porno izle
GÜNDEM

“Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey ayaklar altına alınıyor…”

Genel kabul gören araştırmalara göre bütün zamanlarda Komünist Manifesto’dan daha fazla baskısı yapılmış yalnız iki kitap bulunmaktadır. Hıristiyanların İncil’i ve Müslümanların Kur’an-ı Kerim’i. Her iki dinsel metnin yüzlerce yıllık geçmişleri göz önüne alındığında yalnızca 167 yıl önce basılan ve bilinen bütün dünya dillerine birçok kere çevrilen Komünist Manifesto, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından 21 Şubat 1848’de yayımlanmıştı.

Communist-manifesto

Komünist Manifesto’nun ilk baskısının kapağı

 

Paul Sweezy, Komünist Manifesto’nun yayımlanışının yüzüncü yılında yazdığı bir makalede: Manifesto’nun eşsiz önemi nereden geliyor? sorusunu yanıtlarken; -Komünist Manifesto- öncesi sosyalizm, hala şekilsizdi ve olgunlaşmamıştı; bir dizi parlak sezgi ve algılar, düşsel tasarılar, tutkulu inanç ve umut bütünüydü. Sistemleştirilmesine yani sağlıklının, sağlıksızın ayrıştırılacağı, sosyalist görüşe burjuva felsefesinin ve sosyal bilimlerinin en gelişmiş öğelerini katacak dikkatli bir araştırmaya acil ihtiyaç vardı… Karl Marx ve Friedrich Engels’in tarihsel görevleri bunu yerine getirmek oldu… Manifesto, sosyalizm tarihinde önemli bir odak noktasıdır… Daha önceki düşünce ve tecrübeler ona varır, daha sonraki gelişmeler ise ondan kaynaklanır… İşte bu gerçek, Manifesto’yu bütün insanlık tarihinin en önemli belgelerinden biri olma durumuna yükseltmiştir… Son yazılan Önsöz’lerde de açıkça görüldüğü gibi, Marx ve Engels hiçbir zaman tarihin geleceğini çizmeyi ve gelecek sosyalist kuşakları bağlayıcı bir dizi dogma sıralamayı düşünmediler. Şunu özellikle belirttiler ki, kapitalizm yayılıp yeni ülke ve bölgeleri çağdaş tarihin içine çektikçe, Manifesto’da dikkate alınmayan problem ve gelişme biçimleriyle ister istemez karşılaşılacaktır.

Paul Sweezy, “Manifesto bir yüzyıl boyu nasıl ayakta kaldı’ya” cevaben; bu kısa, özlü “bildirgenin” bütün siyasi değerlendirmelerinin ötesinde, arka planında yatan büyük entelektüel birikimine dikkat çekmektedir.

İştirak: “Sosyalizmin mucidi Karl Marx…”  

Komünist Manifesto’nun yayımlandığı tarihten sonra Türkçeye çevrilmesi için 70 küsur yıl geçmesini beklemek gerekecektir.

Osmanlı basınında, gerek Komünist Manifesto’nun yayımlandığı 1848 yılları, gerekse daha sonra 1871 Paris Komünü münasebetiyle çok sayıda yazı yayımlanmıştır. Bu yazılarda Avrupa’nın o fırtınalı yılları resmedilmekte; Avrupa’yı derinden sarsan büyük değişimin hem taraftarı ama genellikle muhalifi bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin görüşü, Sadrazam Ali Paşa tarafından net bir şekilde dile getirilmiştir. Devletin resmi görüşü, Avrupa’yı sarsan devrimleri,  “haydutluk ve habis ruh” olarak nitelendirilmektedir.

Ali Paşa: “İşçilerin kapitalistle zenginlik ve nimetlerden faydalanma hususunda eşitliğini sağlamak amacıyla ortadaki malları bölüşmek ve hükümeti onlarla ortaklaşa idare etmek gibi zararlı fikirler, 1860-1861 yıllarında meydana çıkmış ve habis ruhlardır.  Avrupa’nın her yerine yayılmış ve bu fikirleri besleyenler Enternasyonal adıyla büyük bir dernek kurmuşlardır. Yaratılış kanununa aykırı bu fikirlerin gerçekleşmesi –Allah göstermesin– türlü türlü ihtimaller ve çatışmalar doğurur. Bu haydutluğu ve eşkıyalığı sistemleştirip mubah kılmak demektir. Bu zararlı heyetin fesat çerçevesini Osmanlı topraklarına kadar genişletmeye çalışması ihtimalden uzak değildir. Bu fikirlerin imparatorluk içine girmemesini sağlamak, maksat ve emellerine ulaşmalarına kesin olarak fırsat verilmemesi ve gerekli tedbirler almak hükümetin görevidir” denilmektedir.

