banner
banner
banner
porno izle
analiz

SHD Genel Sekreteri avukat Can Atalay adalet yürüyüşüne ilişkin konuştu.

Atalay “AKP’nin sosyal yardım kültürünün yerine 60 ve 70’lerin solunda olduğu gibi sosyal hak bilincinin yerleştirilmesi gerekir. Soma’dan Aladağ’a toplumun en yoksul kesiminden yukarıya bir adalet talebinin yükseltilebilmesi bunun için de selfiye değil her mecrada mücadeleye ihtiyaç vardır” dedi.

 CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşü devam ederken, adını Soma ve Aladağ’da mağdur olan ailelerin adalet arayışlarına verdikleri desteklerle duyuran Sosyal Haklar Derneği (SHD) bugün Taksim Galatasaray meydanında eylem düzenledi. Dernek üyeleri yaptıkları açıklamada insan, hava, su ve toprak için adalet talebinde bulundu. Derneğin Genel Sekreteri avukat Can Atalay eylemin ardından adalet yürüyüşü ve yükselen adalet talebi üzerine Toplumsol’un sorularını yanıtladı.

 Öncelikle Adalet Yürüyüşü ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü belki geç kaldığı, 16 Nisan sonrasında başlamadığı için eleştirilebilir ama her şeye rağmen çok kıymetli. Biz daha önceden de toplumun tüm kesiminin tek kesin talebinin adalet olduğunu, AKP iktidarı döneminde tüm kesimin ortaklaştığı, adaletsizliğe karşı isyan olduğunu söylüyorduk. Bu anlamda Kılıçdaroğlu’nun aldığı inisiyatif değerlidir.

MESELE YÜRÜYÜŞÜN ÖTESİNE GEÇMEK

Fakat mesele Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüne katılım göstermenin ötesine geçmektir. Adalet talebi daha önce merkezi bir talep olarak ele alınabilirdi, ele alınması gerekirdi. Sadece demokratik haklar açısından yani ceza yargılamasında haksızlığa uğrayan siyasetçiler, gazeteciler diğer yurttaşlar açısından değil; Torunlar inşaatta, Soma’da işçilerin, ailelerin, Aladağ’daki  adalet talebi bütün olarak ülkenin merkezi gündemine yazılabilirdi.

Memleket bu kadar yangın yeriyken, AKP patronajına tabi olanlara bütün kapıların açılamasına karşı herkesin, gazetecilerin, öğrencilerin, avukatların, öğretmenlerin, vekillerin, kadınların, emekçilerin, sadece karakollar, hapishaneler ve mezarlıklarla muhatap olmasının kabul edilemezliğini; sosyal cinayet düzeni sonucu ölenlerin meselelerine sahip çıkmak ve “yüksek”  siyasetin gündemine taşımak gerekir.

ADALET TALEBİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK ZORUNDAYIZ

Türkiye, ister küresel ısınma, ister iklim krizi deyin; bu kadar büyük bir küresel doğal krize doğru giderken, termiklerden HES’lere esaslı bir iklim adaleti talebi var.

Hem coğrafi olarak hem toplumsal olarak adalet talebini yaymak, çeşitlendirmek, farklı mecralarda yükselmesini sağlamakta yarar vardır. Sadece yürüyüş kolunda protokol oluşturarak, bunun fotoğrafını çektirip bu adalet talebini yükseltemeyiz. Sosyal adaleti; bu hali ile adaletin başta emeği ile geçinenler olmak üzere, herkes için talep edilmesini herkesin gündemine sokmak gerekir. Çünkü adalet sadece tutuklanan milletvekilleri için gerekli değil. Toplumun her kesimi ve siyasal yönelimleri için gerekli.

Öte yandan açlık, yoksulluk ve geleceksizlikle terbiye edilmeye çalışılan yurttaşlar açısından da adalet talebi yakıcı olarak gündemde. Bu adalet talebi, sadece demokratik haklar açısından değil, bunun daha ötesinde sosyal haklar ve doğal varlıkların korunması talebi düzeyinde ele alındığında gerçek içeriğine kavuşacaktır.

AKP’NİN İNAYETİNE KARŞIN HAK BİLİNCİ

AKP döneminde esas olarak kendi kapısında kul olan elit kesime bütün kapıları açarken, bunun dışındakilere bütün kapıları kapatıyor. AKP yardımseverliği, inayeti, sosyal yardımı hak bilincinin karşısına koyuyor. Önümüzdeki dönemde AKP’nin kendine mülk saydığı, toplumun kültürel bölümlenmesi içinde mutlak hegemonyası altında gördüğü milyonlara da hitap edeceksek inayet kültürünün karşısına hak bilincini koymamız gerekiyor. Tam da bunun vaktidir diye düşünüyoruz.

Sizce Adalet Yürüyüşü nereye varacak ya da nereye varması gerekir?

Bu adalet yürüyüşünün, adalet talebinin sonunda bir miting yapıp bitirilmesi ihtimalini düşünmek dahi istemiyorum. Yine bu mitingin Maltepe dolgu alanı gibi kente karşı suç olan bir yerde yapılması gerçekten üzücü bir ihtimal olur. Bunun böyle olmayacağını umuyoruz.  Ama öte yandan, Adalet Yürüyüşünün İstanbul’a girişinin konvoyu görkemli olması için herkesin elinden geleni yapması gerekir. Çünkü mevcut iktidara yönelik geniş tabanlı bütün mukavemet olanakları çok değerli ve sahip çıkılması gerekli.

