banner
banner
banner
porno izle
ÇEVİRİ

Guatemala Devlet Başkanı Otto Perez Molina rüşvet skandalındaki rolü nedeniyle istifasının ardından başlayan süreçte tutuklanmış ve yerine geçici olarak eski Anayasa Mahkemesi üyesi Alejandro Maldonado getirilmişti. Maldonado daha önce Guatemala Senatosu tarafından aynı rüşvet skandalına ismi karışan Başkan Yardımcısı Roxana Baldetti’nin 8 Mayıs’ta istifasının ardından görev almıştı. Eski Başkan Otto Perez Molina ve Yardımcısı Roxana Baldetti’nin, 1980’li yıllarda diktatörlüğün yürüttüğü kirli savaşa katkıda bulundukları, bir çok kıyımdan sorumlu oldukları iddia ediliyordu. Şimdilerdeyse Orta Amerika’da faaliyet gösteren La Lineaadlı suç örgütüne destek verdikleri, işbirliği yaptıkları gerekçesiyle yürütülen geniş çaplı bir operasyonda rüşvet soruşturması nedeniyle tutuklandılar. Geçici Başkan Maldonado bir muhafazakar ve aşırı-sağ parti olan Ulusal Özgürlük Hareketi taraftarı olarak bilinmektedir. 1995 yılında Hükümette Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Yeni seçilen Geçici Başkan Maldonado Diktatör Rios Montt’un (1771 Guatemala’lının öldürülmesi ve toplam 1400 insan hakları ihlalinden ötürü suçlandığı) ceza aldığı davayı baltalayan ve cezasının kaldırılmasını sağlayan iki üyeden biriydi. Başkanlık görevine getirilmesi kıyım ve katliam kurbanlarına yeni bir darbe olurken, Rios Montt’un kızı Zury Rios önümüzdeki seçimlerde Devlet Başkanlığı’na aday olmak için çalışmalarını yürütmektedir.Sonuç itibariyle 1970’li yıllardan itibaren temelleri atılan diktatörlük rejimi tüm temizlik ve yargılama çabalarına rağmen, iktidar kavgaları eşliğinde aynen devam etmektedir. Aşağıdaki çeviri “kirli savaşın” bir başka boyutunun altını çizmektedir. (Çevirenin notu.)

Alejandro Maldonado 1 Eylül’de Guatemala Devlet Başkanlığı görevini üstlendi. Eski diktatör Ellios Riott’un iç savaş sürecinde gerçekleştirdiği kıyım suçları nedeniyle cezasının affedilmesindeki (örtbas) rolünden ötürü bu seçim son derece  tartışmalı sayılmalıdır.

Bu 36 yıl Guatemala’nın post-kolonyal tarihinin özellikle en kanlı bölümü ve açtığı derin yaralar, ülkenin özellikle Maya halkının kollektif bilincinde varlığını sürdürmektedir. Bu dönem boyunca İsrail devletinin Guatemala rejimine verdiği destek siyonist dış politikanın en göze çarpan örneğidir.

Guatemala’nın Maya köylülüğünün içinde bulunduğu sefalet ve kölelik koşulları 1960’lı yıllar boyunca kırsal kesimlerde silahlı-silahsız bir dizi ayaklanmalara yol açtı.

Guatemala yönetimi buna dizginsiz bir şiddetle karşılık verdi. Muhalif sayılan herkes, Maya aktivistler ve sendikacılar bu şiddetin hedefi oldular.

1982 darbesiyle General Efrain Rios Montt iktidara geldi. Aynı yıl içerisinde İnter-Amerikan İnsan Hakları Komisyonu, 1970’li yıllar boyunca başta köylüler ve yerli halka karşı işlenen suçlar olmak üzere, binlerce faili meçhul cinayet, yargısız infaz ve kayıp olaylarıyla ilgili Guatemala yönetimini kınayan bir rapor yayınladı.

Bir sonraki yıl diktatör Montt tarafından “kanun-dışı yaşayan köylere karşı” (Frijoles y Fusiles) Beans and Guns denilen ve pratik anlamıyla “yanmış topraklar” olarak bilinen askeri operasyonu başlattı. Rios Montt kendinden öncekilerin taktiklerini benimseyerek, kontrgerilla stratejisinin hedefine kırsal kesimdeki yerleşim yerlerini almıştı. Kendinden sonrakiler onun bu pasifikasyon taktiklerini benimseyerek, kırsal yapıda yerli halkın geleneksel yaşam tarzlarını ve varlığını tahrip ederek onun yerine feodal yapının ikame edildiği tarımsal kooperasyon tarzı hiyerarşik örgütlenmeleri geliştirdiler.