Sol literatürün önemli belge ve bilgilerinin Türkçeye çevrilmesi ve Türklerin bu bilgilerle tanışması Osmanlı (ve Türkiye) Sosyalist Fırkası’nın 1910’lu yıllardan başlayan faaliyetiyle mümkün olmuştur. Osmanlı Sosyalist Fırkası, yayın organı İştirak gazetesi çeşitli sayılarında  “Almanya’da sosyalizmin mucidi Karl Marx’ı” okurlarına tanıtmış; yayınlarını engelleme, yasaklama ve yöneticilerine dönük hapis ve sürgün cezaları hiç eksik olmamış ama Manifesto’ya da sıra gelmemiştir.

jk

Aydınlık Külliyatı, Numero 9 “Komünist Beyannamesi” Karl Marx ve Friedrich Engels Nakli: Doktor Şefik Hüsnü Şehzadebaşı, Efkaf Matbaası 1339-1923 Fiyatı 10 kuruştur

1922’de Ankara’da faaliyet gösteren Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, yayın organı Yeni Hayat’ın 1. sayısında: “Marksizm’in tamamıyla ilmi safahatını karilerimize (okurlar) öğretmek için ciddi eserlerin tercümesine olan ihtiyaç katidir. Bu ihtiyacı nazar-ı dikkate alan mecmuamız Heyet –i Tahririyesi; Karl Marx, Engels, Lenin, Zinoviyef, Trotski, Buharin vs. gibi Marksist âlim ve muharrirlerin tamamıyla ilmi mahiyetle bulunan eserlerinin tercümelerini de gerek tefrika halinde ve gerek ayrı ayrı risale ve ilaveler şeklinde takdime gayret edecektir” diye yazacaktır. Bu sayıda “Friedrich Engels; Komünizm Prensipleri / Komünist Manifesto’nun Birinci Layihası” başlığıyla bir makale yayınlayacak ve “Komünist Manifesto”yu da yayınlayacağını duyuracaktır. Ancak Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, aynı yılın ekim ayında kapatıldığı için sözü edilen çeviriler gerçekleşmeyecektir.

Ermenice Komünist Manifesto…

Sol literatür Osmanlı halkları içinde Rum, Yahudi ve Ermenilerce, -Türklerden daha önce- çevrilmeye başlanmış, hatta ciddi bir yazın oluşmuştu ama Komünist Manifesto’nun bunların arasında ilk kez Ermeniler tarafından –Ermenice–  yayımlandığına dair bilgiler bulunmaktadır. Engels, Komünist Manifesto’nun 1890 tarihindeki Almanca baskısı için yazdığı önsözde, İstanbul’da Ermeniceye çevrilen bir “Manifesto” baskısından söz etmektedir. Bu bilgiyi Şefik Hüsnü de doğrulamaktadır. Rasih Nuri İleri, ilk kuşak komünistlerden Komsomol Hasan’a (Hasan Kaşarcı) dayanarak Unkapanı’nda bir Ermeni dini kuruluşun kitaplığında sözü edilen çevirinin basılmış bir örneğinin bulunduğunu yazmaktadır. Ancak bu çeviri henüz bulunamamıştır.

Mustafa Suphi’nin Yarım Kalan “Komünist Manifesto” Çevirisi…

Mustafa Suphi Kırım’da bulunduğu 1919 yılında “Komünist Bolşevikler Fırkası Müslüman Bürosu Reisi” sıfatıyla bir yandan Yeni Dünya Gazetesi’ni çıkarıp onun etrafında bir örgütlenme faaliyeti yürütürken, diğer yandan sol literatürün önemli belgelerini de Türkçeye çevirmeye çalıştığını görmekteyiz. Rusya’da iç savaş koşullarında gerçekleşen bu faaliyetler, Çar Ordusu’nda general olan Kazak Atamanı Grigoryev’in Kırım’ı işgali nedeniyle yarım kalmıştır. Mustafa Suphi, yarım kalan çevirisini ve diğer belgeleri yerel örgütlere bırakarak Moskova’ya çekilmiştir.

