banner
banner
banner
porno izle
analiz

İşçiler, birleşik emek hareketini tartışmak üzere 17 Aralık Pazar günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde bir araya geliyor. Toplantının çağrısını yapan Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi bileşenleri, emekçilerin işçi meclisleri temelinde bir araya gelmesini sağlayarak birleşik bir emek hareketinin inşası için yola çıktıklarını kaydetti.

İleri’de yer alan habere göre farklı sektörlerden çok sayıda işçi, meclisleşmeyi ve birleşik mücadeleyi tartışmak üzere bir araya geliyor.  Birleşik emek hareketinin tartışılacağı etkinlik, 17 Aralık Pazar günü saat 13.00’da Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Etkinliğin çağrısını yapan Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi bileşenleriyle işçilerin birleşik mücadele arayışlarını ve etkinliğin önemini konuştuk. Sendikal anlamda yaşanan sıkışmayı aşmak için bu toplantıyı düzenlediklerini belirten Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi temsilcileri, birleşik bir emek hareketinin inşası için yola çıktıklarını vurguladı. 

Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi olarak 17 Aralık’ta bir toplantı gerçekleştireceksiniz, bu toplantı fikri nasıl ve neden ortaya çıktı biraz anlatabilir misiniz?

Görkem Doğan (Umut-Sen): Bu toplantı bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor, ihtiyacı hissetmemek garipti. Çünkü Türkiye’de sendikal hareket sürekli geriye gidiyor, bu geriye gidiş halinden sosyalistler olarak sorumlu olduğumuzu düşündük ve bu sorumluluk duygusuyla ne yapabiliriz diye bir iletişim geliştirdik. Bu forumu yapma fikri de bu görüşmeler sonucu çıktı.

Deniz Gülşen (TKP): Türkiye’de laiklik, cumhuriyet mücadelesinde çeşitli mevziler var diğer taraftan Aleviler, Kürtler, LGBTİ’ler gibi insanların mevzilenebileceği çok fazla odak var. Fakat sınıf mücadelesine baktığımızda burada büyük bir boşluk görünüyor. İkinci olarak da Türkiye’de son dönemlerde bir normalleşme siyaseti örgütleniyor, bu normalleşme siyaseti Tayyip gitsin biz yeniden siyasi mevzimize geri dönelim şeklinde pozisyon almış durumda ama Türkiye’nin %70’i asgari ücretle geçinmekte dolayısıyla bunların normalliğinden söz edemeyiz, bunların normalliği anormal bir durum yaratıyor. Buraya barikat kuracak en azından bunun tohumlarını atacak bir fikir ve düşünceydi bu. Bu toplantı sadece bizim düşündüğümüz ve bizim yapacağımız bir şey kesinlikle değil, çok fazla başka grup birey olacaktır biz sadece tohumunu attık.

Ezgi Akyol (Darıca Emekçi Kültür Derneği): 17 Aralık’ta yapmayı planladığımız bu toplantı, işçi meclisleri temelinde örgütlenen birleşik bir emek hareketinin inşası fikrini hem sınıf hareketinin özneleriyle hem de bu mücadeleye destek vermek isteyen kesimlerle tartışma ihtiyacından doğdu. Bu toplantıyı açık bir forum şeklinde yapmayı düşünüyoruz yani hedefimiz anlatmaktan çok dinlemek. Hem sınıfın mevcut sorunlarını ve öne çıkarılmasını önemsediğimiz talepleri konuşmak hem de işçi meclisi fikrini tartışmak ve ortaklaşabileceğimiz bir zemin yaratmak için bu toplantıyı yapıyoruz.

Sendikalar bu ihtiyacı karşılamıyor muydu?

Görkem Doğan: Sendikalardan farklı bir şey kurmayı hedeflemiyoruz. Türkiye’de radikal sendikal merkezler her zaman için sosyalistlerin inisiyatifiyle gelişmiştir. Türkiye’de sendikal mücadelenin altını kazıyınca oradan sosyalistler çıkar. İş yerlerindeki hareketlenmeler ve sosyalistler buluştuğunda Türkiye’de çok büyük işçi hareketleri olur. Bir hareketlenme var fakat bazı sosyalist diyebileceğimiz arkadaşlarımız bile bildiğimiz sağcı sendika anlayışı ile hareket edebiliyor. Fakat biz bu eleştiriyi yaparken kendimizi de dışarıda tutmuyoruz sendikaların bu hale gelmesinden biz de sorumluyuz.