Adalet mücadelesi Türkiye’nin her yanına yükseltilmesi gerekir. Fakat sadece rahatça konuşabildiğimiz muhitlerde değil AKP’nin yüzde 51 olarak ifade ettiği yoksul yığınlar içerisinde de yükseltilmesi, aşağıdan yukarıya bir talep haline getirilebilmesi zorunludur. Esas bunun için uğraşmak gerekir.

YÜZDE 99’A SESLENMELİ; “%51″İN YOKSULLARINA DEĞMELİYİZ

Biz tüm toplumsal hareket güçlerine, 16 Nisan akşamı çalınan oylar sonucu yüzde 49 olarak tanımlanan ‘Hayır’ cephesine hitap etmekle yetinmemeyi öneriyoruz. AKP iktisadi-siyasi eliti dışındaki toplumsal kesimlerin tümüne hitap etmeyi teklif ediyoruz.

Bizim birinci elden hitap etmekte güçlük yaşadığımız toplumsal kesimlere de hitap etmeliyiz. Bunun yolunu bulmak ve kafayı buna çalıştırmak gerekir.

Adalet talebi sadece bizle ilgili değil. Herkes için olmalı ama herkesin başına en yoksul durumda olanların mücadelesi yazılmalıdır. Soma’dakilerin, Şirvan’dakilerin, Aladağ’dakilerin… Ve en nihayetinde bütün olarak sosyal adalet talebi siyasete tercüme edilmelidir.

Türkiye’de solun çok eskiden beri gündeme taşıdığı şeydir adalet, sosyal adalet kavramı….

banner
banner
banner

90’larda ne yazık ki Milli Görüş çizigisi bu söylemi sahiplendi, ‘Adil düzen’ diye…. Sonuçlarını hepimiz yaşadık ve yaşıyoruz …

Sosyal adalet kavramı tarihimizde iki ayrı ucu ile anımsanabilir: 60’ların solunda Türkiye İşçi Partisi’nin ‘sosyal adalet’ vurgusu, 70’ler için ‘toprak işleyenin su kullananın’  slogani ile ifade edilebilir…. Böylesi bir sosyal adalet kurmak, böylesi bir sosyal diriliş koalisyonu kurmak mümkün. Bizce esas ihtiyaç olan budur.

CHP bunun öncülüğünü yapabilir mi?

CHP bunun öncülüğüne talip olabilir, bu bile çok anlamlı olacaktır. Adalet talebi mücadelesinin bir yurttaş hareketi niteliği taşıması gerektiğini ve çoğulcu bir karakteri olacağı kanısındayım.

CHP TEK BAŞINA BU İPİ GÖĞÜSLEYEMEZ

Türkiye’nin adalet mücadelesinde CHP’nin nasıl bir tutum alacağı tayin edici bir önemdedir. Ancak aşağıdan yukarıya yükselen bir sosyal adalet mücadelesini CHP’nin dahi tek başına yüklenmesinin mümkün olabileceği kanısında değilim. Tümüyle esas olarak aşağıdan yukarıya yükselmesi gereken toplumun tüm farklı katmalarında kendi meşrebince, Gezi tabiriyle herkesin kendi isyanını alıp gelebildiği bir mecra oluşturulması zorunluluğu apaçık….

Dönem çok çetin, bu çetin dönemin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için, bildiğimiz ve halihazırda kullandığımız araçlardan daha fazlasına ya da belki de onlardan vazgeçilip yeni araçlar bulunmasına ihtiyaç var.

OKULDA, SOKAKTA VE HER YERDE

Esas mesele şudur; bu tür kabarmalar yaşıyoruz, henüz adalet yürüyüşüne kabarma demek için dahi çok erken, dönemsel hareketlenmeler yaşıyoruz. Fakat kimse işyerinde, kendi sokağında, çocuğunun okulunda yani mücadele etmeyi tercih etmiyor. Gündelik hayat bir yerde toplumsal ve politik tercihler ise başka bir yerde… Böyle olmamalı. Eğer biz önümüzdeki dönemde her gün adalet talep etmezsek, adalet talebi ile AKP dönemi neoliberal devlet mekanizmasını zorlamazsak, Türkiye büyük bir karanlığın içine yuvarlanıyor… Buna karşın her bir yurttaşın gündelik hayatında da adalet mücadelesini sürdürmesi gerekir. Özcesi, siyaset sadece büyük laflar değil her gün AKP adaletsizliğini sürdürülemez hale getirme çabasıdır, bunun sizin benim gibi sade vatandaşlar tarafından yapılmasıdır.

Adalet yürüyüşüne yönelik yandaş yazarlardan Ersoy Dede örgütlerin inisiyatifi ele aldığını, devletin önlemini alıp korteji İstanbul’a sokmayabileceğini yazdı. Ne diyorsunuz bu konuya ilişkin?

Adaletsizliğin geldiği boyutları gösterir. Bir önceki dönemde Nagehan Alçı gibiler devlet adına ve devletten kendilerine sızdırılanları söyleyerek, yazarak insanlarımızı korkutmaya çalışırlardı.  Şimdi bu iş, bu şahıs gibilere yaptırılıyor anlaşılan. Umarım adalet yürüyüşüne karşı bu tür güç gösterisi yahut provokasyonlar kimsenin aklına dahi gelmez. Gelmemelidir.  

Yorumlar

Video Porno Incesti