porno izle
Bellek

Sosyalizmin temel bazı ortak özelliklerinden söz edebiliriz. Fakat sosyalizmin inşasına ilişkin tekil sabit bir model önerebilir miyiz? Sosyalizmin pratiği oldukça azgelişmiş bir kapitalist ülkede ortaya çıktı veya hatta olağanüstü geri, yarı sömürge ve yarı feodal bir toplumda ortaya çıktı. Böylesi ülkelerde sosyalist devrimin tamamlanmasından sonra adım adım nasıl ilerlenip komünizme geçileceği yeni bir teorik ve tarihsel sorundur. Marksist teorik düzlemde bunlara hazır bir cevap bulunmuyor ve öğreneceğimiz ve üzerinden bir model yaratacağımız ölçüde gerçekleşmiş bir tecrübe de bulunumuyor. Marksist teoriler temelinde yaratıcı bir  araştırma ve deney süreci gerekiyor. Doğu Avrupa’daki dramatik değişiklikliklerin temel sebebi buralarda ülkenin özgün koşullarına uyan bir modelin geliştirilmemesi  ve fakat Sovyet modelinin körükörüne kopya edilmesidir. Bunun sonucu kaçınılmaz olarak Sovyet modelinin inkar edilip reddedilmesi olmuş, bu da sosyalist sistemin yıkımına götürmüştür.

Aslında Marx ve Engels bilimsel sosyalizmin ilkelerinin her bir ülkenin gerçeklerine uygun olarak düşünülmesini daima vurgulamışlardı. Komünist Partisi Manifestosu ve diğer önemli programatik belgelerde onlar “bu temel ilkelerin uygulamasının  koşullardaki değişikliklere bağlı olarak“ değiştirilmesini tavsiye etmişlerdi. Onlar, ‘bizim teorimiz kapalı bir doktrin değil bir eylem kılavuzudur’ diyorlardı.

Çin’in sosyalist inşa sürecinde Eylül 1982‘de  Deng Xiao Ping açıkça ilk kez “Sosyalizmin Çin’e özgün özelliklerde inşa edilmesi” şeklindeki perspektifi öne sürdü. Bunun arkasından tekrar Mayıs 1989‘da ÇKP‘nin 12. ülke kongresinde yaptığı konuşmada, “her ülkenin sosyalizm inşasının kendi koşullarına uyması gerekir. Sabit olan tek bir yol yoktur; böyle olması da olanaksızdır. Eski kuralları ve yöntemleri izlemek ve muhafazakar bakış açısında ısrar etmek; sadece ve sadece gerilemeye hatta başarısızlığa götürür, çünkü farklı ülkelerdeki koşullar farklıdır; onların tarihleri, ulusal kökleri ve kültürleri, komşuları ve birçok başka farklılıkları vardır” diyordu.

“Diğerlerinin tecrübesinden öğrenebilirsiniz fakat  kopya etmek doğru değildir. Biz kendi pratiğimize dayanarak ve sosyalist ülkelerin pratiklerini gözönünde tutarak uygun bir reform politikası ve adımlar belirlemeliyiz; farklı yol ve yöntemlerin bulunup geliştirilmesi sosyalizmin canlılığı ve hayatiyetini gösterecektir” diyordu. Onun bu fikirlerinin etkisi büyük oldu.

3- Stalin modeli üzerine değerlendirme: Stalin modelinin başarısızlığı bir bütün olarak sosyalist hareketin başarısızlığı anlamına gelmemektedir; bu sadece  pratiksel düzlemde bir başarısızlıktır. Bu modelden bugünkü sosyalizmin inşası için çok önemli dersler ve aydınlanma noktaları çıkarılabilir.

Çıkarım  a- Yaşanan sosyalizm gerçeği,  Marks‘ın sözünü ettiği veya öngördüğü  anlamda onun komünizmin birinci aşaması olarak tanımladığı sosyalizm değildi.

