porno izle
GÜNDEM

HDK 28 Aralık tarihli açıklamasında Roboski katliamına ve sorumlularına seslendi: “28-29 Aralık 2011’de, Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı iki savaş uçağı, Şırnak’ın Uludere ilçesi, Roboski Köyü’nün 5 kilometre ötesinde, 17’si çocuk 34 insanımızı bombalayarak katletti. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı’na bu harekât için teşekkür ettiği hafızalarımızdan silinmiş değildir.”

RTE olayla ilgili 30 Aralık 2011 tarihli ilk açıklamasında, “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum” demişti.

HDK’nın kastettiği mesaj buydu.

Aradan dört yıl geçtikten sonra Halkların Demokratik Kongresi katliamın adresini işaret etmiş. Şimdi bakalım Roboski’de yakınlarını kaybedenlerden biri ne diyor, duygularını nasıl anlatıyordu?

Çocuğunu kaybedenlerden Emine Ürek’in talebi vardı, soruları vardı: “Başbakan oğlunu bana versin, biz ona tazminat verelim. Bu ihbarı kimin yaptığını, kimin çocuklarımızı bombaladığını bulsun da bize tazminat vermesin. Tüm Türkiye’nin tapusunu benim adıma yapsa ben yine de oğlumun tırnağını vermem.   Bir insanın hayatı söz konusudur. Bir keçinin hayatı değil.  Başbakan bir düşünsün taşınsın, bizim sefaletimizi görsün. Gelsin o da burada yaşasın, kaçakçılık yapmasın. Benim oğlum iki bidon mazot getirecekti. 50 lira kazanacaktı.  Bizim devlettir, biz aynı bayrak altındayız, aynı kimliği taşıyoruz. Ama bizim devlet gelip bizim çocuklarımızı katlediyor. Asker de ölüyorsa sorumlusu devlettir, bizim çocuklarımız da ölse sorumlusu devlettir. Çünkü hepimiz onun vatandaşıyız, canımız ona emanet. MİT açıklasın kim bu ihbarı yaptı, kim çocuklarımıza bu bombaları attı, açıklasınlar. Alay komutanı zırhlı araçlarla gidip o yolu tutmuş, çocuklarımızın önünü kesmiş. Bak telefonuma, saat 21.29’da oğlum aradı. Bizim yolumuzu kesmişler. Ne yapalım? Ben dedim katırları bırakın gitsin, gelin devlete sığının, askere doğru gidin. Sonra ateş başlamış. Eğer suç varsa yakalasalardı. Hapse atsalardı. Neden öldürdüler?”[1]

Daha sonra bilindiği üzere RTE, Roboskili ailelerle iftar yemeğinde biraraya getirildi. HDK’nın dördüncü yıldönümündeki açıklaması üzerine gelişmeleri biraz daha hatırlamakta fayda var.

Medyaya yansıyan bilgilerden öğrendiğimize göre, RTE ile Roboskili ailelerin bir araya getirilmesi fikri ilk kez Akil İnsanlar Güneydoğu Heyeti tarafından Dolmabahçe Ofisi’nde gerçekleşen son görüşmede iletilmiş. RTE haliyle bu teklife deyim yerindeyse “atlamıştı.” Zira bir taşla bir kaç kuş birden vurmuş oluyordu. Bölgeye gerçekleştireceği ziyaret ve Şırnak’ta havaalanı açılışı bu görüşme için bulunmaz fırsattı.

Akil İnsanlar Güneydoğu Anadolu Bölgesi Heyeti, çocuklarını kaybeden ailelerle daha önce bir araya geldiklerinde, Roboskili anneler, RTE’ye, “Barış sürecini en çok biz istiyoruz. Ama failleri de istiyoruz. Vicdanı olanlar, parça parça olan insanların faillerini bulsun” mesajını göndermişti.[2]

Bunun üzerine çözüm sürecinin yarattığı olumlu etki ve davetin Başbakan’dan gelmesi nedeniyle Roboskili ailelerin iftar yemeğine katılacakları medyaya yansıtılmıştı.

Yaygın deyimle “algı operasyonu” başlatılmıştı.

Ancak RTE ile  iftarda bir araya geleceği ileri sürülen Roboskîli aileler, 26 Temmuz 2013’ün öğlen saatlerinde medyada yer alan iddiayı yalanladılar. Katliamda kardeşi ile birlikte 10 akrabasını kaybeden Veli Encü, “Başbakan ile aynı sofraya oturmalarının mümkün olmadığını” açıklamaktaydı.

Ne var ki birkaç saat sonra BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın araya girmesi sonucu Roboskîli aileler RTE ile görüşmeyi kabul ettiler.[3]

Bu arada RTE’nin Şırnak Şerafettin Elçi Havaalanı’nın açılışında Roboskili ailelerle görüşmesinin “ayarlanması” (!?) için yoğun bir trafik yaşanmıştı. Şırnak Valiliği’nin hazırladığı davetli listesi, Adalet Bakanı Ergin’in devreye girmesiyle değişmiş, Ergin, önce Başbakan Erdoğan’ı, ardından da BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı arayarak olaylarda yaşamını yitiren 34 kişinin yakınlarının davet edilmesini sağlamıştı.[4]

