banner
banner
banner
porno izle
GÜNDEM

Sultanahmet’te katliamı kimin yaptığı artık bu tür eylemlerde görüldüğü üzere çok fazla önem taşımıyor. IŞID söz konusu olduğunda bu türden katliamların yaşandığı eylemler hiç üstlenilmedi.

Burada AKP’nin dönüştürdüğü güvenlik aygıtının önceden tespit edilmelerine ve bir kaç gün öncesinde “Türkiye’de kısa süre içerisinde yeni patlamaların olabileceğine” dair medyaya açıktan yansıyan bilgilere rağmen önleyici bir tedbir almayı istemediği çok net görülmektedir.

Haliyle böylesi bir durumda (turizmin darbe yemesi mevzusu bir yana) AKP faşizminin bu eylemin yarattığı atmosferi daha öncelerinde görüldüğü üzere, ilk olarak kendisi açısından yeni “mağduriyetler” yaratmak için kullanacağı bir gerçek.

Dünya kamuoyunda IŞİD eksenli “terör” saflaşmalarının yarattığı etkinin gölgesi AKP yönetiminin yeniden yapılandırma faaliyetlerini kolaylaştırıcı bir işlev gördü.

Şimdi AKP yönetimi bu tablonun yarattığı siyasi iklimin meyvelerini toplamak amacıyla elinin daha bir serbest kalacağını düşündüğü bir argümana daha sahip oldu.

RTE öncülüğünde deklare edilen yeniden yapılandırma programı epeyce bir süredir her düzeyden muhalefetin kriminalize edilmesini, ezilmesini amaçlayan dinsiz vatan hainleri ve vatansever müslümanlar eksenli bir söylemle geliştirildi. Bu konuda çok ileri adımlar atıldığı biliniyor.

Bu manada faşizmin bir ayı aşkın bir süredir “terörle mücadele” kapsamında Kürt halkı üzerinde yoğunlaşan kıyım ve boyun eğdirme operasyonları uluslararası düzlemde devleti caydırıcı hiç bir negatif etki yaratmadığı gibi çoğunlukla suskunlukla geçiştirildi.

Açıkçası Sultanahmet katliamı, faşist devlet aygıtının açık/gizli organlarının desteği olsun olmasın, ancak bu kadar ısmarlama olabilirdi.

AKP faşizmi bu katliamın canlandırdığı “terör” argümanı üzerinden “meramını” daha rahat anlatabileceği ortam yakalamış durumdadır.

Bu bağlamda AKP tarafından tüm Türkiye sathında yaygınlaştırılacağı ilan edilen “terörle mücadele” operasyonlarının gerekçelendirilmesi anlamında bir sıkıntı yaşamayacağı gözükmektedir.

Günün sonunda Türkiye neye hangi ülkeye benzetilecek bilmiyorum. Bu konuda uzunca bir süreden beri papatya falı misali değerlendirmeler yapıldı.

Türkiye, Lübnan, Pakistan veya başka bir şey olur mu? Bunlar hiç bir anlamı olmayan benzetmeler.

Bugün açısından önemli olan, bunlara işaret etmekten ziyade Türkiye’nin içine sokulduğu kanlı girdaptan çıkılması için mücadele etmenin, tavır almanın, bu amaçla daha geniş birliktelikler yaratmanın gerekliliğidir.

Türkiye’nin açık faşizmin kurumsallaşması anlamında çok daha hızlı bir dönüşüm sürecine gireceği bu katliamın en somut sonucu olarak kaydedilmelidir.

AKP ve RTE’nin bunun keyfini sonunda dek çıkaracaklarından emin olabiliriz!

Yorumlar

Yazan
Ahmet Akif Mücek
1960 Elazığ doğumlu, 1978 yılı İstanbul Yüksek Teknik Öğretmen Okulu'na kayıt yaptırdı. Dev-Genç'te başlayan ve Devrimci Yol çizgisinde sürdürdüğü siyasi mücadele 12 Eylül hapishanelerinden başlayıp F tipi hapishaneler dahil olmak üzere yargılamalar, firar, sürgün yılları olarak devam etti. Yayın çalışmaları kapsamında Almanca’dan yaptığı çevirilerin yanı sıra Türkiye’nin politik-ekonomik siyasi yapısına dair üç kitabı Gökkuşağı Yayınları tarafından yayınlandı. Türkiye’de Askeri Darbeler (2009) 12 Eylül Askeri Darbesinin Ekonomi Politiği (2009) Asimetrik Savaş ve Provokasyon Süreci (2010) Son kitanı Ortadoğu'nun Globalleşmesi, Eylül 2014'te Belge Yayınları'ndan yayınlandı.
Video Porno Incesti