Marx, sosyal gelişme aşamasının ötesindeki  herhangi bir kavrayış ve pratiğin tarih tarafından cezalandırılacağını yazmıştı. 20 .Yüzyıl tarihinin olguları bu fikri kanıtlamıştır, gerçek sosyalizmin kapitalizmden sonraki  daha  gelişkin bir tip sosyal sistem olduğunu ve kapitalizmin antitezi olarak göründüğü gerçeğini ortaya koydu, ancak varolan mevcut sosyal temeli bakımından bugünkü sosyalizmin bugünkü kapitalizmden daha geri bir pozisyonda olduğunu da ortaya koydu. Bundan dolayı diyebiliriz ki, sosyalizm kapitalizmin  “Utanç  kapısından “ ( Caudine Forks )* geçmeden ilerleyebilir fakat öte yandan sosyalizmin inşası  „kaçınılmaz olan tarihsel aşamanın“ görevlerinin üzerinden atlamayı denememelidir.
Diğer bir deyişle “endüstrileşmenin gerçekleştirilmesi, ekonominin toplumsallaşmasını ve gelişkin pazar ekonomisini ve modernleşmeyi gerçekleştirme  görevlerinin üzerinden atlayamaz, atlamamalıdır. Aynı zamanda modernleşme-medenileşme sadece ekonomik boyutlu değil, politik ve kültürel boyutlu olarak gelişkin bir düzeye çıkarılmalıdır.”

Stalin‘in teorisinin önemli temel hatası, Rusya‘nın somut ulusal koşullarından kopuk olarak oluşmasıdır. Stalin modeli Marks ve Engels‘in geleceğin komünist toplumuna ilişkin (özellikle birinci aşamaya ilişkin) elementer öngörülerini ekonomik, teknolojik ve kültürel bakımlardan geri Rusya toplumuna zorla uygulama çabasıdır. Stalin’in uygulama biçimi model ve sosyalizme ilişkin yüksek standartları geri bir düzeye düşürmüştür. Bu modelin suni bir biçimde sosyalizmin inşası tarihsel sürecini  kısaltma çabasına girişmesi böylece nihai olarak pratikte bir dizi “sol” hatalar içeren aceleci-iradeci bir çizgiye düşmüştür. Sosyalizm yolunda ilerlerken bir yandan yoksulluğun sosyalizm olmadığını ve sosyalizmin kapitalizmden tarihsel olarak daha ilerdeki daha gelişkin bir toplumsal formasyon olduğunu düşünmeliyiz, fakat öte yandan da  bugünkü gerçek sosyalizmin ekonomik ve kültürel olarak geri ülkelerde ortaya çıktığını ve geri bir noktada bulunduğunu dikkate almalıyız. Ulusal koşullardan ve içinde bulunulan aşamanın süreçlerinden soyutlanmış her hangi bir  pratik tarihin yasaları tarafından cezalandırılır.

Nitekim, 1936‘da  Sovyetler Birliği‘nde  sosyalizmin inşa edilmiş olduğu ilan edilmişti. 1950‘lerin sonlarında  Çin‘de de  “komünizme koşar adım geçiş” süreci  başlatıldı ve Çin‘de bu dönemde aynı zamanda„ Britanya’yı geçmek ve ABD‘ye yetişmek hedefi„ konulmuştu. Bu yaklaşımlar ve çalışmalar içinde bulunulan aşamanın gerçeklerinden kopmuştu ve ekonomiyi bir çöküşün eşiğine götürecek  sonuçlara yol açtılar. Modernleşmiş bir sosyalist toplum inşa etme çabası  içinde bulunulan tarihsel dönemin çizgilerine uyumlu olmalı ve ülkenin genel koşullarnı yansıtmalıdır. Marksizmin teorik temeli dogmatik ve mekanik bir biçimde ele alınmamalıdır.

Çıkarım bSosyalizm ve kapitalizm arasında sadece çatışma ve karşıtlık değil aynı zamanda birlik ve karşılıklı bağımlılık bulunur.