Üzerinden yıllar geçtikten sonra Mete Tunçay’a bir Bakü ziyaretinde kendisine verilmiş olan Manifesto’nun üzerindeki kapak yazısı, öyküsünü de anlatmaktadır.

“İzahat

Türkiye Komünist Partisi’nin bânisi Mustafa Suphi arkadaşın el yazması olan bu defteri ben 1930’uncu yılda Kırım Simferepol (Akmescit) şehrinde muallim Osman Efendi’den aldım.

lm

Mustafa Suphi’nin el yazısıyla Manifesto’nun ilk iki sayfası

Mustafa Suphi arkadaş 1918 yılında Moskova’da neşrine başladığı Yeni Dünya Türkçe komünist gazetesini 1919 yılında (Türkiye’ye yakın olduğu için) Simferopol şehrine nakl ederek orada neşrine devam eder. Biraz vakitten sonra Vrangel ordusu tarafından işgal olunan Simferepol’dan uzaklaşmak mecburiyetinde kalan Mustafa Suphi arkadaş bazı el yazmalarıyla birlikte tercümesini yazmakta olduğu bu defteri de Osman Efendiye saklamak için verir.

1920 yılında Simferepol tekrar Sovyet ülkesine geçer ve komünist gazetesi olan Yeni Dünya gazetesi tekrar Kırım Ablostnoy (Bölge) Komitesinin naşiri resmi organı olarak çıkmaya başlar. 1930’uncu yılda bu gazetenin on yıllık bayramı teşkil olundu. Ben tesadüfî olarak bu bayramda Osman Efendi ile tanış oldum. O, benim Türkiye komünisti olduğumu bildikten sonra Mustafa Suphi arkadaşın el yazmasını saklamak için götürmemi teklif etti. Bizim için çok kıymetli olan bu aziz hatırayı bu vakte kadar ben göz bebeğim gibi saklamaktayım.

1920 yılında Ankara Komünist Partisi, Kadınlar Şube Müdiresi, hal-i hazırda Sovyet ülkesi parti uzvu, şahsi pensiyacı (emekli) Cemile Nuşirvanova.”

 Yarım kalan ‘Manifesto’: “Bir hayalet, komünizm hayaleti Avrupa’yı büyülemiştir.

İhtiyar Avrupa’nın bütün iktidar makamları, Papa ve Çar, Metternich ve Guizot, Fransız radikalleri, Almanya polisleri, bu hayaleti kuşatıp sıkıştırmak için bir mukaddes Ehl-i Salip (Haçlı) tertibiyle ittihat ettiler” cümlesiyle başlamaktadır.

Muallim Osman Efendiye saklaması için verilen emanet defter 40. sayfada ve ‘Komünizmin maddi şeyleri üretim ve dağıtım usulüne….’ yarım kalan cümlesi ile de bitmektedir.

Dr. Şefik Hüsnü Deymer’den “İştirakiyun Beyannamesi”…

Komünist Manifesto 1923 tarihinde “Aydınlık Külliyatı, Numara 9”  bilgisiyle yayımlanmıştır. Manifesto’nun çevirisi Dr. Şefik Hüsnü tarafından yapılmıştır. Şefik Hüsnü Manifesto’nun başına eklediği “birkaç söz” başlığıyla şöyle yazmıştır: “Bu tarihi beyanname bundan tam yetmiş beş sene evvel meşhur Alman dâhisi ve beynelmilel işçi inkılâbı nazariyecisi Karl Marx ve şeriki Friedrich Engels tarafından kaleme alınmıştır… Ermenice, Yahudice ve Çincesi çıkmış olan bu edebi ve ilmi abide şimdiye kadar maatteessüf Türk lisanına tercüme edilmemişti… Memleketimizde yekdiğerini takip eden şahsi idareler her hususta olduğu gibi fikir sahasında da diğer milletlerden geri kalmamıza sebep olmuştur… İştirakiyun Beyannamesi inkılâp rehberlerinin elinde bir anahtar vazifesi görecektir…”

1925 yılındaki Takrir-i Sükûn Kanunu bütün sol hareketler üzerine kâbus gibi çökmüştür. Sol örgütlenme, sol basın tamamen yasaklıydı ve “Komünist Manifesto” ya da “İştirakiyun Beyannamesi” gibi metinlerin değil basılması, elinde bulundurulması bile birçok insanı beladan belaya sürüklemiştir.

