banner
banner
banner
porno izle
BAŞYAZI

Yer yüzünde her gün sayıları giderek artan, yaşam koşulları zorlaşan, yaşam hakları ellerinden alınan, şiddete uğrayan, sokaklarda yaşayan hayvanlara dikkat çekmek için bugün, 33 ülkede “Dünya Sokak Hayvanları Günü” olarak kutlanıyor. Fikir; 2010 yılında Hollanda’da Sokak Hayvanları üzerine yapılan bir konferans sırasında ortaya çıkmış.

“Sokaklar, hayvanlar için güvenli yer olmaktan çıktı”

Fotoğraf: pabsttheater.org

Meksika doğumlu ABD’li, köpekler konusunda uzmanlaşmış, 9 sezon çekilen ve 80 ülkede yayınlanan “Dog Whisperer” adlı programı ile meşhur olan eğitmen Cesar Milan destek verdiği anlamlı günü şöyle anlatıyor:

“4 Nisan tüm gezegen üzerinde 600.000.000 sahipsiz hayvana, şefkat ve özen göstermek için harekete geçme günü olarak kutlanmaya başlanmış özel ve önemli bir gündür. Sokaklar dünyamızda hayvanlar için güvenli yer olmaktan çıkmıştır. Hayvanlar sokaklarda yoksul ve sefil bir hayat sürmektedir. Onlar, genellikle aşırı sıcak ve soğuklara, açlığa ve susuzluğa bağlı hastalıklara ve istismara maruz kalmaktadır. İnsanlar sokakta yiyecek arayan hayvanları görmezden gelmekte ya da çoğu o güzel hayvanlardan rahatsız olmakta, kir ve hastalık bulaşır endişesiyle bazı insanlar onlara dokunmamaktadır. Oysa onlar mahallenizin görüntüsünü kirletmez, bize hastalık bulaştırmaz. Şehirleşmeyle birlikte yaşam alanlarını ellerinden aldığımız tüm canlara borcumuz var. Bu borcu en azından onları farkına vararak, onlara zarar vermeyerek ödeyebiliriz. Bu nedenle Dünya Sokak Hayvanları Günü oldukça önem arz ediyor. Ülkelerin bu günden bilinci yükseltmesi bekleniyor.” 

 

Sokak Hayvanları Hakkında Bilinen 12 Yanlış Bilgi

 

  1. “Sokaktaki kedi ve köpekler mikropludur, sizin için ölümcül olabilecek hastalıklar taşır.”

İş mikroptan bahsetmeye varacaksa her gün elimize değdirdiğimiz TV kumandası da mikropludur. Steril ve dünyadan izole bir laboratuvarda yaşamadığınız sürece mikroptan kaçınmak neredeyse imkansızdır. Her gün elimizde tuttuğumuz para, otobüste tutunduğumuz askı ve metroda tutunduğunuz yürüyen merdiven kolu… Bunun gibi birçok şey bir sokak hayvanından 10 kat daha mikropludur. O yüzden onları sevmekten ve dokunmaktan çekinmek anlamsızdır.

  1. “Sokak köpekleri insanlara saldırır.”

Sokak köpekleri kendilerine saldırılmadığı sürece (eğer agresif yapıda değilse) insanlara saldırmaz. İnsanlardan gördükleri zulüm neticesinde birçoğu zaten korkaklaşmıştır. İnsan köpeğe iyi davranırsa köpek o insanın en büyük dostu olur. Sokak köpeği sadece kendisine kötü davranana ve korktuğuna tepki verir.

  1. “Sokak hayvanları nasıl olsa yiyecek bulurlar.”

Varsa bulur, yoksa bulamazlar. Kapalı çöp konteynırlarını açamaz, sıkı bağlanmış çöp torbalarını çözemezler. İnsanlar bir şekilde açığa yiyecek bırakmazsa aç kalır, zayıflar ve hastalanırlar. Aynı insanlar gibi onlar da “canlı”dırlar. Bu bağlamda sokak hayvanlarının söz konusu yiyecek olduğunda bizim kadar dışa bağlı olduklarını aklımızdan çıkarmamalıyız.

  1. “Sokak köpekleri gördükleri her arabaya saldırıyor.”