1996 yılında BM barış için aracılık yaptığı sırada, Tarihsel Aydınlatma Komisyonu raporlarında yaklaşık olarak 250 bin kişinin öldürüldüğü saptamalarına yer verilmişti. Rapor’daki veriler Katolik kilisesi desteğiyle kurulmuş olan Gerçeklik Komisyonu tarafından tesbit edilen bilgilerle örtüşüyordu. Buna göre devletin yerli halka ve köylülere karşı, aralarında 600’den fazla toplu kıyımın yer aldığı, sayısız askeri operasyon yürüttüğü ve bu eylemlerde işkence, tecavüz, zorla köy boşaltma, gibi suçların yer aldığı açıklanmıştı.

General Rios Montt uzun uğraşılar sonucunda nihayet 10 Mayıs 2013 tarihinde adalet önünde hesap vermeye başlamıştı. Kitlesel katliamlar ve insanlığa karşı işlediği suçlardan ötürü 80 yıl hapse mahkum edildi. Mahkemede çok sayıda mağdur tanıklık yaptı. Aralarında defalarce tecavüze uğramış kadınlar, Guatemala ordusu tarafından köyleri basıldığında çocuk yaşta olan tanıklar bulunuyordu.

Ancak Montt ve öteki Guatemala’lı liderlerin yönetimleri altında öldürmeler, göçe zorlamalar, kayıplar, bu ülkenin İsrail ile girdiği ve tarımsal yardımlardan kontrgerilla tekniklerine kadar uzanan özel ilişkiler olmaksızın böyle etkili bir tarzda yürütülemezdi.

Silah, Fasulye ve Eğitim: Guatemala Devlet Terörüne Siyonist Destek

Silah veya Fasulye kampanyasının Maya yerlilerinin köy yaşamlarını paramparça etmesinden yaklaşık altı yıl önce İsrail yönetimi Guatemala’lı subaylar için İsrail’de iki yıllık tarım programı eğitimi düzenlemişti. Siyonist kültürün Kibbutzcu öncüleri, Latin Amerika’nın sömürge ve sömürgecilik sonrası dönemin Gaucho (sığır çobanı) kültürüyle birleştirilmişti. 1978-1979 yıllarında Guatmeala’dan yaklaşık bin kişi Rehovot ve başka bölgelerdeki İsrail Yerleşim Araştırma Merkezleri’nde eğitildiler. Guatemala Parlamentosu 2009 yılında İsrail’in katkılarını takdir ederken, konuşmacı, “eğer tarımda bir gelişme olduysa bu İsrail’in sayesindedir” diyordu. Gerçekteyse bugün Guatemala’da gelişmiş bir tarımsal sistem bulunmamakta ve yüzbinlerce köylü ailesi yardıma muhtaç yaşamlarını sürdürmektedirler.

1970 sonlarında ABD tarafından eğtilip silahlandırılmış Guatemala’lı askerlerin yol açtığı insan hakları ihlallerine ilişkin raporlar Washington’daki Carter yönetimi açısından büyük bir baş ağrısıydı.  Amerikan Kongresi bu nedenle 1977 yılında askeri yardımları durdurmuştu. Ancak kısa bir süre sonra, İsrail bu boşluğu doldurmak amacıyla gerekli adımı attı ve Cumhurbaşkanı Ephraim Katzmir askeri yardım anlaşmasını imzaladı. Stockholm Barış Enstitüsü’ne göre, İsrail iç savaş süresince Guatemala’yı 38 milyon dolarlık silah yardımıyla desteklemişti. Bu silahlara, Arava uçakları, ağır silah parçaları ve hücumbotlar dahildi. İsrail yapımı Galile otomatik silahları, 1980 döneminde, Alta Verapaz’da devlete ait silah fabrikasında İsrail lisansıyla üretilen mühimmatla birlikte, Guatemala ordusunun standart silahları arasında görülüyordu.

Buna ek olarak İsrail’in Guatemala iç savaşına müdahalesinde Guatemala’da askeri teçhizat üretiminden, radar sistemlerine ve su arıtma tesislerine kadar bir çok alanda faaliyet gösteren İsrail kökenli firmaların büyük payı bulunuyordu. İsrail özellikle Amerika’yı “rahatsız etmemek” için silah trafiğini gölge savaş endüstrisi üzerinden, çifte pasaport taşıyan aracılar, emekli generaller ve securotlar (üst düzey bürokratlar) vasıtasıyla yürütüyordu.

1977 Haziran ayında Barbados gümrük muhafaza memurları Arjantin’e ait bir kargo uçağında İsrail’den Guatemala’ya sevkedilen 26 ton cephaneye el koymuşlardı. Benzeri sevkiyatlar Florida, Fort Lauderdal’de ele geçirilmişti. Regan’ın 1979 yılında seçilmesi ve Orta Amerika’ya müdahale planı bu nedenle İsrail tarafından hemen karşılık bulmuştu. Ariel Şaron’un daha sonra ABD ile geliştirdiği ilişki tarzı, her iki ülkenin stratejik çıkarlarını bu tarz yakın ilişkilerle perçinleyecek düzeyde, bölgedeki kirli işlerin büyük çoğunluğunu üstlenme temelinde oluşturulmuştu. Bu ilişki Nikaragua ve El Salvador’a silah sevkiyatı için kanal oluşturmayı da kapsamaktaydı. 1983 yılında New York Times’in yayınladığı bir rapor İsrail’in Amerikan stratejik çıkarlarını tamamlayıcı rolüne vurgu yapıyordu.

