banner
banner
banner
porno izle
analiz

Bu yıl Davos’ta herkes dünya ekonomisinin ne kadar iyi bir performans sergilemekte olduğunu vurguluyor; yine herkes geleceğe ilişkin ciddi, hatta yaşamsal kaygılar dile getiriyormuş.

Ekonomik genişleme ama… 
Veriler dünya ekonomisinin bir genişleme döneminde olduğunu söylüyor. Ancak Davos’takiler bu genişlemenin devresel (cyclical) olduğunu biliyorlar. IMF Başkanı Lagarde “genişlemenin kıymetini bilin, bu zamanı dünya ekonomisini tehdit eden sorunlara kalıcı çözümler bulmak için kullanın” diyor. Böylece, Lagarde, henüz kalıcı çözümler (yeni bir sermaye birikim rejimi – E.Y.) bulunamadığını da itiraf ediyor. Standard & Poor baş ekonomisti Paul Shear de “büyük ekonomilerin, devresel bir genişleme ile temizlenemeyecek yapısal sorunları var” diyor. 
Wall Street Journal’daki yorumunun başlığı da “Küresel ekonomi gayet iyi gidiyor: Korkunuz” idi. WSJ varlık piyasalarının aşırı değerli olduğunu, hatta bir “finansal balonların oluşmaya başladığını” düşünüyor. Davos’takiler de, “niye kaygılanmıyorum acaba diye kaygılanıyor”muş. Çünkü devresel genişlemeyerini devresel daralmaya bıraktığında dünya ekonomisinin ne durumda olacağını kimse bilemiyor. Financial Times’ın başyazısı da “Dünya ekonomisinin sağlığı iyi. Küresel ekonomik yönetişiminki değil. Birincisi vahim derecede ikincisine bağımlı” diyor.

İki vektör 
Davos’ta, ekonomik genişlemeye karşın egemen olan kaygılı hava iki vektörün bileşkesi. Bu vektörlerden birini “liberalizmin” sonuna, ikincisini de bir büyük savaş olasılığına ilişkin kaygılar oluşturuyor. 
Davos başlarken Financial Times’da Martin Wolf “uluslararası liberal düzenhasta” başlıklı yorumunda, ilginç bir biçimde, sorunların küresel, “siyasetin esas olarak ulusal olduğunu” vurguluyor ve “Liberal düzen dağılıyor çünkü halkın gereksinimlerini tatmin edemiyor” diyordu. 
Bu hafta, “Gelecek Savaş” kapağıyla çıkan The Economist, bir yazısında,Patrick Deneen’in Liberalizm neden başarısız oldu başlıklı kitabıyla tartışıyordu. Yazıda, felsefi bir yaklaşımla, “Liberalizm son 400 yılın en başarılı düşüncesiydi” ifadelerinin kullanılmasından, Hobbes’e, Lock’a kadar gidilmesinden; Deneen’in, liberalizmin, “mahkemelerden şirket tavrına kadar her şeyi belirleyen bir egemen felsefe” olduğuna ilişkin saptamalarının aktarılmasından, asıl konunun Liberalizm kavramı altında, 400 yıllık Batı kapitalizminin sonu olduğu anlaşılıyordu. 
Deneen’in, “liberalizmin iddialarıyla yaşanan gerçeklik arasındaki fark o kadaraçıldı ki”… “yalan artık kabul görmüyor” derken, Davos’a 1000 özel uçakla gelenlerin, “parçalanmış dünyada ortak bir geleceği kurmak” konulu toplantıları durumun absürtlüğünü sergiliyordu. Deneen’in “liberalizmin çelişkilerindenkurtulmak gerekir” savına cevap olarak, The Economist “liberalizmin en büyük düşmanı aç gözlülüktür” gibi, kapitalizmi değil, aç gözlü insanları suçlayan cevaplar vermeye çalışıyordu. 
Davos’takilerin kaygılarının bir nedeni, aslında bu anlamsızlığın farkında olmalarıysa, diğeri de, (özellikle Trump ve ekibi Davos’a geldikten sonra) büyük güçler arasında bir ticaret savaşı olasılığı (ki Trump’ın D. Ticaret bakanına göre çoktan başladı), bunun dünya ekonomisini parçalarken bir büyük güçler arası savaşa zemin hazırlamakta olmasıydı. 
Davos toplantısından önce, ABD ve İngiltere’de genelkurmay başkanları, ABD, İngiltere NATO ordularının Rusya ve Çin karşındaki yetersizliklerini vurgulayan açıklamalarla siyasete, etkin biçimde karışmış oldular. Bu yıl Çin pazarının çapının (perakende satışlarının) ABD’yi yakalaması, The National Geographic’in son sayısındaki, “Çin 1.5 milyar insanı nasıl doyuracak” başlıklı kapsamlı araştırma da, giderek artan gerginliklerin ekonomik temellerini sergiliyordu. 
Dün, Fukuyamatarihin sonundan, liberalizmin (aslında kapitalizmin) totalitarizm üzerindeki nihai zaferinden, olaysız, yeknesak bir gelecekten söz ediyordu. Şimdi liberalizmin sonunu, “büyük savaş” olasılıklarını, totaliter liderlerin marifetlerini konuşuyoruz! Nereden nereye geldik! (cumhuriyet)

Yorumlar

Video Porno Incesti