porno izle
GÜNDEM

Tüm gözler Orta Doğu’ya çevrilmişken emperyalistlerin benzeri kavga, rekabet ve kapışmaları dünyanın dört bir yanında kıyasıya sürmektedir. Dolayısıyla birbirinden uzak farklı coğrafyalarda hegemonya kavgası birbirini etkileyerek/etkilenerek derinleşmektedir.

Güney Çin Denizi’ndeki ABD/Japonya ve Çin arasındaki gerilimler, Afrika’daki nüfuz mücadeleleriyle bağlantılı olurken, Orta Doğu’da Suriye’deki gelişmeler Kuzeyde Ukrayna ve çeperindeki Rusya ile yaşanan çatışma ve çelişkilerin yol açtığı gelişmelerden bağımsız ele alınamaz durumdadır.

Almanya’nın Kürdistan Federal Yönetimi’ne askeri ekipman ve eğitim yardımıyla Mali’deki son durum arasında kuşkusuz bir bağlantı vardır.

Aynı şeyler benzeri içiçe geçişler, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa vs tüm coğrafyalar için geçmiş dönemdekilerden çok daha fazla derinlikli yaşanmaktadır.

Sahel bölgesi Moritanya’dan başlayarak sırasıyla Mali, Burkina Fasso, Nijer, Çad, Sudan ve Eritre’den oluşmaktadır. Büyük Sahra Çölünün Güney kesimi ve Afrika’nın güney kesimindeki bereketli topraklar arasında kalan kesiti oluşturmaktadır.

Mali 1960 yılında Fransa’dan biçimsel bağımsızlığını kazandıktan sonra Senegal’le kısa süren bir federasyon denemesi oldu. Ardından Başkan Modibo Keita liderliğinde tek parti yönetimioluşturuldu. 1968 yılına gelindiğinde gerçekleştirilen bir askeri darbeyle uzun süre bu görevi sürdürecek olan Moussa Traore başkanlığı ve yönetimi ele geçirdi.

Mali

1989 döneminde SSCB ve Doğu Bloku’nun çözülmesi sonrasında soğuk savaşın sona ermesiyle yeni düzene uyum sağlamak amacıyla çok partili sistem arayışına girildi.

1991 yılında Amadou Toumani Toure tarafından düzenlenen bir başka askeri darbe  sonucunda “demokratik seçimler” gerçekleştirildi ve başkanlığa uzun süredir muhalefette bulunan Alpha Oumar Konare seçildi. Mali’nin seçimler düzenleyerek elde ettiği itibar, 2002 yılında başkan Konare iki aşamalı seçim sonucunda görevinkendini “demokrasinin askeri” olarak gören Toure tarafından devralınmasıyla perçinlendi. Mali’de ilk kez “sivilden sivile” görev teslimi gerçekleşmiş oldu. Bu demokrasinin büyük başarısı olarak gösteriliyordu.

Toure 2007 yılında ikinci kez başkanlığa seçildi. Bu sırada elit politik kesimlerin ve yakınlarının yönetiminde hiyerarşiye uygun bir geniş bir yolsuzluk ve rüşvet sistemi kurulmuştu.

Ülke politikasına rol oynayan Tuareg etnik topluluğu, yarı-göçebe olup aslında çok fazla nüfus yoğunluğuna sahip olmadığı Mali’nin yanısıra, Nijer, Burkina Fasso, Cezayir ve Libya’ya kadar uzanmaktadır. Tuareg’ler Mali ve Niger yönetimlerine karşı silahlı hareketler yürüttüler. Mali’de anayurtları olarak gördüleri kuzey kesiminde Azawad bölgesinde kontrol sağlamak ana hedefleri oldu.

Mali’deki derin siyasal ekonomik krize çözüm üretme açısından ABD, güney kesiminde, başkent Bamako’da sivil hükümetin oluşumu ve sağladığı meşruiyetle birlikte Batı Afrika Devletleri Ekonomik Birliği’ne sıkı sıkıya bağlanarak politik çöküşten kurtarmayı hedefledi.Bu vasıtayla köktendinci şiddetin yol açtığı istikrarsızlığın bölgenin diğer ülkelerine yayılmasını önlemiş olacaklardı. Kabaca bu şekilde özetlenebilecek bir hat izlemeye çalıştı.

Mali bu bağlamda ABD tarafından “terörizme karşı mücadelede pivot ülke” olarak işbirliği sıralamasında önde geliyordu. Bu amaçla The Trans Sahara Counter-Terrorism Partnership 2002-2004 yılları arasında Amerikan insiyatifinde Mali, Moritanya, Nijer ve Çad’ın katılımlarıyla oluşturuldu. Öteki ülkelerin ikna edilmeleri sonucunda  2005 yılında Cezayir, Burkina Fasso, Nijerya, Senegal ve Tunus’un katılımlarıyla genişletildi.