1936 yılında Kerim Sadi, Komünist Manifesto’yu kendisi çevirerek “Tarihi bir Vesika” adıyla ve metnin mevcut doğal akışını bozup, bölümleri karışık hale getirerek yayımlamıştır.

Rasih Nuri İleri, “Tarihi bir Vesika” olarak basılan bu tuhaf Manifesto çevirisinin bazı bölümlerinin İstanbul Yüksek Ticaret Mektebi ders kitaplarında kaynak olarak yer aldığını; polisin de, Milli Eğitimin de olayı fark etmediklerini yazmaktadır.

Komünist Manifesto üzerindeki yasak bu sefer 45 yıl sürmüştür.

1963 yılında -Meclis’te temsil edilen-Türkiye İşçi Partisi, Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuş, Anayasa Mahkemesi 1965’de aldığı kararla bu maddeleri kaldırmamış ancak, ilgili maddelerin “bilimsel yayınları” kapsamadığı ve “propagandayı” yasakladığına hükmetmiştir.  Anayasa Mahkemesi kararı ancak iki yıl sonra 1967’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Komünist Manifesto, bu gelişmelerden sonra 1968 yılında Süleyman Ege tarafından Bilim ve Sosyalizm Yayınları’nca basılmıştır. –Kitabın üzerinde çevirmenin adı yoktur. Rasih Nuri İleri, Manifesto’yu çevirenin o sırada askere çağrılan Mete Tunçay olduğunu yazmaktadır –

Manifesto’nun bu baskısı, mahkeme kararıyla toplatılmış, yargılandıktan sonra beraat etmiş, 1970’de yeniden basılmış, ancak Yargıtay ilk baskıdaki beraat kararını bozmuş ve Süleyman Ege her iki basımdan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

 Komünist Manifesto’nun Yeni Basımları…

1970’den sonra Komünist Manifesto çeşitli yayınevleri ve farklı çevirmen imzalarıyla birçok kere basılmıştır. Tabii 12 Mart ve 12 Eylül askeri rejimlerinin yasak listesinin üst sıralarında yine “Komünist Manifesto” çevirileri bulunmaktadır.

Günümüzde Komünist Manifesto farklı konseptlerle de okuyucusunun karşısındadır. Komünist Manifesto’nun Almanca aslıyla birlikte çevirisi, “Çizgilerle Komünist Manifesto” veya Manga Kitap olarak baskıları bulunmaktadır.

Komünist Manifesto ilk defa 1994’de (Kürtçe ve Türkçe) olarak, 2011’de Kürtçe olarak yayımlanmıştır.

Komünist Manifesto’nun yayımlanışının 150. yılında onun üzerine bir önemli makale yazan Ellen Meiksins Wood, bu süreci şöyle değerlendirmektedir:

“Yayınlanışının üzerinden geçen 150 yılda Manifesto, yalnızca dünyanın her yanındaki devrimci hareketlerin teorisini ve pratiğini benzersiz bir şekilde etkileyen bir belge olmakla kalmayıp, bir tarih çalışması olarak, bir iktisadi, siyasal ve kültürel analiz olarak, bir kehanet olarak yargılanmıştır…

Modern dünyanın biçimlenişi üstünde ölçülemez bir etki yapmış olan geniş bir siyasal hareketin tarihinde muazzam bir rol oynamasından dolayı, Manifesto bu anlamda tektir. Daha özel olarak, Manifesto, benzersiz bir biçimde kılı kırk yaran eleştirel irdelemelerin konusu olmuştur. Çünkü iktidardakiler ve onların entelektüel destekçileri, kendileri için önemli olan pek çok şeyin onun çürütülmesine bağlı olduğunu hissediyordu…”

Kaynaklar

Yeni Hayat Dergisi

İştirak Gazetesi

  1. Marx – F. Engels / Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar, Yordam Yayınları, İstanbul 2008

Mete Tunçay / Türkiye’de Sol Akımlar 1, 1908-1925, BDS Yayınları, İatanbul 1991

Mete Tunçay / Eski Sol Üzerine Yeni Bilgiler, Belge Yayınları, İstanbul 1982

Kerim Sadi / Türkiye’de Sosyalizmin Tarihine Katkı, İletişim Yayınları, İstanbul 1994

Fethi Tevetoğlu / Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1967

Hamit Erdem / Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi, Sel Yayıncılık, İstanbul 2012

Atilla Akar / Eski Tüfek Sosyalistler, İletişim Yayınları, İstanbul 1989

Yorumlar