porno izle
analiz

Diplomaside pek drama yaşanmaz, ‘dramatik’ denilebilecek bazı gelişmeler olabilir, onların da adı konmaz. Koyarsanız kaybedersiniz çünkü, elinizi açık edersiniz. Diplomatlar üzerlerinde çalıştıkları dosyaların bir hal yoluna girdiğini dahi çoğunlukla meslek hayatlarında görmezler.

İşte müstafi başkonsolosuz diye dış siyaset konusunda “şu meselenin aslı nedir” gibi sorularla karşılaşıp, aklım erdiğince yanıtlamaya çalışıyorum biliyorsunuz. Ama belki gazetecilik mesleğinin doğal gereği olarak soranların genel eğilimi manşet arayışı oluyor. Öyle bir yanıt vermelisiniz ki “vay anasını” deyip derhal klavye başına koşulsun. Çoğunlukla zaten o yanıtı, soruyu soran sizin dudaklarınıza yerleştirmeye çalışıyor: “Türkiye’nin ABD’ye Suriye’de verebileceği ne kaldı ki?” gibi.

Oysa ABD Özel Kuvvetler Komutanı Votel, iki gün önce ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde soruya cevaben “Türkiye olmasa Suriye’de başarılı olamayız, yaptıklarımızı sürdüremeyiz” demiş oluyor mesela. Ben de (herhalde DUVAR’a yazdığım için) ağlama duvarı gibi bir çehreyle bu ifadeyi yineliyorum muhatabıma. Ama yok, iki soru sonra aynı konuya dönüyoruz.

Diplomaside pek drama yaşanmaz halbuki, ‘dramatik’ denilebilecek bazı gelişmeler olabilir de, onların da adı konmaz. Koyarsanız kaybedersiniz çünkü, elinizi açık edersiniz. Diplomatlar üzerlerinde çalıştıkları dosyaların bir hal yoluna girdiğini dahi çoğunlukla meslek hayatlarında görmezler.

Dolayısıyla Suriye’nin PYD denetimindeki en batı (Hatay’a ve Kilis’e komşu) kantonu Afrin’de Rusya’nın kendi açıklamasına göre YPG ve (Türkiye destekli) ÖSO arasındaki hatta arabuluculuk ve çatışma önleme amaçlı bayrak gösterip, silahlı devriye gezecek olması, YPG açıklamasına göre ayrıca orada YPG’ye silahlı eğitim verecek olması önemli ama dramatik bir gelişme değil. Esasen bu gelişme, Ankara’nın tümüyle iç tüketim ve PR odaklı iflas etmiş Suriye siyasetinde yeni bir merhale, ama malum-u ilam, teyit kabilinden.

Şimdi, Fırat Kalkanı, mızrağa dönüşüp Rakka’ya ulaşmak üzere aşağı doğru düz gidemeyecek zira Ruslar ve Suriye ordusu Halep’ten doğuya uzanıp Fırat’a ulaştı bile. Böylece Afrin-Kobani kantonları arasında da rejim denetimde olmak kaydıyla bir koridor da açtı. Suriye ordusuna bu hamleyi yaptıran Rus güçleri de onlarla birlikte Münbiç’in batısıyla Türkiye destekli ÖSO’nun arasına sıralandı. Yukarıdaki durumdan ötürü batıya Afrin’e de dönemeyecek.

 

ABD’nin YPG’ye obus topları ve eğitimini sunması, sahaya 200 Ranger ve 200 Deniz Piyadesi göndermesi, Münbiç kent merkezi ve çevresinde bayrak göstermesi, Sacur Nehri boyunca kuvvet konuşlandırması doğu yönünü de kapattı. Artık Türkiye kendi savunduğu merkezcilikle çelişen biçimde ikibin kilometrekarelik Azez-Cerablus-Mare-Bab cebini belirsiz bir süre yerinden yönet(tir)mek zorunda.

