banner
banner
banner
porno izle
analiz

Sultanahmet katliamının Türkiye’nin kaotik bir sürece evrilmesinde oynadığı rolü vurgulamıştım.

Artık “beklenmeyen” diyemeyeceğimiz bir destek Diyarbakır’da PKK’nin “feda eylemi” olarak nitelendirilen saldırısı sonucunda sivil ölümleriyle geldi.

Yıllarca askeri cenahın Türkiye’nin sivil görünümlü Hükümetlerini baskı altına tutmaları için “terörle mücadele” demagojisi etkili olmuştu. Ortada bir uyuşmazlık olduğunda askeri cenah bu tür sorunları kendi lehinde çözmekte pek zorlanmıyordu.

Şimdilerde durum değişti.

Yukarıdan aşağıya devletin ve toplumun neo-liberal politikalara uygun biçimde konumlanması bir çok ülkede “arap baharı” vasıtasıyla sağlanmak istendi. Bir çok ülkede kontrollü dönüşüm için adımlar atıldı. Bu dönüşüm çok daha öncesinden Türkiye’de AKP’nin seçim sandıklarından birinci parti olarak çıkmasıyla başlatılmıştı. Bir dolu çalkantı neticesinde başkanlık rejimi tartışmaları eşliğinde Türkiye’nin bugün bir iç savaş yaşadığı malum.

Orta Doğu’daki dönüşüm projesinin mimarı ABD kendi yoğurduğu bu (AKP) hamuru sonrasında bir çok ülkede yaşadığı hayal kırıklığına benzer biçimde beğenmedi. Yaşanan sonuçtan, AKP ve RTE’nin attığı adımlardan hoşnut olmadığını muhtelif vesilelerle, kendi üslubunca göstermeye çalıştı.

Ancak AKP yönetimi her sıkışmada ABD ve AB ülkelerine biraz daha taviz vererek durumu idare etmeyi başardı. Uzatmadan söyleyecek olursam geldiğimiz noktada AKP ve RTE durumlarını son seçimler sonrasında pekiştirmiş oldular.

RTE önderliğindeki AKP yönetimi “devletin beka ve bütünlüğünü” korumak adına sosyal-siyasal her tür muhalefeti ezmek için gerekli herşeyi bir askeri yönetimin yapabileceğinden çok daha tutarlı, ve istikrarlı tarzda yürütmektedir.

AKP faşizmi bu anlamda kimseyi ikna etmek zorunda kalmadığı gibi, daha önceleri ifade ettiğim tarzda “beka mücadelesini” Türkiye’nin sorunu haline getirmeyi başardı.

Türkiye’de salt son bir yıl içerisinde gerçekleştirilen IŞID katliamları “teröre karşı mücadele konseptinin” herkes tarafından kavranması için tepe tepe kullanıldı.

Seçimlerden sonra alınan sonuçların verdiği özgüvenle AKP faşizmi adımlarını hızlandırdı. Yeniden yapılandırma süreci kürt muhalefetinin silahlı kalkışmasını ezmek amacıyla epeyce bir süredir Kürdistan’ın kent ve kasabalarının ablukaya alınmasıyla ilerletildi.

Faşizmin azgınca saldırıları karşısında PKK son açıklamalarında oldukça bunaldığını gösteren işaretler verdi. En son PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın “intikam alacağız” sözleri ve başkaca açıklamalar bu durumu somutlamaktaydı.

PKK’nin uzun yıllara dayalı mücadele çizgisinde bir tutarlılık veya sivil kayıplar konusunda hiç bir hassasiyet göstermediğini kanıtlayan onlarca örnek var. Tekrarlamak gereksiz. Ancak bunların sadece duygularla değil siyasal bir yaklaşım tarzı olarak benimsendiğini vurgulamam gerekiyor.

