porno izle
analiz

Henüz seçim havası sokaklara yayılmasa da, kimin ne oy alacağı, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalıp kalmayacağı, olası Meclis aritmetiği konusunda tahminler, tartışmalar artıyor. Ancak bu seçimin önemli farklarından biri, artık sayılı gün kalmış olsa da kapalı senaryolarının gündemi hâlâ daha fazla işgal etmesi.
• Ekonomik kriz tartışmaları seçime nasıl yansıyor?
Sadece Türkiye için değil, belki bütün dünyada siyaset bilimi ve siyasal iletişim açısından ender bulunacak bir deneyin ortasında yaşıyoruz. İktidar partisi ekonomik kriz tehlikesini bir avantaj gibi kullanmayı, istikrarı şantaja çevirmeyi deniyor. Muhalefeti “bizi devirmekten başka projeleri yok” diye eleştirirken, başta döviz olmak üzere önemli göstergelerdeki bozulmaya ilişkin “değişiklik ihtimali bile bunu yarattı, iktidar değişirse ne olacağını siz düşünün” diyor.
Ölçüsüz seçim paketlerinin kararsız seçmeni ne kadar etkileyeceği tartışmalı. Fakat tartışılmayacak bazı sonuçların alanda hissedildiği de ortada: Birincisi, kimilerine göre AKP oyunun üçte birini (toplam oyun yaklaşık yüzde 15’i) oluşturan, iktidardan doğrudan fayda sağlayan kesimlerin huzursuzlanmasınıengellemek. İkincisi, çeşitlenmiş vaat saldırısıyla muhalefeti kısa vadede yarışması zor bir alana çekerek karşı kampanyanın odağını bozmak.
• Batı’yla, uluslararası sistemle ilişkiler değişiyor mu?
Erdoğan’ın Britanya gezisi ve The Times’ta çıkan ve mealen “bu iktidarla devam daha akıllıca” diye yorumlanabilecek makale üzerinden çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Derin komplolara uzanan tartışmalarda, AKP Batı’yla yeniden mi uzlaştı, Batı yeni aktör mü arıyor, soruları gündeme geliyor. Seçim öncesi verimli propaganda zemini sağlayacak Kudüs olayına beklendiği kadar yüklenilmemesi, “ey Batı” nidalarının duyulmaması kanıt olarak gösteriliyor. Uluslararası sistemin, ekonomik güç merkezlerinin belirli siyasi sonuçları daha çok istemesi, destek vermesi bir realite. Bu çevrelerden onay alma görüntüsü de, iktidar sahiplerinin sık kullandığı argümanlar. Ancak, siyasetin tamamen “güç merkezleri” tarafından yönetilen bir alan olmadığı da ortada. Eğer öyle olsaydı, yine aynı yorum sahiplerinin daha önce yaptıkları, “bu iktidar artık kesinlikle gözden çıkarıldı” iddiası şimdiye kadar karşılık bulmuş olurdu.
Seçim sürecindeki ittifaklar, 24 Haziran’da yenilenecek mi?
Seçimin arka planında çok konuşulan konulardan biri de, sonuç ne olursa olsun yeni iktidarın nasıl bir koalisyonla kurulacağı, ittifakların seçim sonrasına nasıl aktarılacağı. İktidar uzunca bir süredir muhalefeti yekpare bir karşı cephe olarak değil, uyumsuzluk açısından farklılıklarıyla eleştirmeye yöneldi. “Bunlar aynı” tezi artık işe yaramayınca, “bunlar çok farklı” denilerek koalisyon zemininin zayıflatılması deneniyor.
İttifak tazelenmesi, mevcut iktidar açısından da gündemde. Kulislerde, AKP’nin sonuçlara göre veya açık tehlikelere karşı alternatifler hazırladığı konuşuluyor. Ortak değiştirmekten, çizgi revizyonuna kadar birçok seçeneğin masada olduğu söyleniyor. Fakat, iktidar cephesinde bu konuda bir netleşme yerine belirsizlik, hem ihtimallerin getirisini canlı tutmak, hem de karşı tarafta yarattığı kafa karışıklığı nedeniyle daha faydalı bulunuyor.
• Yetki yasası girişimi ve “A, B, C planlarımız var’ söylemi ne anlatıyor?
Seçim gündeminde hiç bitmeyen bir tartışma yeni argümanlarla devam ediyor: Aslında seçimin bir önemi olmadığı, zaten yeni rejimin altyapısının şimdiden kurulduğu, seçim sonucu için sürpriz hazırlıklar yapıldığı ve hatta seçimin bir bahaneyle yapılmayabileceğine kadar uzanan, seçimi önemsizleştiren çeşitli senaryolar dile getiriliyor. Söylenen her söz, atılan her adım, bu senaryoların, gizli ajandaların kanıtı olarak kullanılıyor.
Seçimin tartışmasız galibi, gündemin hâkimi, siyasetin tek oyun kurucusu görüntüsünü henüz yaratamamış olan Erdoğan, bir süredir muhalefet çevrelerinden üreyen bu komplo senaryolarını zahmetsiz güç gösterisi imkânı olarak kullanıyor. Kazanmanın mutlaka bir yolunu bulacağı veya kaybetse bile kabul etmeyeceği yolundaki inanç, yenilmezlik algısını besliyor. İstikrarsızlaşma / istikrarsızlaştırma tehdidi iktidar lehine çalışıyor.
 Sürprizlere açık sonuçlar, “dipten gelen dalga” iddiası gerçekçi mi? Dikkate alınabilir araştırmalar ve analizler oy blokları arasında çok radikal hareketler olduğunu söylemiyor. Ancak, henüz belirgin eğilimlere dönüşmemiş bir dip dalgadan, sürprizli sonuç potansiyelinden bahsediliyor. İttifaklar nedeniyle çok küçük oranların büyük farklar yaratabilecek olması ve bozulan bazı ezberlerin nasıl tepki ürettiği ve üreteceğinin tam ölçülememesi de sürpriz beklentisini artırıyor. Ama sürpriz nedir sorusu hâlâ boşta.
Muhalefet partileri, sık sık görünür olamayan bir dip dalganın yükseldiği iddiasını dile getiriyor. Özellikle, iktidardan oy alacağı iddiasındaki İYİ Parti ve SP sözcüleri. İktidar da muhalefet de seçmenin bir tokat atmaya hazırlandığı iddiasında ve 24 Haziran’a milat muamelesi yapıyor. Bazı iddialar abartılı ve şüphe uyandıran anketlerle desteklenirken, gerçek sonuç tam ölçülemiyor tezine fazlaca başvuruluyor. Herkes bilinemezliğe oynuyor.

 

 

Yazı Cumhuriyet gazetesinden alınmıştır.

Yorumlar