Görüşmeden sonra aileler adına konuşan Veli Encü ile Zeki Tosun, Başbakan Erdoğan’dan ölen çocukların faillerinin bulunmasını istediklerini söyledi. Zeki Tosun, “Memnun kalmak gibi bir şey söylemek istemiyoruz. Sonucu bekliyoruz. Başbakan kendisi açıklama yapacak. Biz açıklamayı ona bırakıyoruz. Başbakanla sadece çocuklarımız için konuştuk. 1.5 yıl oldu. Çocuklarımıza yapılan katliamla ilgili her zamanki gibi Başbakan’dan, Adalet Bakanı’ndan adalet istedik. Adaleti yine de istiyoruz. Türkiye için, Roboski (Ortasu Köyü) için her zaman adalet arayışı peşindeyiz. Çocuklarımızın faillerinin bulunmasını istedik. Dosyamızın üzerindeki gizlilik kararının kaldırılmasını istedik. Genelkurmay’a gönderilen Roboski raporunun geri iade edilmesini ve yeniden gözden geçirilmesini istedik. Bunları Başbakan’a söyledik. Başbakan’da elimizden geleni yapacağını ve sabırlı olmamızı istedi. Ölenler için üzüldüğünü söyledi. Bizim kadar üzüldüğünü söyledi” dedi.[5]

RTE’nin ne kadar üzgün olabileceğini tahmin edebiliyoruz!

Roboski katliamı üçüncü yılını geride bırakırken, Roboskili ailelerin adalet arayışı devam ediyordu. İftar yemeğinde RTE ile görüşen Veli Encü, katliamın üçüncü yıl dönümünde, ‘Erdoğan bize faillerin bulunması ve cezalandırması sözünü vermişti. Erdoğan’ın sözünde durmasını istiyoruz’ demişti.[6]

Gerçi aileden Ferhat Encü daha sonra TBMM’ye Roboski’nin hesabını sormaya geldiğini söylemişti. Her neyse…

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Roboski katliamının yıldönümünde AKP’nin “Roboski’nin hesabını vermemiş bir parti” olduğunu söylemekteydi.[7]

RTE ve AKP’nin tek icraatlarının bunlar olmadığını dünya alem biliyor. RTE hiç yüksünmeden “emri ben verdim” dedi, her seferinde… kadınların, çocukların katledildikleri her cürümden sonra bunlar yinelendi.

Şimdi aradan dört yıl geçtikten sonra ve Sur, Cizre, Nusaybin, Dargeçit, en hafif deyimle “muhasara” altındayken, başını pencerden çıkarmanın, ölen annesinin cesedinin almanın dahi ölümle sonuçlandığı kör bir noktada bir kez daha soralım:

Roboskili aileleri katilleriyle neden buluşturdunuz? Hangi yüksek politika, yada hangi taktiksel anlayışın sonucu olarak bu çirkin yola başvuruldu?

Tarihsel bir momenti ifade eden bir katliam ne olduğu belirsiz bir “çözüm sürecinde” jest olarak kullanılabilecek bir basitlikte olabilir miydi?

Şimdi RTE’nin Genelkurmay’a teşekkür etmesi “hafızalarımızdan silinmedi” diyorsunuz.

Peki o halde….

Katillerin Erdoğan ve Genelkurmay olduğu bu günkü HDK açıklamasında ifade edildiğine göre sizlerde başından itibaren durumu gayet net olarak biliyordunuz. Buna rağmen ne tür bir beklentiniz vardı?

Yarında bugünün katilleriyle biraraya gelecek misiniz?

Bunları sormaktaki muradım sokaklarda cesetleri çürüyen kadın ve erkeklerin, üç aylık bebeklerin katillerini, yarın olası bir tokalaşmada “büyük demokrat lider” olarak lanse eder misiniz diye merak etmemdir?

[1] Funda Tosun – Lora Baytar, Agos, 12.01.2012

[2][2] Sabah, 2014.07.26.

[3] http://www.sendika.org/2013/07/demirtas-katliamin-sorumlusuyla-ayni-sofraya-oturmak-istemeyen-roboskili-aileleri-ikna-etti/

[4]  Fırat Kozok, “Direnci BDP ile Kırdılar”, Cumhuriyet, 28 Temmuz 2013, s.4.

[5] Cumhuriyet, 26.07.2013.

[6] Radikal, 2014.12.28.

[7] GazeteVatan, 27 Aralık 2014.

Yorumlar

Yazan
Ahmet Akif Mücek
1960 Elazığ doğumlu, 1978 yılı İstanbul Yüksek Teknik Öğretmen Okulu'na kayıt yaptırdı. Dev-Genç'te başlayan ve Devrimci Yol çizgisinde sürdürdüğü siyasi mücadele 12 Eylül hapishanelerinden başlayıp F tipi hapishaneler dahil olmak üzere yargılamalar, firar, sürgün yılları olarak devam etti. Yayın çalışmaları kapsamında Almanca’dan yaptığı çevirilerin yanı sıra Türkiye’nin politik-ekonomik siyasi yapısına dair üç kitabı Gökkuşağı Yayınları tarafından yayınlandı. Türkiye’de Askeri Darbeler (2009) 12 Eylül Askeri Darbesinin Ekonomi Politiği (2009) Asimetrik Savaş ve Provokasyon Süreci (2010) Son kitanı Ortadoğu'nun Globalleşmesi, Eylül 2014'te Belge Yayınları'ndan yayınlandı.