banner
banner
banner
porno izle
analiz

Hüseyin nereden bilecek sıva yaparken malanın kenarıyla Berfin yazıp yazıp sıvaladığı dört duvar bir gün Selocan’a kendi hikayesini yazdıracak.

İçimizdeki Erkek, hem “içeridekilerin” hem “dışarıdakilerin” öyküsü. Yanılsamanın öyküsü: Bir kuş olabilirsiniz, ayağınız “erkekliğinize” bağlı ya da tutsak bir kuş olabilirsiniz, dört metreye sekiz metre olan bir mekanda usanmadan dünyayı dolaşan.

İkinci öykü, eline kına sürmesiyle başlayan ve akan kanının elindeki kınasına karışmasıyla biten Seher’in öyküsüdür. Seher’in öyküsü, elini ablasının kanına bulamak zorunda kalan Engin’in öyküsü kadar hazindir.

Oradan Temizlikçi Nazo’ya gideriz. Etrafındaki tüm devinimi gören iki çatlak göz Nazo. Kendi mahallelisini de kendi cenahından olanı da şıp diye tanıyan Nazo. Hayatı trafik lambaları ritminde, fikirler uçuşur zihninde, artık arabalardan daha hızlı yürüyecek cesur Nazo!

Bildiğiniz Gibi Değil’de sorar kahraman: Söyle Nergis ben seni ne çeşit seveyim? Nergis değil Semra’dır asıl hikaye, bildiğimiz gibi olmayan yani, Semra’dan Nergis’e yansıyan biber salçasının acısıdır. Acı yakar, gözleri doldurur ya da gözler zaten doludur.

Kara gözlere selam olsun

Kara gözlere selam gelir sonra, Hüseyin’in Berfin’e olan “güvencesiz” sevdası. İsimsiz mektuplar yazar Hüseyin sevdalısına, sadece gözünün rengi değer Berfin’in mektuplara. Hasret ve sevda kelimesi geçmeyen sevdası yanık, hasreti büyük mektuplar. O mektuplar bir mahpushaneden çıkar. Hüseyin nereden bilecek sıva yaparken malanın kenarıyla Berfin yazıp yazıp sıvaladığı dört duvar bir gün Selocan’a kendi hikayesini yazdıracak.

Mektup okuma komisyonuna yazılan mektupta da Bahir’i tanırız. Sınıf birincisi Bahir, el yazısı inci Bahir… Kalabalığın karmaşasında kaybolan, olana bitene anlam katamayan, gücü kendine yeten, bedenini yedinci kattan aşağıya bırakan Bahir.

Deniz kızı Mina karşınızda öyle hızlı hızlı konuşur ki onu pür dikkat dinler gibi okursunuz öyküyü. Mina’nın acelesi vardır, yaşamak için ya da Mina’yı kendi topraklarından sürgün edenlerin acelesi vardı daha çok çocuk öldürmek için. O yüzdendir ki Mina’nın öyküsü bir çırpıda bitiverir. Hiç görmediği denizin içinden gelen sesi kulaklarınızdayken diğer öyküye geçersiniz.

Halep Ezmesi ile daha rahatlayacağım diye düşünürsünüz Mina’dan sonra. Aklına meze gelir insanın. Sonra ezim ezim ezilen insanlar çıkar karşımıza. Bir meydanda ölü bedenler, öldükten sonra sadece rakam olan ölü bedenler. Bir de Hamdullah Usta ve tabii ki Rukiye var. Hamdullah Usta’nın sessizce sevdası Rukiye, Rukiye’nin ince ağrısı Hamdullah Usta…

Gerçek mi, kurgu mu?

Asuman gerçek midir kurgu mudur bilinmez, her gün önünden geçip göz göze geldiğimiz kadın kadar gerçek ve yakın ve her gün önünden geçip gözümüzü kaçırdığımız kadın kadar hayal ve uzak Asuman, ah Asuman!

Annemle Hesaplaşmalar’ı okurken ise annenin dikiş makinasının iğnesinden çıkan piyano sesi hala kulağımızdadır. Onu dinleriz hınzırca ve çocuğuzdur yaşımız kaç olursa.

Tarih Kadar Yalnız’da gündelik hayatın renksiz ritmi bulur sizi, piyano sesi susmuştur artık, hayatınız boyunca doya doya konuşamadığınız babanız da susmuştur. Müzik ve Mungan’ın dizeleri de çekilmiştir hayatınızdan ve sadece zengin bir yalnızlığınızla baş başa kalmışsınızdır.

Kitap, Sonu Muhteşem Olacak ile bitmiş. Ve çoğu son muhteşem olmasa da, son öyküde Tunç’larla ve demirle bilenmiş Bekes ile karşılaşırız. “Biz öldükten sonra buraya gelmeyin” diyen bir ses duyarsınız, utanılır ve kitap kapağı kapatılır… (sendika.org)

Yorumlar

Video Porno Incesti