porno izle
analiz

Afrin’e yönelik askeri operasyonlarda, 4 Şubat’tan bu yana savaş uçaklarının Afrin üstünde uçamadığı ve havadan bombalama yapılamadığı belirtiliyor.

Hürriyet’in haberine göre, bunun nedeni Rusya’nın Suriye hava sahasını Türkiye’nin savaş uçaklarına ve helikopterlerine kapatmasıymış.

Bu konuda resmi bir açıklama yok. Ancak 4 Şubat’tan beri Genelkurmaydan Afrin operasyonuyla ilgili yayımlanan bültenlerde, savaş uçaklarının bombardımanlarıyla ilgili bir bilginin yer almaması, Afrin hava sahasının kullanılamadığının bir işareti olarak yorumlanıyor.

Hürriyet bu durumu, “Rusya’nın kendi uçaklarına omuzdan atılan füzelere karşı yeni bir elektronik hava savunma sistemi kurma çalışmalarını yürütmesinden kaynaklandığı, bu çalışmayı bitirdikten sonra Afrin hava sahasının yeniden Türk savaş uçaklarına ve helikopterlerine açılmasının beklendiği” biçiminde açıklıyor.

RUSYA YENİ TAVİZLER Mİ İSTİYOR, YOKSA…

Eğer son günlerde Afrin harekatı etrafında önemli gelişmeler olmasaydı, teknik bir nedenle Afrin hava sahasının Türkiye’nin savaş uçaklarına kapatılması, olağan sayılabilirdi. 

Ancak, Afrin’e yönelik operasyonun hemen öncesinden başlayarak ve bölgedeki gelişmelerle bağlantılı olarak ele alındığında, Rusya’nın “teknik nedenler”le sınırlı gerekçesi pek inandırıcı olmamaktadır.

Rusya’nın, Suriye hava sahasının Türkiye’nin savaş uçaklarına yasaklamasının teknik bir nedene bağlı olduğuna ilişkin haberler ve “inandırıcı” olmayan gerekçeleri bir yana bırakılırsa; yasak için geriye iki ihtimal kalmaktadır.

Bunlardan birincisi, Rusya’nın sıkıştırılmış Türkiye’den yeni tavizler koparması ihtimalidir. İkinci ihtimal de hava desteğinden yoksun olan TSK’nin Afrin’de başarısızlığa uğrayarak, Rusya’nın bölgedeki stratejisine manevra yapamayacak biçimde bağlanması isteği olabilir. Ki bunlardan hangisinin (Aslında ikisi iç içe ama biri ağırlıkta olabilir) öne çıkacağını yakında daha net biçimde görmenin mümkün olacağını söylemek yanlış olmaz.

TÜRKİYE’NİN MANEVRA ALANI DARALIYOR

Çünkü Afrin operasyonunun hemen öncesinde, Rusya’nın ve Suriye rejim güçlerinin İdlib’de cihatist terörist grupları güneyden kuzeye doğru süpürerek İdlib’de kontrolü ele alma girişimine karşı el Kaideci ve diğer cihatist gruplar ciddi direniş gösterdiler. Bu çatışmalar sırasında Rusya savaş uçağının düşürülerek, pilotunun öldürülmesi, Rusya için yeni bir işaret fişeği oldu. 

Zaten Rusya, Afrin operasyonu öncesinde; İdlib merkezli olarak “ateşkesi” denetlediği bölgede yeterli gözlem merkezi kurmamak ve cihatist grupları kontrol etmemek konusunda Türkiye’ye dair hoşnutsuzluğunu ifade ediyordu. Nitekim dün sabah telefonla konuşan Putin’in bu “gözlem merkezi”yetersizliğini gündeme getirdiği belirtiliyor. Dahası Rusya savaş uçağının Türkiye’nin denetimindeki bölgede vurulması, Rusya’nın bu eleştirilerine daha da ciddiyet kazandırmış görünüyor.  