Üstelik Ankara, amaç ve kapsamı hala belirsiz, hedefine ilişkin resmi söylem ise her daim değişken Fırat Kalkanı harekatıyla, II. Dünya Savaşı’nda Berlin’e birlikte ilerlemelerinden bu yana ilk kez ABD ile Rusya’yı yan yana getirdi. İlaveten, Şam-Bağdat-Tahran hattını da kendine karşı bir eksen olarak hizaladı. Bitmedi, zamanında Irak’taki gibi “toprak bütünlüğü-ulusal birlik” teranesine sarılmışken, Suriye’nin bölünmesinin yolunu açtı. PKK uzantısı dolayısıyla hasım, terör örgütü ilan ettiği PYD’ye doğuda ABD, batıda Rusya ile işbirliği olanağı açarak, uluslararası meşruiyet ve görünürlük kazandırdı. CIA de o arada ÖSO’ya yönelik eğit-donat programını sonlandırdı. Idlip Tiyatrosu’nun perdesinin hiç hayra alamet olmayan biçimde yeni açılmakta oluşu da cabası.

Suriye’de bunlar olurken Kerkük’e Irak Kürdistan Bölgesi’nin bayrağını (KYB’li) Vali Necmettin Kerim çekti. Kerkük’ün güney (tarihin faal en eski) petrol kuyusu (“kubbesi”) Baba Gürgür’e yine KYB’li Aso Mamand’a bağlı silahlı birlik el koydu. Şengal’in batıdan Suriye’deki PYD denetimindeki en doğu kantonu Cezire’yle bağlantısını kesmek adına Sinune-Hanesor havalisinde KDP’ye bağlı, Rojavalı Kürtlerden oluşan peşmerge gücünün hendek kazarak yerleşmesi üzerine Bağdat’a bağlı milis güçleri Türkiye’nin kuzey Irak’taki askeri varlığını hedef alan açıklamalar yaptı. KYB/Goran da ivmesi artan biçimde, Erbil’den uzaklaşıp Tahran ve Bağdat’a yanaşmayı sürdürdü.

Velhasıl sahadan gelen verileri değerlendirmeyen, kendi aklından geçenleri gerçek kabul eden, kendi attırdığı manşetlere kendi de inanıp bunun üzerine siyaset geliştiren, sürekli değişen ve çoğu zaman birbiriyle de çelişen evyapımı taktikler geliştiren ama bir stratejisi olamayan, sözünün ağırlığı kalmamış, müttefikleri nezdinde öngörülebilirliğiyle birlikte itibarı da örselenmiş, denetlenemeyen ve hesap da vermeyen bir hükümetin Ortadoğu politikası bizi buraya getirdi. Buradan nereye gidilir ?

Yanıtı kolay: Muktedir nereyi dilerse, referandumda EVET çıkması için nereye dönmek uygunsa oraya. “E bu girişte söylediğinle çelişmiyor mu” diye sorgulayabilirsiniz. Unutmayın, diplomaside küresel güçler çıkarlarını korumak gündemde olunca acımasız düzeyde gerçekçidir ve “zor oyunu bozar” derler. Yahut “oyunu ancak zor bozar” diyelim biz ona.

*Ben bu satırları yine yeniden bir #HAYIR yazısı daha yazmayayım, benden beklenen Ortadoğu analizidir diye kaleme alırken, sosyal medyadan tanıyabileceğiniz, inançlı (hatta belki sinir bozucu denli) Kemalist genç arkadaşım Ali Gül’ün, çektiği, basit, sempatik HAYIR videosu için tutuklandığı haberini aldım. Hani kovboy filmlerinde “yolun kalan kısmını katırlarla devam edeceğiz” dedikleri an vardır ya, işte hep birlikte oraya gelmiş bulunuyoruz. Artık hepimiz kaşının altında gözün var denilerek tutuklanabiliriz. Bu kara düzenin bitmesi için de seksen milyon kere HAYIR! (gazeteduvar)

Yorumlar