Bunun bugün tam da böyle olmasının nedeni bugünkü yaşanan sosyalizmin içinde bulunduğu tarihsel sürecin Marks ve Engels‘in öngördüğü bir biçimde ortaya çıkmamış olmasıdır.

Bundan dolayı  bugünkü sosyalizmin inşası görevi kaçınılmaz olarak sosyalizm ile kapitalizm arasında karşılıklı bağımlılık olgusunu ve bütün bir insan toplumunun bir arada ortak varlığını ortak gelişme gerçeğini de dikkate alması gerekir .

Bugünkü sosyalizmi inşa sürecinde bir yandan kesin bir biçimde sosyalist özelliklere bağlı kalmayı sürdürmeli ve sosyalist ülkelerin ekonomik ve politik reformlar sürdürmesi bayrağı altında sosyalist yoldan vazgeçirilmesi yolundaki karşıt çabalara karşı çıkmalı ve “sosyalizm ile kapitalizmin farklılıklarının asimile edilip  kaynaştırılması“ teorisini reddetmeliyiz .

Öte yandan da yüzlerce yıllık bir tarihi geçmişe sahip olan gelişmiş kapitalist  ülkelerde ekonomik politik  kültürel bilimsel ve teknolojik açılardan öğrenmeye değer ve sosyalizmin inşasında yararlı ve değerli  birçok gelişkin ögenin bulunduğunu da kabul etmeliyiz.

Stalin, dünya ekonomisinin birçok bağlantılarını ve bunların Sovyet ekonomisini etkilediğini bilmesine karşın ideolojik alandaki çatışma gerekleri ve çatışma nedenleri sonucunda, Rusya ve benzeri geri ülkelerin sosyalizm inşa süreçleri açısından  bu yolu uygun bir model olarak değerlendirmedi.
O bu ilişkilenmeyi geçici bir tedbir, geçici gereksinimlere bağlı bir  taktik olarak düşündü ve dolayısıyla sadece meseleye kapitalizmle sosyalizmin karşıtlık içinde olması bakış açısından baktı. Son yüzyıllık gelişmesi süreci içinde kapitalist ekonomi politik “bırakınız yapsınlar” meta  ekonomisi modelinden, piyasalara “devlet müdahalesini“ de içeren gelişkin bir pazar ekonomisi modeline evrildi.
Mikro ekonomik düzlemde işletmelerin davranış biçimleri sosyal sistemin bütününe uyumlulaştırıldı ve rekabet koşullarına esnek bir biçimde uyabilecekleri reformlar yapıldı. Kapitalizm makro ekonomik düzlemde ise, değer yasasının pazarda daha sistematik işlemesi için bazı tedbirler geliştirdi ve üretim faktörlerinin bilgisinin daha hızla akabildiği bir sistem oluşturarak bir dizi reformlar yaptı. Böylece bu reformlar ile kapitalist yönetim yapısının planlama ve etkinlik düzeyini büyük ölçüde yükseltti.

Kapitalizme özgü temel çelişmeler hala varlığını sürdürmekle birlikte pazardaki ürün  fazlası olgusu daha sonraki dönemde üretim kapasitesi fazlası problemine dönüşmekle birlikte, kapitalizmin önceki felaketli ekonomik krizleri şimdilerde sadece daha ılımlı ekonomik durgunluklar sonucuna yol açmaktadır. Kapitalizmin kendi kendini düzenleme ve ayarlamalar yapma eğilimi olgusunda tecrübelerini geliştirmektedir. Bütün bu olguları dikkate aldığımızda kapitalizm ile sosyalizm arasında karşılıklı bağımlılık ve işbirliği yönünün de bulunduğu gerçeğinin görülmesi ihmal edilemez. Bundan dolayı sosyalizmin kapitalizmin yerini alması uzun bir tarihi süreç içinde gerçekleşebilecektir.