Bütün bunlar olurken; Rusya’nın Afrin’de Türkiye ile anlaşarak Afrin’deki askerini Tel Rıfat’a çekmesi ve Türkiye savaş uçakları ile helikopterlerinin Suriye hava sahasına girmesine izin vermesi, her ne kadar İdlib etrafındaki gelişmeleri iç kamuoyunun dikkati dışına çıkarsa da sorunun, Rusya’nın gündeminden çıkmadığı anlaşılıyor.

ABD MENBİC’DE KALMAKTA ISRARLI

Nitekim bu dönemde, Rusya Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarından yapılan Afrin operasyonuna dair “rezervli” açıklamalar da kesintisiz sürdü.

Suriye hükümetinin Afrin operasyonuna, Türkiye’nin Suriye topraklarında asker bulundurmasına karşı sert açıklamaları sürerken, İran da Türkiye’nin Afrin’deki askeri güçlerini geri çekmesi için ısrarlı ve giderek sertleşen açıklamalar yapıyor. 

Nihayet önceki gün Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Tahran’a giderek İran Dışişleri Bakanı Zarif’le bu konuyu görüştü. Ama İran’dan kendi tutumunu yumuşattığını gösteren bir açıklama çıkmadı.

Öte yandan ABD’nin tutumu de giderek sertleşiyor. 

Afrin operasyonunun hemen öncesinde, “İdlib’in bizimle ilgisi yok” diyerek operasyona destek verir görünen ABD, Afrin operasyonunun IŞİD’e karşı mücadelede dikkati zayıflattığını söyledi. Türkiye’den yapılan “Afrin’den sonra sıra Menbic’de, Fırat’ın doğusunda” açıklamaları karşısında da ABD’nin tutumu giderek sertleşti. Nitekim dün, Menbic’i ziyaret eden, IŞİD’le mücadele koalisyonunun en üst düzey ABD’li Komutanı Paul E. Funk, açıkça “ABD’li birliklerin Menbic’de kalacağını” söyledi. 

Funk, Türkiye’den yapılan açıklamaların kendisini endişelendirip endişelendirmediğine dair soruya ise, “Hayır, benim iş tanımım endişelenmek değil. Benim işim savaşmak” diye meydan okuyan bir yanıt verdi.

‘KOMPLO TEORİSİ’ GERÇEK Mİ OLUYOR? 

Ancak Rusya ve İran’ın, Suriye topraklarını rejimin denetime bırakma (Eğer bir otonomi, federasyon, özerklik vb. olacaksa bunun etrafında oluşturulması) ihtimalini de yabana atmamak gerekiyor. Dolayısıyla Suriye’de mevcut rejimi terörist gören Türkiye’nin bu stratejiye karşı da mevzilendiği ortadadır. Dahası Türkiye, Afrin ve Fırat Kalkanı operasyonlarını bu mevzisini güçlendirmek için yaptığını da saklamıyor.(*)

Bu yüzden süreç ilerledikçe, Türkiye’nin manevra alanı da daralıyor. 

Dolayısıyla, Rusya Suriye hava sahasının savaş uçaklarına kapatılması Erdoğan-Bahçeli ittifakının Afrin seferini hayli zorlayacak gelişmelere (Çünkü hava desteği olmadan Afrin operasyonunun istenen amaca varması çok güç) yol açabilir. Ki, bu da, Rusya Türkiye’nin Afrin’e müdahalesine izin verdiğinde,“Rusya, Afrin’e Türkiye’nin boyunun ölçüsünü alması için izin verdi”  diyen komplo teoricilerinin iddiasını akla getiriyor.

Yoksa bu “komplo teorisi”, en azından Rusya’nın tutumu bakımından bölge gerçekleriyle örtüşmüş müydü? 

(*) Dün Saray’da yapılan “muhtarlar toplantısı”nda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir adım daha ileri giderek, bir tür “Türk Armegedonu” olarak, Arapça hadislerle, sürekli savaşılacak bir hedef olarak tarif ettiği, “Kızılelma”yı hedef gösterdi. Herhalde Ruslar ve Amerikalılar bu sembollerden anlamaz diye düşünüyor. (evrensel)

Yorumlar