Burada asıl meselenin Köpeklerin arabalara saldırmadığını, dönen tekerleklerin onlarda içgüdüsel olarak bir tepki yarattığını anlamamız gerekiyor. Eğer evde beslenen bir köpek gördüyseniz onların da pencerenin önünden geçen arabaya tıpatıp aynı tepkiyi vereceğini fark edebilirsiniz. Burada önemli olan bisiklet ya da motosiklette iseniz ve sürerken siz onları tekmelerseniz ilk taşı sizin atmış olacağınızı anlamak.

  1. “Kaşınan sokak köpekleri uyuzdur, pirelidir, hastalıklıdır.”

Her kaşınan köpek uyuz değildir. Her kaşınan insanın uyuz olmadığı gibi. Uyuz, hayvanda aşırı tüysüzlük, zayıflık ve vücutta kızarıklaşmış yaralar şeklinde kendisini gösterir. Bazen tüyleri dökülmüş köpekler görürseniz endişelenmeyin. Sokak hayvanları zaman zaman mevsim değişikliklerinde tüylerini dökerek bir tüy yenileme dönemi yaşarlar. Bu her yıl yaşadıkları doğal bir durumdur.

  1. “Sokaktaki kedi ve köpekler birbirlerine düşmandırlar, huzur bozarlar.”

Eğer hepsi huzurlu ise ve karınları doyuyorsa birbirlerine müdahale etmezler. Düzgün koşullarda bir arada yaşayabilirler. Fakat doğal yaşam alanlarına yakın bölgelerde sürekli sürüngen ve çiğ et yemek zorunda kalan köpekler saldırganlaşır ve evrimleşirken yitirdikleri avcılık güdüleri yükseldiğinden kedilere de sürüngen gibi görüp saldırabilirler.

  1. “Sokak hayvanları barınaklarda güvence altındadır.”

Sokak hayvanının adı üstünde yeri sokaktır. Mutlu olduğu, rahat hareket ettiği alanda hatta kendisine iyi davranılacağı ümidiyle insanlarla bir arada olmayı tercih eder. Bu, sahiplenildiği durumda kedi için bir ev, köpek için bir bahçe de olabilir. Ama barınak hapishanedir. Ülkemizdeki çok az barınak onların rahat yaşayabileceği ölçütlere sahiptir. Genelde barınaklardaki daracık alanlarda, bakımsız, aç ve hastalık kaparak yaşamlarını acı içinde tüketirler. Barınak ortamının hayvanlar için ne denli zorlu olabildiğini daha önceden Niğde Hayvan Barınağı ile öğrenmiştik.

 

  1. “Sokak hayvanları kuru ekmekle beslenebilir.”

Sokak hayvanları kuru ekmek yemez. Ekmeği artık yemek suyu ya da kuru mama ile papara yaparak verdiğiniz takdirde onlar için doyurucu olabilir. Ekmek maya içeren bir besin olduğundan ilk 2 sene içerisinde zararları ortaya çıkmasa da 2 sene ve üzeri bir süre çerçevesinde ekmek ile beslenen köpeklerde cilt problemleri ve alerji yaşama riski çok yüksek olabilir. Bu nedenle et katkılı yemek artıkları, papara ya da kuru mama en uygunudur.

  1. “Sokak hayvanları yararsızdır.”

Yeterli bilgi ve sevgi ile yaklaşıldığında her hayvan eğitilebilir. Özellikle köpeklerin koruma içgüdüleri yüksek olduğu gibi kedilerle birlikte sokaklardaki fare, böcek, sürüngen ve haşerelerin evlere girmesini engellerler. Sokak köpekleri onlara öğretildiğinde tuvalet ihtiyaçlarını dahi gözden uzak bir bölgede görebilir.