Çıkarım c-  Sosyalizm otoriter değil açık ve demokratik tipte bir toplum biçimidir.

Marx ve Engels geleceğin toplumu üzerine öngörülerde bulunurken içinde halkın tam olarak demokratik haklarını en geniş biçimde kullanabilecekleri ve en geniş haklardan yararlanacağı bir demokratik merkeziyetçiliğin sosyalist toplumun temel bir örgütsel biçimi olduğunu ileri sürmüşlerdi. Stalin 1930‘larda yürüttüğü “karşı devrimcileri tasfiye kampanyalarında“ “temizlik hareketlerinde“ parti ve ordu  içinde büyük sayılarda önde gelen önemli kadroları öldürttü  ve halkın sosyalizmden korkmasına yol açtı. Onun kişiye tapma ve yüceltme  kampanyaları dogmatizmle birleşerek onun bizzat kendisinin gerçeğin ve Partinin yegane temsilcisi ve tek doğru olarak algılanması sonucunu doğurdu. Stalin’in teorileri bütün fikirlerin kaynağı olarak alındı, bunlar hep birlikte katı, muhafazakar, kapalı bir ideolojik ve kültürel sistemin Sovyetler Birliği‘nde oluşmasına yol açtı.

Bu modelde, demokratik merkeziyetçilik şeklindeki sosyalist ilke ve halkın denetim ve gözetim hakları pratikte hakikaten ifadesini bulamıyordu. Bu durum işçilerin inisiyatif ve iştirakine büyük zarar verdi ve tüm toplumun yaratıcılığını söndürdü. Toplumsal sistemde hastalıklı anormal bir yapının oluşmasına yol açılmış oldu.
Sosyalizm henüz teorik bir fikir olduğu aşamada sosyalizmin çekiciliği kapitalizmin hatalarına ve kötülüklerine getirdiği eleştirilerden güçlenmekteydi. Sosyalizm bir tür gerçek olduğunda ise, onun çekiciliği kapitalizme göre üstünlüklerini ortaya koyması ile olabilir.
Bugünün sosyalizminin inşasında onun üstünlüğünü sadece üretici güçleri hızla geliştirmesi ile değil aynı zamanda demokratik bir politik yaşam  tarzı inşa edilmesinde, kültür, eğitim, bilimsel ve teknolojik gelişmede demokratik bir tarzı oluşturmasında göstermelidir. Sosyalizmin gelişme amacı  ve hedefi bu olmalıdır.

Bir ulusun ideolojik ve kültürel gerilik içinde fanatik bir yola girmesi sorunları tutkularla çözmeye çalışması ve demokrasi yoksunluğu her alanda bilimsel ve teknolojik yenilenmenin gelişmesini ciddi bir biçimde engelleyecektir. Bununla birlikte böylesi bir yenilenme olmaksızın ekonomik gelişmenin gerek duyduğu sürekli destek ve itici güçler yaratılamayacaktır. Sosyalizm dünya çapında nihai zaferi elde etmek istiyorsa gerçek hayatta tartışmasız üstünlüğünü ortaya koymalıdır ve bu üstünlüğü bütün alanlarda geniş kapsamlı bir biçimde gösterebilmelidir. Sosyalizmin gerçekliği canlı bir biçimde üretici güçleri geliştirmeli ve özgürleştirmelidir; düzenli bir biçimde devamlı olarak politik sistemde reformlar yapmalı, sosyalist demokrasiyi inşa etmeli, sosyalist hukuk sistemini gözardı eden ve demokrasiyi çiğneyen Stalin modelinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmalı; aynı zamanda  bütünlük içerisinde sosyalizmi, demokrasiyi, açıklık ve uygarlaşmayı açığa çıkarmalıdır.

Çıkarım dSosyalizmin inşası pratiğinde ülke koşullarına uygun reformlar başlatıp sürdürmeye girişme yaklaşımı ikinci bir devrim niteliğindedir.

