banner
banner
banner
porno izle
analiz

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, “İşimizi geri istiyoruz”talebiyle açlık grevlerini sürdüren eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için, “Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin”demiş.

Nuriye Gülmen öğretim görevlisi, Semih Özakça öğretmen. İkisinin de görevlerine KHK ile son verildi. Kamu gücü ile işleri ve aşları ellerinden alındı, açlığa mahkum edildiler. Haksızlığa uğradıklarını düşünen bu iki eğitimci 255 gün önce açlık grevine girdiler.

 

Üstelik Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinin 75. gününde gece yarısı evlerine yapılan baskınla gözaltına alındılar ve tutuklandılar. Semih Özakça serbest, Nuriye Gülmen ise hâlâ tutuklu.

Açlık grevinin tasvip edilecek ve övgüyle karşılanacak bir eylem biçimi olmadığını düşünebilirsiniz, açlık grevi yapan kişilerin dertlerini başka türlü anlatmaları gerektiğine inanabilirsiniz. Ama uğradığı haksızlığa karşı sesini duyurmak için son çare olarak bedenini açlığa mahkum etmiş bir insana kayıtsız kalamazsınız.

Kimse sizden adalet talep eden insanları ‘evlat edinmenizi’ sevgi ve sempati duymanızı beklemiyor Sayın Barolar Birliği Başkanı, sempatiniz sizde kalsın. Sizden beklenen temsil ettiğiniz kuruma ve taşıdığınız unvana uygun şekilde davranmanızdır. Adınızın önüne eklediğiniz unvanın, gazetelere poz verdiğiniz o cübbenin gereğini yerine getirmenizdir.

İnsanların keyfi uygulamalarla en temel haklarından, özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı çıkmanızdır, bağımsız yargıyı, adil yargılanma hakkını, masumiyet karinesini savunmanızdır.

Adalet sözünün uzak bir masal diyarını çağrıştırır hale geldiği bu ülkede bugün hâlâ haksızlığa karşı mücadele verenler var, fişlenmek, terörist damgası yemek, tutuklanmak pahasına sözünü söylemekten vazgeçmeyenler, kan ter içinde sırtlarındaki o cübbenin hakkını vermek için uğraşanlar. Adalet mücadelesi insan sevgisi gerektirir, bir menfaati olmadığı, pek de üzerine vazife olmadığı halde başkalarının haklarını savunan, haksızlığa karşı duran kimilerininki doğuştan gelen bir haslet olabilir, lakin hukuk insanı olmak, o dili konuşmak sonradan öğrenilen bir şeydir, o dilin gereğini yapmak ise sizin üzerinize vazifedir.

Sanırım siz çok yanlış anlamışsınız konuyu; ezilenlerin yanında olmanız, mesleğinden ötürü saldırıya uğrayan avukatlara sahip çıkmanız şahsınızdan beklenen bir lütuf değil, sizin oturduğunuz makamdaki varlık sebebinizdir.

Sözlerinizin ardından baktım epey hayal kırıklığı yaşayan olmuş, uzunca zamandır fındık taban fiyatlarından dış politikaya kadar haklar ve özgürlükler dışında her konuda görüş beyan ettiğinizden size umut bağlayanlar çoktu demek. Kimilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilir sözleriniz, siz ise barolar birliği başkanlığını siyasi bir basamak olarak görüyor, kendinizi daha yükseklerde hayal ediyor olabilirsiniz, yolunuz açık olsun, hukuk camiası için de belki daha hayırlıdır öylesi.

Haklardan ve özgürlüklerden, insandan yana olan hukukçular için ise, bulduğu her fırsatta devlet dilini yücelten siz hiçbir zaman umut olmadınız, hissettikleri şey de hayal kırıklığı değil zaten, aksine bu meslek adına onları utandırıyor sizin bu halleriniz.

Haksızlığa uğrayan, hakkını arayan insanların yanında olmanız için onları sevmeniz gerekmiyor, sevginiz şefkatiniz sizde kalsın, kimse sizden merhamet filan talep etmiyor, eğer o cübbeyi giyiyor ve o koltukta oturuyorsanız görevinizi yapın yeter başkan, duygularınız bizi ilgilendirmiyor… (diken)

Yorumlar

Video Porno Incesti