Rand Corporation raporlarında El Kaide ve Selefi örgütlerin Mali merkez olmak üzere örgütlendikleri ifade edilmektedir. Fransa 2013 yılında Mali’ye 2500 asker göndermiş ve Kuzey bölgesinde üstlenen El Kaide’ye karşı operasyonların öncülüğünü üstlenmişti. Gerçi El Kaide eylemleri başkent Bamako dahil olmak üzere devam etti.

Askeri darbeyle 2012 yılında seçimle gelen hükümetin devrilmesinin ardından batı Afrika (Sahel) ülkesi olan Mali girdiği krizden kurtulamadı. Bu arada isyancı güçler egemenlik alanlarını sürekli genişlettiler.

El Kaide uzantısı cihatçı örgütlenme Tuareg etnik topluluğunun bir kısım mensuplarıyla ülkenin özellikle kuzey kesimlerinde gücünü sağlamlaştırdı.

Bu gelişmeye yol açan faktörlerden birisi Libya’da Kaddafi rejiminin çökmesi sonucu Tuareg savaşçılarının Mali’ye geri dönmeleri ve bölgenin tamamında ortaya çıkan otorite boşluğu olarak gösterilmektedir.

Tuareg savaşçıları özellikle Kaddafi döneminde Libya ordusunda veya ona bağlı faaliyet göstermiş ve ülkeye dönüşleri ağır silahlarla olmuştu. Buna paralel olarak Tuaregler tarafından yeni bir muhalif örgütlenme formu olan The National Movement for the Liberation of Azawad (MNLA) oluşturulmuştu.

2012 yılından itibaren yine Tuareg’lerin yönetiminde oldukları Ansar El Din örgütüyle birlikte askeri hedeflere saldırılar düzenlemeye başladılar.

Bu gelişme ABD açısından bölge istikrarı, batının hedef ve çıkarlarına son derece ciddi bir tehdit/darbe olarak değerlendirildi. Tuareg etnik topluluğunun Cihadist örgütlenmelerle ittifak içerisine girmesi veya bu örgütlerin Tuareg etnisitesi içerisinde giderek etkili olmaya başlamaları Mali merkez olmak üzere Tuareglerin yerleştiği ülkeler olan Nijer, Burkina Fasso, Cezayir ve Libya’nın sunduğu geniş hareket ve örgütlenme zeminini göstermektedir.

IŞİD

ABD oluşturduğu “terörle mücadele” şablonuna uygun olarak bu bölgede de, istikrarı koruma, demokrasiyi teşvik ve askerlerin sivil yönetim tarafından kontrolünü sağlamaya çalıştı. Mali merkezli mücadele, Afrika genelindeki etkin terörle mücadele konsepti doğrultusunda ele alınmak isteniyordu.

Bu amaçla Mali ve Nijerya, Somali gibi ülkeler hedef alınmış ve dünyanın başka yerlerinden militanların akışının engellenmesine çalışılmıştı.

Ancak bu bölgede ABD yanlız değildi. Mali ve çevre ülkeler herşeyden önce Fransız sömürgesiydiler.

Mali için oluşturulan BM Mali Barış Gücü (MİNUSMA) uzun süredir ülkenin kuzeyinde bulunan Tuareg isyancılara karşı operasyonlara katılmaktadır. Bunun dışında bir başka misyon olarak EUTM (AB tarafından oluşturuldu), sivil insiyatif olarak EUCAP Sahel Mali (AB girişimi) ve son olarak Fransız insiyatifi olarak Barkhane (Afrika’nın Sahel ve Sahara bölgesinin kapsayan Fransız anti-terör Operasyonu) kapsamında 3000 Fransız askeri bulunmaktadır.

Mali’deki bu birlikler arasında yine Hollanda askerleri aktif yer almaktadır. Mali’nin “zayıf” devlet yapısına yardımcı olmayı hedefleyen bu güçler Tuareg isyancılar ve El Kaide karışımı muhalefete dönük operasyonları Cezayir’deki barış görüşmelerine paralel devam ettirdiler.

Mali yönetimi bu görüşmelerde ilk kez ülkenin kuzeyinde Tuaregler için özerklik uygulamasını kabul etmişti. Kuzey bölgesi Fransa’nın 2012 yılındaki askeri işgaline kadar açık bir şekilde bu güçlerin denetimine girmişti.

ABD, Fransa gibi ülkelerin açık işgal ve müdahalelerinin dışında BM Barış Gücü vasıtasıyla bu bölgede açık bir paylaşım sözkonusu oldu. En son olarak Almanya, Fransa ile “dayanışma” adına Mali çöllerine 650 asker gönderme kararı aldı. Alman Savunma Bakanlığı “barış misyonu üstlenme” gibi bir ifadelendirmeyi son derece tehlikeli bulduklarını ve bölgede güvenliğin risk oluşturmaya devam ettiğini eklemekteydi.

Alman Savunma Bakanlığı Çalışma Raporları’nda Mali’nin kuzey bölgesinde kontrolün sağlanması amacıyla operasyonel güçlerini arttıracakları vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Mali 2012 yılından itibaren Alman Dışişlerinin odaklandığı bir coğrafya olarak işaret edilmektedir.

