porno izle
GÜNDEM

Çaresizlikten mi yoksa acemilikten mi bilemiyorum, son günlerde ekonomide yaşanan çok hızlı ters gidişe karşı ciddi önlem alınmazken, tam tersi yapılmakta, alevi iyice güçlendirecek şekilde isabetsiz beyan ve davranışlarda bulunulmaktadır. 

Akılcı yönetim anlayışı ile bağdaşmayan davranış ve beyanlar iki açıdan isabetsizdir. Birincisi, faiz ile enflasyon arasında yanlış ilişki kurularak, çaresizce ve umutsuzca faizin ve enflasyonun düşürüleceği ifade edilmektedir. Hatta faiz konusunda finans kesimi töhmet altına alınmakta, yaşananların iktidarı düşürmeye yönelik olduğu gibi saptamalar yapılmakta ve ilgili mercilere faizin indirilmesi konusunda emirler yağdırılmaktadır. Bu tür ifade ve davranışlar ekonomi kurmaylarının devre dışında bırakıldığı ve ekonominin tek adam yönetimine terk edildiği izlenimi yaratıyor ki, hiçbir aklı başında yatırımcı hukukun ve kuralların böylesine alt-üst edildiği ve tüm yönetimin tek adama devredildiği bir ekonomiye parasını emanet etmez.

Yaşananlar devam ederken siyasilerin böylesi siyasi çıkışları geçmişte yapılmış hataları ortaya koyduğu gibi, çaresizliği de sergilemektedir. Bir yandan geçmişteki hatalarını örtmeye çalışarak, öte yandan da olası önlemleri ve faturayı seçim sonrasına erteleyerek seçime giden bir siyasi kadro seçmenin kafasında derin soru işaretleri uyandırabilir. Bu kadar yıl iktidarda kalıp böylesi hatalar yapan ve acı reçeteyi de seçim sonrasına erteleyen bir siyasi ekibin seçmen karşısına daha ciddi ve kararlı mesaj ve davranışlarla çıkması gerekirdi. 

Siyasi ekibin söylem ve eylemlerinin isabetsiz görüldüğü ikinci neden de, bu tür davranışların soruna bir nebze de olsa çare olması bir yana, tam ters, süreci daha da şiddetlendirdiğidir. Çünkü söylem ve beyanlar bizzat yaşananlardan da vahim şekilde inkâr ve itiraf niteliği taşımaktadır. Söylemlerin daha yumuşak olması gerekliliği yanında, ondan da önemlisi, şu anda alınabilecek yönetsel önlemlerin alınmamasıdır. Tüm şikâyetlerin birleştiği OHAL konusu, adalet mekanizmasının siyasi amaçla araçsallaştırılması, üniversiteler üzerinde kimselere danışılmadan yürütülen operasyonlar geleceğe ait hayalleri sarsarken, bunların olumsuz etkileri de ekonominin işleyiş sürecinde yansımaktadır. 

Kredi değerleme kuruluşlarının her not kırışında anlamlı gerekçe üretmek ve önlem almak yerine, yel değirmenlerine karşı mücadele kabilinden geliştirilen söylemler yanında, akıl almaz zekâ parlaklığı olarak kendi değerleme kuruluşumuzu kuracağız mealindeki ifadeler, yatırımcının kararlarını fevkalade derinden etkileyen isabetsiz tavırlardır. Böylesi tavırlar sergileyen yönetsel kadroya güven sarsılır, bunun etkisi de, emekçi kesime, dar ve orta gelirli vatandaşlara zarar verecek şekilde ekonomiyi etkiler.

İşin biraz daha derinine inersek, AKP’nin özlemle yâd ettiği Özal ve dönemi politikaları ile karşılaşırız. Ekonomiyi sıcak para eroinine alıştıran Özal politikaları 2000 IMF-Derviş programının uygulanmasında ülkeyi sömürürken de halka karşı siyasilere çok hizmet etti. Finans hâkimiyeti ülkeyi balonla yükseltirken de, kendisini güvene alma gayretiyle çökertirken de kârlı çıkar. Örneğin, çırpınışlar içindeki Merkez Bankası döviz yükselişlerini frenleyebilmek için faizleri yükseltirken de, denetleyemediği kur yükselişlerinde de daima yüksek kârlar sağlayanlar para babaları olmaktadır. Ekonomide her kazancın bir bedeli olduğuna göre, birileri finans kesiminin bu kazancını finanse ederken erimektedir. Diğer bir deyişle toplumun orta kesimi erimektedir. Seçim sonrası öngörülen önlemler ise, seçimin sonuçlarına göre farklılaşabileceği gibi, IMF sopası benzeri, belki de aynısı olabilir.

 

 

Yazı Evrensel ‘den alınmıştır.

Yorumlar