İsrail 1980’lerin sonuna kadar Guatemla’nın kontr-gerilla programına yaklaşık 300 emekli ve İsrail devletiyle doğrudan bağlantılı eğitmen, ve danışmanlarla katkıda bulundu. Bu uzmanlar son derece karmaşık gözetleme-izleme sistemleri ve bilgisayar ağlarıyla faaliyet gösterdiler. Bunun dışında kırsal kesimde isyancıları yok etmek ve pasifikasyonun sağlanması için “Kaibiles” (Özel Askeri Operasyon Birlikleri) olarak nitelendirilen ölüm mangalarının eğitimleriyle ilgilenmişlerdi.

Nikaragua, ABD: İsrail Tarafından Ödenen Tazminatın Çerçevesi

Uluslararası Adalet Divanı Nikaragua Olayı’nda Amerika’yı Nikaragua’da askeri ve para-militer operasyonlar yaptığı gerekçesiyle Nikaragua halkına tazminat ödemeye mahkum etmişti. Bu mahkemenin elinde İsrail’e karşı kullanılacak bir dizi materyal bulunuyordu. İlgili davanın 220.paragrafında, devletlerin bir grubu şiddet eylemlerine teşvik ve malzeme sağlamaktan kaçınmak zorunda olduğuna yapılan vurgu dikkat çekiyordu: “Birleşik Devletler bu konuda Nikaragua’daki çatışmalarda yer alan her hangi bir grup veya kişileri 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 4. madddesinin 3. paragrafında yer alan hükümler çerçevesinde teşvik edici davranmamak yükümlülüğüyle hareket etmek zorundadır.” Bu çok açık ve ciddi bir uyarıydı.

Devletler Hukukunun Temel Prensipleri ve Tazminat Ödenmesine Dair Yönetmeliğe göre; “4. Uluslarararası Hukuk ve Temel İnsan Haklarının ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda; Devletler, yeterli kanıt mevcut olduğu takdirde sorumlu olduğu iddia edilen kişileri, ihlallerden ötürü cezalandırılmalarını sağlamak üzere soruşturmak ve yargı kurumlarına havale etmek yetkisine sahiptirler. (…)”

İsrail’in Guatemala’yı ve Rios Montt yönetimini askeri danışmanlar ve teknik konularda destekleme meselesi, Guatemala’daki soykırım ve uluslararası insan hakları hukukunun ağır biçimde ihlal edilmesinde yönlendirme ve “yardımcı” olmak anlamına geliyordu.

Halkların Dayanışması

Guatemala yönetiminin yerli halklara karşı uyguladığı taktiklerin, İsrail tarafından kendi askeri işgallerinde kontrol altına alma ve sürdürme amacıyla uyguladığı taktiklerle olan benzerliği olağanüstü dikkat çekicidir. Yerleşim merkezlerinin kurulması ve zorunlu göçler yerli halklara karşı İsrail’in resmi anlamda izlediği politikalardır. Güney Lübnan’da “yanmış topraklar” politikası daha önceden uygulamaya konulmuştu. (İsrail Gizli Askeri Servisi) Şin Bet tarafından yürütülen kontr-gerilla taktikleri Filistinlilerin direnişlerini bastırmayı amaçlıyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse, uzlaşma ve tazmin etme meseleleri gerçekleştirilmesi son derece zor sosyo-hukuki sorunlar olageldiler. İç savaş sürecinde gerçekleştirilen zulmün sorumlularının cürümlerini itiraf etmeleri, Guatemala’nın yoksul ve dışlanmış kesimleri için son derece uzun ve zahmetli olmuştu. Bu anlamda İsrail’in işlediği suçların saptanması, deşifre edilmesi, Guatemala devletinin suçlarıyla olan bağlantıları anlamında çok daha karmaşıklaştırılan bir konudur.

İsrail’in sahip olduğu uluslararası destek ve savunma mekanizmaları, lobiler, bu meselenin ortaya konulmasını zorlaştırıcıdır. Fakat bunu Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin önüne bir dosya olarak getirmeyi başarmak dahi, Guatemala’nın zulme uğrayan yerli halkları ve onların doğal müttefikleri olan Filistinliler arasında güçlü bir dayanışma ağının oluşmasını teşvik edebilir.

İngilizceden Çeviri: 2015-10-08 Ahmet Akif Mücek

Yorumlar

Video Porno Incesti