Şimdi değinmek istediğim nokta, PKK’nin son Diyarbakır eylemi, görüldüğü kadarıyla “feda eylemi” olarak sahiplenildi. Aralarında çocukların bulunduğu sivillerin yaşamlarını yitirdikleri açıklandı.

Bu eylem bizim aslında çokça aşina olduğumuz “yedi sülalesinin kökünü kazımak” olarak Anadoluda yerleşik olan feodal bir anlayışı yansıtması bakımından önemlidir. PKK’nin silahlı eylemlere başladığı ilk dönemden bugüne bu şekilde “özür dilediği”, “mahkum ettiği” bir çok eylem olduğu biliniyor. Tabii bunların yanısıra oldukça keskin negatif sonuçlarından ötürü inkar ettiği eylemlerin varlığı tartışmasız bir konudur.

İntikam çizgisine gelmek politik bir çaresizlik ve ilkel milliyetçi feodal bir anlayışı yansıtırken, bu sırada “barış” için çaba sarfeden her kesimden insanı kontrpiyede bırakması bir yana, PKK’nin amaçları konusunda kuşkuların artmasına neden olmuştur.

Şimdi AKP faşizminin çocukları, kadınları, yaşlı, genç onlarca, yüzlerce sivili hedef aldığı, cesetlerin günlerce sokaklarda bırakıldığı ve bunun bir yıldırma boyun eğdirme olarak “çökertme stratejisinin” önemli bir unsuru olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Devlet bunu yüzlerce kez yapmıştır. PKK’nin kaçınması gereken ise tam da budur. Devletin katliam ve imha politikası izlemesi, PKK’nin benzer cürümlerini meşrulaştırmaz.

Burda (sizden-bizden tarzında) hesap-kitap olmaz. Misilleme gibi gerekçeler ise hiç bir insani tutumla bağdaşmaz.

AKP faşizmi herhangi bir etik-moral değer kaygısı taşımaksızın bunu bir nevi “cihat” olarak uygulamaktadır.

PKK Polis lojmanları veya sivillerin bulundukları herhangi bir mahale yönelik bir eylemin mantığını izah edemez. Daha önce bazı eylemlerde olduğu türden “yerel insiyatif”, “merkezi olmayan eylem” gibi açıklamaların hiç bir ikna edici yönü kalmamıştır.

Bu herşeyden önce faşist devlet saldırıları sonucunda yaşamlarını yitiren sivillere saygısızlıktır.

AKP faşizmi bugüne kadar IŞID katliamlarının sonuçlarını tüm muhalif kesimleri kriminalize etmek ve hedef daraltmak amacıyla kullandı. Son gelinen noktada Davutoğlu ve Erdoğan ikilisi “kararınızı verin kimden yanasınız” demişlerdi.

Şimdi PKK bir kez daha yöneldiği ve yeni olmayan eylem tarzı itibariyle buna katkı sağlamaktadır.

banner
banner
banner

Sultanahmet katliamını protesto edenler yönelik “önce terör örgütünü kınayın”, veya barış için imza veren akademisyenlere dönük “terör örgütüne destek” suçlamaları halen güncel saldırılardır.

PKK’nin bu eylemlerle başka neleri amaçladığı ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte şimdilik hatırlatmak istediğim RTE’nin bir süre önce “IŞID ve PKK her ikisi bizim için terör örgütüdür” söyleminin bugün halkın bilinçaltına nasıl nakşedildiğini göstermektedir.

Bu tarz eylemler AKP faşizminin IŞID ve PKK’yi özdeşleştirmesi, aynı potaya getirerek muhalefetin önünü kesmeyi kolaylaştırıcıdır.

Başa dönecek olursam şimdilerde AKP faşizmi, daha önce askeri cenahın sivil hükümetleri baskı altına almak için kullandığı “terörle mücadele” karmaşasıyla devleti ve toplumu yeniden biçimlendirmektedir.

2016-01-15 Ahmet Akif Mücek

Yorumlar

Video Porno Incesti