porno izle
analiz

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’un Astana görüşmeleri kapsamında Afrin’de bir ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturmanın gündemde olduğunu söylemesi, “Rusya devreye mi giriyor?” sorusunu akıllara getiriyor. Bilindiği gibi Türkiye’nin Afrin’e girmesi, Rusya’nın operasyona ‘olur’ verip Suriye hava sahasını Türk savaş uçaklarına açması ile mümkün olabilmişti. Ancak yine de Rusya’nın bu operasyona kayıtsız-koşulsuz bir destek verdiğinden söz edilemez. Aksine Rusya’nın bu operasyon üzerinden belli hesapları vardı ve bu nedenle Türkiye’nin Afrin operasyonuna opsiyonlu, yani sınırları önceden belirlenmiş bir olur’ vermişti.

Peki, Rusya’nın Afrin’de ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturma hamlesi ne anlama geliyor?

Öncelikle şunu belirtelim:  Suriye’de ‘çatışmasızlık bölgeleri’ oluşturma ile ilgili anlaşma Astana’da Rusya, Türkiye ve İran arasında Mayıs 2017’de imzalanmıştı. Anlaşmaya göre, Suriye’de siyasi çözüm için bu üç ülkenin garantörlüğünde dört ‘çatışmasızlık bölgesi’-ki Türkiye, desteklediği cihatçı grupların bulunduğu İdlib’de görev üstlenmişti- oluşturulması kararlaştırılmıştı.

Öyleyse Rusya’nın Afrin’de ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturma girişiminin buradaki çatışmaları sona erdirmeye yönelik bir hamle olduğu söylenebilir. Daha açık bir ifade ile bu girişim, Türkiye’nin operasyonu Afrin kent merkezine doğru ilerletmesinin önüne geçmeye yönelik bir adımdır. Türkiye çatışmanın tarafı olduğuna göre buradaki ‘garantör’ büyük olasılıkla Rusya olacaktır. Türkiye’nin operasyonu başlamadan önce PYD ile Afrin’in yönetiminin Suriye rejim güçlerine devredilmesi konusunda pazarlıklar yapan ancak bu pazarlıklardan sonuç alamayan Rusya, bu hamle ile sınırlı da olsa amacını gerçekleştirme fırsatını yakalamış olacak. Öte yandan Rusya, Türkiye tehdidine karşı Afrin’de üstleneceği ‘garantörlük’ rolüyle ABD ile stratejik işbirliği halinde olan Kürtler üzerindeki etkisini arttırmayı da hesaplıyor.

Rusya’nın hesabı sadece Kürtler üzerindeki etkisini arttırıp onları kendi himayesinde bir çözüme razı etmekle sınırlı değil. Bu arada Afrin operasyonunun gerekçesini “sınır güvenliği-güvenli kuşak oluşturma” ile açıklayan ve bu operasyonun Afrin ile sınırlı olmayacağını önceden ilan eden Türkiye’nin dikkati de Menbiç’e yönlendirilecek. Böylece Türkiye’nin operasyonun Menbiç’le devam edeceği açıklamalarına güçlerini Menbiç’ten çekmeyeceğini söyleyerek yanıt veren ABD, Türkiye ile doğrudan karşı karşıya getirilecek-ki ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Türkiye’ye bu konuların görüşüleceği kritik bir ziyaret gerçekleştirecek. Dolayısıyla Rusya, sadece Kürtler üzerinde etkisini arttırmış olmayacak, aynı zamanda Türkiye’yi de Suriye’de kalıcı olmak isteyen ABD’yi zora sokacak bir pozisyona sürüklemiş olacak.

Demek ki, Türkiye’deki iktidarın Afrin operasyonunu “yerli ve milli bir operasyon” olarak ilan etmesine rağmen bu operasyonun Rusya’nın çıkarlarına göre ‘olur’ verip yönlendirdiği bir operasyon olduğu görülüyor. Dahası ‘güvenlik’ adına Türkiye, iki emperyalist güç -ABD ve Rusya- arasındaki çatışmanın ortasına doğru sürükleniyor. Durum buyken operasyonun devam ettirilmesi kararı, söz konusu operasyonun iktidarın iç politikadaki hesaplarından bağımsız düşünülemeyeceğine, iktidarın bu operasyonu 2019 seçimleri öncesinde iç siyaseti dizayn etmek için kullanmaya çalıştığına işaret ediyor.

Rusya’nın hesapları bakımından gözden kaçırılmaması gereken noktalardan biri de şudur: Rusya, Türkiye’nin müdahalesine ‘olur’ verirken Kürtleri kaybetmeyi değil; üzerlerinde baskı kurarak onları kendi çözümüne kazanmayı istemektedir. Bu noktada Kürtlerle özerkliğe dayalı bir çözümü müzakere eden Rusya ile Kürtlerin her türlü kazanımını kendisi için bir tehdit olarak görüp yok etmeye çalışan Türkiye’deki iktidarın önünde sonunda karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

Özetle Rusya, Afrin’de devreye girmenin zamanının geldiğini düşünüyor. Ötesinde Türkiye’nin dikkat merkezinin Menbiç’e doğru yönelmesini teşvik ediyor. Ancak çok yönlü bir egemenlik-paylaşım mücadelesinin sürdüğü bölgede (Ortadoğu) her şey hesaplara göre ilerlemiyor. Geçtiğimiz günlerde İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları ve Suriye’nin bu saldırılara yanıt olarak bir İsrail uçağını düşürmesinin ardından İran ve İsrail arasında artan gerilim, çatışmaların kontrolden çıkmasına ve hesapların alt-üst olmasına neden olabilir. Bölge halkları, bu karanlık tablodan ancak emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin hesaplarını boşa çıkaracak kararlı bir demokrasi ve barış mücadelesiyle kurtulabilir. (evrensel)

Yorumlar