  1. “Sokak hayvanları hissiz ve çevrelerinde olup bitenlere duyarsızdırlar” Öyle bir hissederler ki. Depresyona girip, sessizleşip intihar bile ederler çok mutsuzlar ise. Sadece insan gibi gözyaşı dökemezler. Köpekler yüzlerinden, kediler seslerinden belli ederler mutsuzluklarını, çaresizliklerini. Sevindiklerinde köpekler kuyruklarını sallayarak, kediler esnemeleri ile size belli ederler. Aile bağları vardır, yavrularını ya da ebeveynlerini ayırt eder ve severler. Aile ya da sürü içinde birbirlerine ve kendilerine iyi davrananlara karşı korumacıdırlar. Ama insanlar gibi onlar da kendi içlerinde kavga edebilirler. Aynı bizim gibi.
  2. “Sokak hayvanları ortalığa pislik saçarlar.”

okak hayvanları insanlar gibi çatalla yemek yemez. Ağızları bağlı torbaları patileriyle açmaları mümkün değildir. Birçok işlem için dişlerini kullanırlar. Eğer çöp torbalarınızın ağzını sımsıkı bağlamazsanız onlar da parçalamak zorunda kalmaz ve böylece tüm çöpler sokaklara dağılmaz. Bunlardan şikayetçiyseniz ve sokak hayvanlarının yegane beslenme kaynağı olan çöp torbalarının geldiği halden memnun değilseniz basitçe kapınızın önüne bir kap mama koyabilirsiniz.

  1. “Sokak hayvanları sürekli çoğalıyorlar.”

Sokak hayvanları kontrolsüz üredikleri takdirde nüfusları çoğalmaktadır. Zaten sokaklarda bulabildikleri sınırlı sayıda yemek artığıyla hayatta kalmaya çalışırken bilinçsizce doğurarak kendilerine yeni yemek ortakları da katmaktadırlar. İnsanlar olarak onların nüfuslarını kontrol altına almak bizlerin görevi. Yani yasada belirtildiği şekliyle belediyelerin kısırlaştırma yapması şarttır. Düzenli kısırlaştırma yapılırsa üreme kontrol altına alınır.

 

Ev, Sokak ve Yaban Hayvanları E-Reçete Kapsamı Dışında Tutulmalı!

Kadıköy Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu geçtiğimiz günlerde change.org’da bir imza kampanyası başlattı. Bugün itibariyle 35 binden fazla kişi imza kampanyasına katılmış durumda. Kampanyanın linki burada.

 

 

 

 

banner
banner
banner

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan ve 1.1.2018 itibariyle yürürlüğe girmiş olan VETERİNER HEKİM E-REÇETE TALİMATI ve UYGULAMA KILAVUZU hakkında Kadıköy Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu tarafından açıklanan görüşler şöyle:

“Veteriner hekim reçetelerinin elektronik ortamda düzenlenmesi, her hayvanın, onu getiren kişinin TC kimlik numarası ile kaydedilmesi üzerinden tanımlanmıştır. Kayıt sonrası, reçete yazılmasını takiben, onay ve ilaç temini sürecinin başlaması, açık-nöbetçi ve hayvan ilaçları satmak üzere sözleşme yapmış eczanelerin bulunarak ilaçları temin etme işleyişinin planlandığı anlaşılmaktadır.
E-Reçete uygulaması, öncelikle ve özellikle, sahipsiz hayvanların ve genelinde de evcil hayvanların klinik tedavilerine ağır zarar verecek, ilaç teminini çözülemez noktalara taşıyacaktır. Sokak koşullarından ya da kırsalda vatandaşlarca bulunarak kliniklere getirilen, kaza geçirmiş ya da hasta hayvanlar ile Yerel Hayvan Koruma Görevlileri tarafından tedavi altına alınan hayvanların durumlarının gözetilmemiştir:
• Evcil ya da yaban hayvanlarının tedavilerinde beşeri ilaçlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Veteriner kliniklerinde beşeri ilaç bulundurulamaması, muayene sırasında hayvana medikal uygulama imkânını sınırlandırmaktadır. Hasta hayvanı riske atan bu süreç ile ülkenin bazı bölgelerinde özellikle hayvan ilaçları satılmayan büyük kentlerde çözümsüz ve ölümle biten sonuçlar kaçınılmazdır.
• Klinik ve rehabilitasyon merkezlerine getirilen acil vakalara, veteriner hekimce zamana karşı müdahale gerekmektedir. Hekimin, gelen hastayı kayıt etmesi, onay ve ilaç temini süreci üzerinden işleyen E-Reçete uygulaması acil vakalara müdahaleyi hiçbir şekilde gözetmemektedir.
• Kliniklerde verilen tıbbi hizmetler için veteriner hekim odalarının yayınladıkları liste fiyatları geçerlidir. E-Reçete sisteminde her kayıt ile liste fiyatı üzerinden muayene ücreti ödeme ve belgelendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak sahipsiz hayvanlara yapılan indirim ve birden fazla sahipsiz hayvana yapılan özel ücretlendirmeler engellenmektedir. Bu durum e-reçete uygulaması ile çok sayıda sokak hayvanının artık klinikte tedavi imkânına kavuşamaması ve yerel yönetimlerin tedavi merkezlerine yığılması anlamına gelmektedir. Ülke genelinde her yerel yönetimin geçici rehabilitasyon merkezinin olmadığı gerçeği kadar, olan merkezlerin de genel koşulları ve olanaklarının yetersiz olduğu bilinmektedir. Bu koşullarda, E-reçete’nin uygulanması mümkün değildir.
• İlk muayene ücreti ödenen bir hayvanın, devam eden tedavisinde kontrol süresinin olmaması, gerekli görülmesi halinde yazılabilecek her reçete için ayrı ödeme talep edilmesi, evcil hayvan sahipleri ya da gönüllülerin üzerine büyük bir yük getirilmiş olacaktır.
• E-reçete sisteminde, hayvanı getiren kişinin TC kimlik, adres, iletişim bilgileri ile hayvana verilen ilaçların e-reçete yazılımının tüm kullanıcıları tarafından görülüyor oluşu Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırıdır.
• Türkiye genelinde, yerel yönetimlerin geçici rehabilitasyon ve kısırlaştırma merkezleri ile taşra koşullarındaki her veteriner hekimin bilgisayarı olmadığı gibi, sürekli internet ulaşımları yoktur ya da sınırlıdır. E-Reçete sisteminin bu bölgelerde uygulanmaya çalışılması buradaki hayvanları tıbbi tedavi imkânlarından mahrum edecektir.
• E-Reçete uygulaması, yalnız çalışan veteriner hekimlerin hastaya ayıracağı zamanı kısıtlayacak, hasta sahibi ile iletişimi güçleştirecek, anamnez alınması ve doğru teşhis ve tedaviyi zorlaştıracaktır.
Bu uygulama ile ev, sahipsiz/sokak hayvanları ve yaban hayvanlarının tıbbi müdahale ve klinik tedavilerinde telafisi mümkün olmayan karmaşa ve olumsuzluklar yaşanacaktır. Belirtilen nedenler ve yanı sıra Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve yükümlülükler gereğince, veteriner hekimlere yönelik e-reçete uygulamasında, ev, sokak ve yaban hayvanları ile bunlar üzerine çalışmakta olan hekim ve klinikleri kapsamayacak şekilde acil bir düzenlemenin getirilmesini bilgilerinize sunarız.

 

 

 

 

 

 

 

Unutmayalım…

Sokaktaki hayvanların yaşadığı zorluklara ve şiddete dikkat çekmek için farkındalık çalışmalarının, eylemlerin yapıldığı bugünde, kapımızın önüne bir kap mama, bir kap su bırakmayı unutmayalım.

Kaza geçirmiş, hasta, yaralı veya zor durumda bir hayvan gördüğümüzde yardım elimizi uzatmayı  alışkanlık haline getirelim.  Onlarla ortak yaşam alanını paylaştığımızı  ve yaşamlarının bizimkilerden daha az değerli olmadığını unutmayalım.

Çocukları hayvanlardan uzak tutmayalım, hayvan ve doğa sevgisi kazanmaları için yetişkinler olarak önce biz hayvanlara karşı önyargılarımızı kıralım.

Ve en önemlisi; hayvanların yaşam hakları başta olmak üzere tüm hakları için gereken tüm yasal düzenlemelerin yapılması için çaba göstermekten vazgeçmeyelim. 

“Çılgın projelerin” ve kentsel dönüşüm projelerinin kent hayvanlarının ve yaban hayatının varlığını tehdit ettiğini de unutmayalım…

Gezi direnişinde polisin attığı biber gazlarından etkilenen yüzlerce kuş, kedi, köpek vardı… Onları da sevgiyle analım…

 

 

ajanimo.com , HAYTAP, onedio, AA’dan derlenmiştir.

Yorumlar

Video Porno Incesti