porno izle
DÜNYA

Toplum politik olarak güçlenip, yönetenler destek kaybettikçe, Rusya’daki başkanlık seçimleri giderek bir meydan okumaya dönüştü ve bu karşılıklı sergilenen dramada oyuncuların rolleri, seçimlere gölge düşüren çok sayıda ve çoğu zaman absürt sandık ihlallerinden daha önemli hale geldi. Yeni Devlet Başkanı seçilen Başbakan Vladimir Putin, herhangi bir program, ideoloji, strateji ya da benzerini önermedi. Kampanyasının ana fikri; halkın, ne yaparsa, ne söylerse söylesin liderini sevmesi ve ona itaat etmesi gerektiği üzerine kuruluydu. Kampanya boyunca, Rusya halkından ulusal liderlerine rasyonel olmayan bir biçimde sevgi göstermeleri ve özgürlük ve kişisel sorumlulukların doğuracağı belirsizliklerden kaynaklanacak bir korkuyla karışık, kıvançlı bir itaatkârlık hissetmeleri beklendi…

“Sanat entelijansiyasının” önde gelen üyeleri (aktörler, yazarlar, müzisyenler, sarkıcılar, dansçı ve sirk eğitmenleri) Putin’e ya da onun bu demokratik yarış kisvesindeki komediye katılmasına izin verdiği özenle seçilmiş “Muhaliflerine” desteklerini, kamu desteği görüntüsünde ifade ettiler. Entelijansiyanın diğer üyeleri ise öfkeyle, meslektaşlarını otoritelere satılmış olmakla suçluyorlardı.

Putin’e desteğini açıklayan sanatçı ve yorumcuların çoğu daha önce hükümetten çeşitli imtiyazlar almışlardı ve mevcut durumda herhangi bir değişikliğe karşı çıkmaları sürpriz değildi. Bu grup, Sovyetler döneminin, devlet tökezlemeye başladığında onu ilk lanetleyen ve alay konusu yapan imtiyazlı entelijansiyasını andırıyor. Aslında bugün satılmış olmakla suçlananların birçoğu, zamanında toplum tarafından ulusal liderliğe nankörlükle suçlananlarla aynı kişiler.

Ne yazık ki bu suçlamaların her iki dönemde de haklı gerekçeleri var. Asıl sorun bu insanların aldıkları pozisyon değil, bunu ifade ediş biçimleri… 90’ların entelektüel elitleri, kendi ahlaksızlıklarını Sovyet Otoritelerini kınadıkları için değil, bir yandan verilen imtiyazlardan faydalanırken, bir yandan da hükümetteki kendi patronlarına karşı hayatlarını ortaya koyarak mücadele ediyor rolünü oynarken gösteriyorlardı. Bugün onlara duyulan tepki, ülkenin kalkınması için hiçbir ilke ya da plan sunmayan idarecilere verdikleri destekten kaynaklanıyor. Geçmiş ve bugünkü durumda asıl sorun, politik görüşlerden öte, bir ahlaki kaygılar ya da bunların yokluğu sorunu.

Bu şahsiyetlerin birçoğunun seçim kampanyaları öncesinde politik olarak aktif olmadıklarını göz önüne alındığında, seçimden sadece birkaç gün önce birden coşkulu birer Putin taraftarı haline dönüşmeleri, tuhaftan öte bir durum arz ediyordu. Yaratıcı bireylerin fikir değiştirmeleri ya da tamamen tarafsız kalmaları görülmemiş şeyler değildir. Ama samimi bir inanç sahibi olmadıkları halde, birer piyon olarak kullanılmalarına izin vermelerinden daha onursuzca bir durum da yoktur. Yaratıcı insanlar politik tercihlerinin arkasında durmalılar. Aksi takdirde sanatçı olarak yaptıkları işlerin saygınlığını zedelerler.

Ünlü yazar Andrey Sinyavski, 1960larda, Sovyet rejimiyle tamamen farklı estetik değerleri olduğunu ifade ederek bir rejim muhalifi haline gelmişti. Ve bu farklılıklar yüzünden hapse gönderildi. Beğenileri yüksek olan herhangi biri 2012 seçim kampanyasının inanılmaz bayağılığından uzak durmalıydı. Bu seçimlerde taraf tutan yaratıcı topluluk üyeleri, sanatçı olarak saygınlıklarını kaybettiler. Putin’i destekleyerek, sadece toplumla değil kendi mesleklerinin ahlaki temelleriyle de karşıt duruma geldiler. Bu suçları yüzünden ilham perileri gelecekte onları ziyaret etmeyi reddedecekler.

Kaynak:  The Moscow Timesi, 12 Mart 2012

Çeviren: Mustafa Erdem Sakınç

Yorumlar

Bir Cevap Yazın