Reformun amacı hataları düzeltmek ve eksiklikleri aşmaktır. Bunun yolu ise reformlar yapmaktan geçmektedir. Klasik Marksist teoriyi tamamen kopya etmek  durağanlaşmış ve donmuş bir sosyal sisteme yol açacaktır. Modası ve zamanı geçmiş  bir sistemde ısrar etmek sosyal hayatın durgunlaşmasına yol açacak,  hatta sosyal dağılma dahi ortaya çıkabilecektir. Stalin modeli, geri bir tarım toplumunu Avrupa’nın birinci sırada bir ülkesi haline getirdi; bu ülkeyi kısa bir zaman dilimi içinde  dünyanın ikinci büyük gücü haline getirdi; onun başarılarını görmezden gelemeyiz.

Fakat birçok çalkantılı onyıllar boyunca Kruşcev etkin bir reform çabasına girişmedi. Brejnev istikrar kaygısı ile ideolojik alanda “hassas sinir“ noktalarına dokunmaktan korktu ve muhafazakar bir tutum sergiledi. Sonuçta kurulu muazzam sistem sosyal gelişmeyi tıkayan bir tıkaç haline geldi.

Engels, bu meselede şöyle yazıyordu “sosyalist toplum“ denen şey öyle statik bir şey değildir, aksine o herhangi bir diğer sistem gibi sürekli değişen ve reformlar yaşayacak bir toplumdur “. Tarihte karşılaşılmamış bir sosyalizm inşası görevi ile karşı karşıya bulunuyoruz; nehri geçmenin yolunu arıyoruz; dolayısıyla bu yolda ilerlerken sosyalizmin temel öncüllerine bağlı kalmayı sürdürmeliyiz. Bu perspektiften vazgeçmeden güncel duruma uygun kurumsal düzeyde  reformlar yapmayı sürdürmeliyiz. Teknolojik yenilikler, ekonomik gelişme ve politik reformlar, ideolojik ve  kurumsal düzeyde reformları gerektirmektedir. Yaratıcı düşünme ve yaratıcı teori kılavuzluğu ile reformun yönünü belirlemeli; reformların yapısı üzerine bir konsensus sağlamalıyız. Üretici güçler ile üretim ilişkileri arasında ve toplumsal formasyonun ekonomik temeli ile üst yapısı arasında uygun bir uyum ve karşılıklı etkileşim sağlamalıyız ve dönem dönem uygun ayarlamalar (reformlar) yapmalıyız.

Ekonomik düzlemden bakarsak: Pazar ekonomisi sistemi kaynakların tahsisine ilişkin yollardan sadece biridir ve pazar ekenomisi sistemi ile toplumsal sistemin niteliği arasında doğrudan bir ilişki ve bağımlılık yoktur.
Kapitalizmde de planlar bulunur, sosyalizmde de  piyasalar/pazar bulunur. Azgelişmiş ülkelerde sosyalizmin inşasında  üretim araçlarının kamusal mülkiyet altında bulunan yapısının temel olduğu ve bunun diğer farklı mülkiyet biçimleri ile bir arada bulunduğu  bir sistem uygun bir ekonomik sistemdir. Kamusal mülkiyet biçiminin de uygulamada kendi içinde çeşitlenebileceği ve çeşitlendirilemesine izin verilmesi gerektiği Çin’deki sosyalizm inşa deneylerinde kanıtlanmıştır ve bu anlamda Marksizm Leninizmin teorisinde yaratıcı bir gelişme de sağlanmıştır.

Politik düzlemde bakarsak: Proletarya diktatörlüğü sınıfların tasfiyesi ve adım adım  komünist topluma geçişin ön koşulu olmakla birlikte politik örgütler içinde demokrasi ihmal edilmemelidir, aksi takdirde bu iktidarın merkezileşmesine ve kişisel diktatörlüğe götürür. Ekonomik gelişmenin gereksinimlerini karşılamak için politik sistemin sürekli bir biçimde reforma tabi tutulması gerekli olan bir yaklaşımdır.