Almanya Dışişleri çalışma raporlarında Fransa’nın askeri işgali sonrasında ülkenin derin bir kaosa düştüğü ve devletin giderek zayıflayarak çökmeye başladığı tesbit edilmişti. Almanya’nın elini çabuk tutmaya çalışmasında bununda rolü bulunuyordu.

Fransa Kuzey bölgelerinin kontrol-dışı kalması üzerine geniş bir askeri harekat (Operation Serval- Vahşi bir Afrika Yaban Kedisi) başlatarak komşu ülkelerin verdikleri desteklerle birlikte bir çok kenti geri almayı başarmıştı.

AB çökmeye başlayan Mali devlet yapısının re-organizasyonu ve kontr-gerilla programları için ayrıca bir Eğitim Misyonu oluşturdu. Öte yandan bir başka oluşum olan EUCAP (EU Capacity Building) yine güvenlik amaçlı olmakla birlikte daha ziyade Mali’nin iç güvenlik sisteminin rehabilitasyonuna odaklanmış durumdadır.

Fransa’nın 3000 kişiden oluşan kontr-gerilla birlikleri G5 Sahel olarak beş ülkede konuşlandırıldı. Bu ülkeler Burkina Fasso, Çad, Mali, Moritanya ve Nijer’dir. Bu ülkeler arasında öncelikle bir güvenlik ağı ve sistemi oluşturulmak suretiyle “terör network”u ortadan kaldırılmak istenmektedir.

Mali bu bölgede kilit öneme sahiptir. Mali bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Cihatçı bir örgütün yaptığı kanlı bir terör saldırısıyla gündeme geldi. Kanlı Otel baskınında ölenlerden çoğunun Çin ve Rus vatandaşları olmaları oldukça ilgi çekicidir. Bunu bir komplo olması bakımından değil, Fransız sömürgesi olan Mali’de ABD yanısıra hangi güçlerin etkinlik kurmaya çalıştıklarını görmek/göstermek bakımından önem taşımaktadır.

Zira Radisson Blu Hotel baskınında yaşamını yitirenlerden üçü Çin’li üst düzey yönetici (China Railway Construction Corporation) yine ölen Rusya vatandaşlarının (Russian Airline Volga-Dnepr) yönetici oldukları düşünüldüğünde Mali merkezli olarak Rusya ve Çin’in bölgeye olan ilgileri görülebilir. Bu bağlamda Çin ve Rusya arasındaki stratejik işbirliğinin görünenden veya sanılandan daha kapsamlı bir içeriğe sahip olduğunu eklemek gerekmektedir.

Mali Devlet Başkanı geçtiğimiz yıl Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak için Tiençin’e gittiğinde bir dizi anlaşma imzalamıştı. 8 milyar dolarlık 900 km uzunluğundaki demiryolu projesi bunlardan biriydi. Demiryolu Mali’yi komşu Gine vasıtasıyla Atlantik’e ulaştıracaktı. Bu proje Başkent Bamako’yu Senegal’in başkenti Dakar’a ulaştıracak kapsamlı bir pojenin bir ayağıydı.

Rusya açısından ise yine ilginç olabilecek bilgi yaşamını yitiren altı Rusya vatandaşının ticari kargo havayolu şirketi çalışanları olmasıdır. Şirket “küresel pazarda dünya lideri” olarak tanımlanıyor ve “ağır kargo taşımacılığı, Hükümetlere ve büyük şirketlere hizmet veriyor” ayrıca “gaz, enerji, havacılık, telekomünikasyon alanlarında” faaliyet göstermektedir.

İlginç olan bir başka şey daha Rus şirketinin Ukrayna çatışması çıkıncaya kadar NATO ve ABD’ye askeri transferler konusunda hizmet vermesidir. Bunun dışında Rusya 2013 yılından itibaren Mali hükümetinin “teröre karşı savaşımında” önemli silah tedarikçilerinden biri oldu. Bu konuda SSCB döneminden kalma “tarihi” bağlar önemli rol oynadı.

20 Kasım’da Başkent Bamako’daki Radisson Blu Hotel baskını Mali’yi kısa süreli olsa bile bir kez daha dünya gündemine taşıdı. Ancak bu otel baskınının yanısıra dikkat çekici olan bir husus daha Almanya’nın giderek daha fazla bu tür askeri çatışmaların içerisinde yer almaya başlamasıdır.

Beyrut, Ankara, Paris katliamları ve Sina Yarımadasında düşen Rus yolcu uçağının gölgesinde (yine Türkiyenin düşürdüğü SU-24 eklenerek) Fransız sömürgesi ve ABD piyonu Mali’de Rus ve Çin gibi ülkelerin yanısıra Almanya’nın boy göstermesi Orta Doğu dışında nelerin yaşandığına, emperyalistlerin gezegenin her bir noktasında birbirlerinin gözünü oyduklarına küçük bir örnektir.

Yorumlar

Video Porno Incesti