porno izle
Genel

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Genel Sekrteri Dersim Gül, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yayımladı

İsveç’in başkenti Stockholm’de 1972 yılında toplanan, Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı’nda temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu kararıyla kabul edilen 5 Haziran Dünya Çevre Günü bugün bütün dünyada kutlanıyor. TMMOB, Dünya Çevre Günü’nde yaptığı açıklamada, bugün sorgulanması gerekenin kapitalizmin kendisi olduğu vurgulandı.

“Okyanuslarda oluşan kirlilikten temiz su kaynaklarının kritik seviyelere inmesine, afetlere dönüşen atmosfer olaylarından tarımsal üretimin azalmasına ve biyoçeşitliliğin giderek yok olmasına değin uzanan olumsuz gidişat kapitalizmin dünyamıza armağan ettiği küresel kötülükten ibarettir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada 16 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin çevre politikalarına da değinildi. Açıklamada, AKP’nin Mersin, Sinop ve Kırklareli’nde yapılmak istenen nükleer enerji santralleri, çevresel tehdidi geri dönülemez bir aşamaya doğru götürdüğü belirtilirken ‘nükleer sevdadan’ derhal vazgeçilmesi gerektiği söylendi.

 TMMOB’un  açıklaması şöyle:

“Çevre ve insan yaşamı arasındaki ilişkiyi çarpık biçimde kuran kapitalizm, insanlığı bütün olarak tehdit eden küresel ölçekli çevre sorunlarının doğmasına neden olmuştur. Ne yazıktır ki küresel ölçekli çevre sorunlarının bir kısmı geri dönüşü mümkün olmayacak düzeylere ulaşmıştır. Okyanuslarda oluşan kirlilikten temiz su kaynaklarının kritik seviyelere inmesine, afetlere dönüşen atmosfer olaylarından tarımsal üretimin azalmasına ve biyoçeşitliliğin giderek yok olmasına değin uzanan olumsuz gidişat kapitalizmin dünyamıza armağan ettiği küresel kötülükten ibarettir.

İnsan ile insan arasındaki ilişkiyi sömürü temelinde kuran, üçüncü dünya savaşı olarak nitelendirilen günümüzdeki koşulların sağlayıcısı olan kapitalizmin çevre ile ilişkisi de sömürü üzerine kuruludur.

5 Haziran Dünya Çevre Gününde sorgulanması gereken şey kapitalizmin kendisidir.

Ülkemizde sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama Anayasal güvenceye alınmış olmasına rağmen en yakıcı sorunlarımızın başında çevre sorunları gelmektedir.

Çevre mücadelesi, yaşam mücadelesinin ayrılmaz ve en önemli parçasıdır. Kar hırsının ve gündelik çıkarların insanlığın ve gezegenimizin geleceğini tehdit etmesine izin veremeyiz. Gelecek nesillere yaşayabilecekleri bir dünya bırakabilmek için, ekolojik bir krize dönüşen çevre sorunlarının çözümünde, bütüncül politikaların, hukuksal ve kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekir. Çevre politikalarının sanayi, kentleşme, ulaşım, enerji politikaları ile birlikte değerlendirilmesi asgari bir gerekliliktir.

16 yıldır iktidarda bulunan AKP iktidarının bu alana ilişkin vurdumduymaz tutumu, ülkemizdeki çevre sorunlarını giderek daha da büyütmektedir. Ormanların, kıyıların, nehirlerin, meraların birer rant alanına dönüştürülmesi, doğal varlıklarımızın yok olmasına neden olmakta ekolojik denge bozulmaktadır. Mersin, Sinop ve Kırklareli’nde yapılmak istenen nükleer enerji santralleri, çevresel tehdidi geri dönülemez bir aşamaya doğru götürmektedir.

Ülkemizin ve coğrafyamızın geleceğini tehdit eden bu gidişata derhal son verilmelidir. Nükleer enerji sevdasından vaz geçilerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmelidir. Sanayi, tarım, enerji, ulaşım ve kentleşme politikaları belirlenirken çevre politikalarını önceleyen bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.

Anayasamızın 56. Maddesi “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” vermektedir. “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir”. Hükümeti, bu anayasal sorumluluğuna uygun davranmaya çağırıyoruz.

Bizler TMMOB olarak, çevreyle uyumlu bir kalkınma ve sanayileşme için, derelerimizin, ormanlarımızın, tabiat varlıklarımızın korunması için, insanlarımızın sağlıklı bir çevrede huzur içinde yaşaması için mücadele etmeye, mesleki teknik bilgimizi bu doğrultuda seferber etmeye devam edeceğiz.” (BirGün)

Yorumlar

Video Porno Incesti