Kültürel düzlemde bakarsak: Üstyapının bütün alanlarında Marksizmin önder konumunu korumakta ısrar ederken, öte yandan düşüncelerin çeşitliliğine ve farklılıkların varlığına özenle dikkat göstermeliyiz. „Yüz düşünce okulunun birlikte yarış içinde varolduğu ve yüz çiçeğin gelişip açıldığı“ yaklaşımında ısrar ederken, diğerlerinin iyi yanlarından öğrenip ve alıp kendimiz için yararlı yönde  kullanma tutumunu göstermeliyiz.

Sosyalist ülkelerdeki inşa sürecinin sorunları temel sistemden kaynaklanmamış ancak  somut çalışmadan ve kurulan somut özgün sistemlerden doğmuştur. Bu nedenle reformlar yaparken nelerin değiştirilmesi nelerin değiştirilmemesinin doğru belirlenmesi önemlidir, aksi takdirde yapılacak reformlar „ana yönde değişikliğe“ yol açabilir.

Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa‘da  meydana gelen değişiklikler sosyalist akımın yenilgisi değil, fakat sosyalizmin pratiksel düzlemdeki bir modelinin başarısızlığıdır; diğer bir deyişle Sovyetler Birliği‘ndeki Stalin modelinin başarısızlığı ve sona ermesi Marksizmde ısrar etmemenin bir sonucudur. Tersinden ifade edersek bu model gerçekte Marksizmin gerçek yaşayan ruhundan uzaklaşmanın bir sonucudur.
Stalin modelinin olumsuz deneyinden elde edilen dersler sonucunda sosyalist ülkeler tek bir pratiksel model üzerinde gelişme yolu yerine, çoğul yollardan ilerleme yolunu bulmuşlardır.

Sosyalizm ve kapitalizm arasındaki rekabet içinde nihai zaferin sosyalizme ait olacağı kesindir.

*(ÇN: Kapitalizmin utanç kapısı terimi Marx‘ın Rusya ile ilgili tartışmalarda ileri sürdüğü bir benzetmedir. Burada Marks işçi sınıfının kapitalizm ve burjuvazinin egemenliği olmaksızın üzerinde sosyalizmi kuracağı  “kapitalist toplumsal formasyonun” gerçekleştireceği varsayılan toplumsal-ekonomik ve kültürel koşulları işçi sınınfının bizzat kendisinin gerçekleştirebilme olanağını ileri sürmüştür. Bkz Duan. Marks‘ın Toplumsal Formasyon Teorisi kitabı. Bu teori Çin‘de kapitalist toplumsal formasyonun “üzerinden atlama” teorisi olarak  incelenmekte ve ele alınmaktadır.)

Kaynaklar

1] Selected Works of Marx and Engels (Volume IV) [M],  People’s Publishing House, 1995, Beijing

[2] Selected Works of Lenin (Volume II) [M],  People’s Publishing House, 1972, Beijing

[3] Soviet Union Communist Party (Bolshevik) Partinin 14.Kongresi’ne sunulan rapor, Collected Works of Stalin (Volume 7) [M]  People’s Publishing House, 1958, Beijing

[4]Selected Works of Marx and Engels (Vol. I) [M] People’s Publishing House, 1972, Beijing

[5] The Selected Works of Deng Xiaoping (Volume III) [M],  People’s Publishing House, 1993,  Beijing

[6]ÇKP Genel Sekreter Jiang Zemin’in report In the 15th Kongreye sunduğu rapor [R].

[7]Yu Jincheng: Sosyalizmin Doğu Dünyasındaki  Pratiği  [M],  Shanghai Sanlian Bookstore, 2005, Shanghai

[8] The Complete Works of Marx and Engels (Volume 37) [M],  People’s Publishing House, 1971, Beijing

Yorumlar

Bir Cevap Yazın