden gelenler Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında destek alırlarken Suriyeliler ise Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında destek alıyor.

Türkiye’de Cenevre Sözleşmesi (1949) sonrasında; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 11 Nisan 2014’te, Geçici Koruma Yönetmeliği ise 22 Ekim 2014 tarihinde kabul edildi. Bu tarihlerden de anlaşılıyor ki Türkiye göç ve mülteci alanında çok yeni ve alanda bir dolu eksiği var.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve Geçici Koruma Yönetmeliği ile birlikte 2011’den itibaren Suriye’de hala sürmekte olan savaştan dolayı 4 milyon’a yakın Suriyeli’nin ve 1 milyondan fazla Suriye dışından göçmen, mülteci ve sığınmacının farklı sebeplerle Türkiye’ye sığındığı ifade ediliyor.

 

Yeterli Destek ve Dayanışma Mekanizması Yok

Dünyanın farklı ülkelerinden farklı sebeplerle Türkiye’ye gelmiş olan göçmen, mülteci ve sığınmacıların neredeyse % 70’i kadınlardan ve çocuklardan oluşuyor. Kadınlar her hangi bir hak ihlalinde göç alanında çalışan örgütlere ve bu örgütler aracılığı ile kadın örgütlerine, şönimlere başvuru yapabilmektedirler. Ancak Türkçe konuşamamaları, hukuki haklarını bilmemeleri gibi bir çok nedenden dolayı şiddet ve hak ihlali durumunda ilgili mercilere başvurularını sınırlı olarak yapabilmektedirler. Bunun yanı sıra belgesiz/kayıtsız göçmen kadınların başvurabileceği destek mekanizmaları ise neredeyse yok gibi.

 

Kayıtsızlık Oranı Yüksek

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2005 yılı itibari ile Türkiye’ye giriş yapan göçmenlerin sayısı hayli yoğun. Bu girişlerin bir kısmını Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bir kısmını ise BMMYK’ya (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne) kayıt olabilmiş olsa da önemli bir kısmı da kayıtsız olarak Türkiye de yaşamaya çalışıyor.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2016 yılı itibarı ile Türkiye’ye gelmiş ve kayıt olmuş göçmen, mülteci ve sığınmacıların uyrukları ve sayıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Bu sayı tamamen kayıtlı olabilmiş göçmen, mülteci ve sığınmacıları kapsamaktadır.

 

Göçmen, Mülteci ve Sığınmacı Kadınlar için Ne Yapılması Gerekiyor?

Türkiye’ye sığınan göçmen, mülteci ve sığınmacıların insani hizmetlere kısmi de olsa erişimi sağlanmış olsa da sahada toplumsal cinsiyet temelli koruma çalışmaları yetersiz kalıyor. Toplumsal cinsiyet temelli koruma çalışmalarının Türkiye’ye gelmiş olan göçmen, mülteci ve sığınmacı tüm kadınları kapsaması gerekiyor.

11 Mayıs 2011 taririhinde İstanbul’da imzalanan ve Türkiye’nin ilk imzacı ülke olduğu İstanbul Sözleşmesi; Türkiyeli kadınların yanı sıra Türkiye’de bulunan kayıtlı-kayıtsız tüm kadınlar için koruma sağlamaktadır. Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği’nin sahada çalışanlar aracılığı ile yaptığı gözlemlemlere göre Türkiyeli uygulayıcıların İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasında büyük eksiklikleri var ve göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların bir çoğu geri gönderilme korkusu ile koruma mekanizmalarına ulaşamıyor veya şikayetçi olamıyor

İstanbul Sözleşmesi; “Yalnızca Sözleşme’ye taraf devletlerin vatandaşı olan kadınlar için değil, sığınmacı ve hukuki durumu ne olursa olsun göçmen kadınlar için de koruma sağlamaktadır “ (Sayfa 4, m. 59, 60, 61)

 

Dernek Neler Yapmayı Hedefliyor?

-Ulusal ve uluslararası yasal hak, düzenleme ve anlaşmaların göçmen/mülteci kadınlar için daha etkin kullanılmasını sağlamak.

-Literatürde yürütülen ulusal ve uluslararası çalışma ve tartışmaları takip etmek. Buradan edinilen bilgiyi uygulanacak projelere aktarmak

-Projeler için feminist izleme-değerlendirme çalışma yöntemleri geliştirmek

-Göçmen kadınlar yararına barınma, sağlık, eğitim, istihdam, kişisel bakım, cinsel, hukuksal, kültürel, sosyalhaklar ve her türlü koruma mekanizmaları oluşturmak ve başvuru merkezleri açmak.

-Göçmen kadın, LBTİ, çocuk ve engelli kadınların cinsel şiddete karşı güçlendirilmesini ve korunmasını sağlamak

-Göçmen kadınların yaşadıkları diğer topluluklarla barışçıl yaşayabilmelerini sağlayabilecek projeler üretmek

-Göçmen kadınlar, LBTİ bireyler, çocuklar ve engelli kadınlar için araştırmalar yürütmek, savunuculuk yapmak, yazı, haber yazmak ve yasaların kadınlar lehine uygulanmasını takip etmek.

-Göçmen kadınlar, LBTİ bireyler, çocuklar ve engelli kadınlara destek sağlayacak ulusal ve uluslararası projeler başlatmayı, yürütmeyi ve mevcut projelere destek vermeyi ve uluslararası iletişim ve etkileşim ağları oluşturmak.

-Savaş ve kriz ortamında göçmen kadınların kendilerini ifade edebilmelerini sağlayacak güvenli alanlar oluşturmak.

-Projelerde hizmet sunulan göçmen, mülteci ve sığınmacı kadınların da proje yönetimlerine aktif katılım ve söz sahibi olabilmeleri için alanlar açarak hiyerarşik yapıları dönüştürmek.
 

 

*Başlık altındaki tüm bilgiler, Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği’nden alınmıştır.

 

 

 

 

 

Yorumlar