porno izle
analiz

Zarrab’ın odağında olduğu Amerika’da görülen dava geçen hafta Halk Bank Gn. Mdr. Yrd. Hakan Atilla’nın mahkumiyetiyle sonuçlandı.
Soruşturma, 17-25 Aralık adıyla Türkiye’de açılmış, ama dinleme tapeleri vb. delillerle ayakkabı kutuları ve elbise astar ve cepleriyle evlerdeki kasalarda ele geçirilen çoğu döviz cinsinden paraların faiziyle rüşvetçilere iadesiyle kapatılmıştı. Gerekçe, soruşturmanın AKP Hükümetine yönelik darbe olduğu iddiasıydı. Rüşvet alınıp alınmadığı tartışılmamıştı bile.

ABD’deki yargılama ise “skandal” olarak nitelendi. Sözcü Kalın “Skandal davanın skandal kararı” dedi. Karar “Hukuk adına utanç verici”ydi. “Davanın FETÖ, FBI, CIA ve ABD yargısının iş birliğinin somut ispatı” olduğunu ileri süren Hükümet Sözcüsü Bozdağ’a göre “siyasi kumpas”tı ve “Uluslararası hukuka aykırı”ydı. Yandaş medya davaya “haydut hukuku” gibi adlar taktı.

ABD’nin herkese kendi çıkarlarını dayatma peşinde, dünyanın başına bela bir emperyalist olduğu tartışma götürmez. Ancak tıpkı Gülen Cemaatinin 15 Temmuz’da darbeye kalkışmasının AKP politikalarını doğrulayıp meşrulaştırmak bir yana onunla yıllar süren iktidar ortaklığının üzerini örtemeyeceği gibi, Amerika’nın dayatmalarıyla emperyalistliği Zarrab-Halk Bankası-Bakanlar ilişkisinin bir rüşvet ve yolsuzluk ilişkisi olmayıp “milli sorun” olduğu anlamına gelmez.

Evet, Cemaatle AKP yıllarca ortaklık ettikleri iktidarı paylaşamayıp kavgaya tutuşmuş ve “FETÖ” darbeye girişmiştir. Ve evet, ABD Türkiye’ye de kendi emperyalist çıkarlarını dayatmaktadır. Ancak… Ne Zarrab etrafında döndürülmüş dolaplar milli sorundur ne de Amerikan yargısıyla hukuku suçlanarak işin içinden sıyrılmak mümkündür.

Kendisi suçunu itiraf etmişken kim Zarrab’ın bir rüşvetçi olmadığını iddia edebilir? Amerikan yargısına laf edenler, neden Zarrab’ı Türkiye’de yargılamayıp baş tacı ederek böyle bir yargılamanın önünü açtıklarını açıklamalıdırlar. Öncelikle yapmaları şart olansa, Zarrab’ın rüşvetçilik yapmadığını kanıtlamaktır.

Sonra sıra, Amerikan yargısı ve hukukunun “skandal” ve “haydut” suçlamalarıyla kötülenmesinin haklı, inandırıcı ve anlamlı olabilmesi için, Türkiye’deki yargı ve yargılamaların skandal olmayıp adil olduğunun kanıtlanmasına gelmelidir. Amerikan yargısı kötüdür de Türkiye’de yargı ne alemdedir?

Kaç yargıç ve savcı “darbecilik” suçlamasıyla görevden alınmıştır örneğin? O savcıların iddialarıyla yargıçların kararlarının akıbeti ne olmuştur? Cumhuriyet davası örneğin “FETÖ”cülükle suçlanan bir savcının iddianamesiyle yürütülmekte değil midir? “FETÖ”cü denen hakim ve savcılar, zamanında HSYK üyeleri ve yüksek hakimler olarak, 12 Eylül referandumuyla düzenlenen yargının başına getirilmemişler midir?

Ya İçişleri Bakanı Soylu’nun kendisini yargı yerine koyarak Kılıçdaroğlu’ya “Bittin sen” demesiyle uyuşturucu satıcılarını hedef almanın primini toplamak üzere emrindeki polislere verdiği “Ayaklarını kırın, suçu bana atın” talimatı ne kadar hukuka uygundur?

Amerikan yargısı tabii ki “siyasi”dir. Kuşku yoktur. Peki, Türkiye’de yargı siyasi değil midir? Değilse Cemaatle kavgasından dolayı hapsedilen A. Şık’ın “FETÖ”cü olduğu nasıl ileri sürülebilmiştir? Yargı siyasi değilse, muhalif yayın yapan Hayatın Sesi TV’nin kapatılmasının açıklaması nedir? Ya da HDP Eş Başkanı Demirtaş’la Meclis Bşk. Vekili Baluken’in sadece siyasi içerikli konuşmaları nedeniyle hapsedilip cezalandırılmalarına ne denecektir? Siyaset değilse, Gökçek istifaya davet edilirken CHP’li Belediye başkanları neden görevden alınmaktadır? Ve yıllarca Adalet Bakanlığı yapan Bozdağ, eğer üstelik din siyaseti yapmıyorsa, “buluğ çağı” ve “evlilik”le ilgili, hukukun üzerini çizerek , “Diyanetin uygulayacağı tek kanun Allah’ın kanunlarıdır” demesi nereye sığdırılacaktır?

Son olarak, Erdoğan “Bedel ödeyecek” dediği C. Dündar örneğinde olduğu gibi yargıyı siyaseten açıkça yönlendirmemekte midir? “Gazeteci değiller, teröristler” siyaseti, bırakalım Türkiye’yi, Erdoğan tarafından, kendisine beğenmediği soru soran Fransız gazetecisinin bile “FETÖ”cülükle suçlanmasına vardırılmamış mıdır? (evrensel)

Yorumlar