Deniz Gülşen: Sendikalar bir çağrı yaptı ve bir dizi toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantılara biz de katıldık fakat gördük ki toplantılar ilerlemiyor, katılanların büyük kısmı kendi programını anlatıyor. Biz de bu işe bir dur diyerek böyle bir karar aldık.

Çağrı Gökçek (ODAK): Biz sendikalara bir cephe almış durumda değiliz fakat şu an sendikaların birçoğu ve mevcut sendikal anlayış işçi sınıfının taleplerine bütünlüklü bir cevap veremiyor. Biz bunu görebiliyorduk fakat bir araya gelemiyorduk, bu noktada sorumluluk aldık gelin birlikte değiştirelim ve sınıf hareketinde bir alan açalım dedik.

Onur Keşt (EHP): Biz bu ülkede işçi sınıfının siyasetinin ileriye taşınmasını zaten sendikalardan beklemiyorduk, işçi sınıfını siyasal olarak iktidara taşımak da sınıf siyaseti yapanların işidir. Biz bir adım attık ve bu çok değerlidir. 17 Aralık bir milat olacak.

Uraz Aydın (YENİYOL): Burada bu birliği oluşturan bileşenler, bir özgünlüğe sahip durumda. Biz yukarıdan sınıf adına konuşan, ikameci anlayışı elimizin tersiyle itiyoruz. Ne yapılacaksa işçi sınıfının kendisi bunu yapacaktır diyoruz. Bizim önümüzde sınıf siyasetini ileriye taşıma görevi var. İşçilerin kendilerini devletten, sendikalardan bağımsız bir şekilde örgütleyebileceği kendi yerel sorunlarını konuşup tartışacağı bir meclis hedefliyoruz. Var olan irili ufaklı direnişleri büyütmek için biz bu işin altına elimizi koyuyoruz ve gelin birlikte yapalım diyoruz.

Çalışma ve örgütlenme tarzı nasıl olacak?

Onur Keşt: Bu duruma dair henüz bir netlik yok. İlerleyen zamanlarda oluşacaktır. Biz şu an bir yola çıktık toplantılardan sonra nasıl ilerleyeceği kesinleşecek.

Çağrı Gökçek: Yapacağımız toplantının bir amacı da buna yönelik aslında. Bu çalışmanın örgütlenmenin nasıl işleyeceği, taleplerin nasıl olacağı işçilerin meclislerdeki tartışma süreci ve onların yaratıcılığı ile oluşacaktır diye düşünüyorum.

Ezgi Akyol: Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi olarak adlandırmamız, evvela 17 Aralık’taki forum ertesinde koordinasyonun herkesin katılımına açık bir formda işlemesini temenni etmemiz ve bu koordinasyonun da gerçekçi, bir vadede işçi meclislerinin yerel temsilcilerinden oluşan birleşik, merkezi bir karar organına dönmesini tasarlamamızla ilişkili. İşçi meclislerinin yerel zemini, işçilerin ürettiği ve yaşadığı her yer aslında. Bu işyeri, işyeri havzası, sektör, mahalle, il düzeylerinde çalışmayı önemli hale getiriyor. Herhangi bir işkolundaki üretimin örgütlenme yapısına göre bu düzeylerden biri daha fazla öne çıkabilir.

İşçi mücadelesinin merkezine hangi talepleri koyuyorsunuz?

Görkem Doğan: Bizim 15 talebimiz var fakat bunu biz icat etmedik. Bunlar işçi hareketinin içselleştirdiği fakat sonuç alıcı işler yapmak konusunda yetersiz kalınan ve kamuoyunda görünür olamayan talepler. Mesela iş cinayetleri meselesi ciddi bir mücadele başlığı oldu fakat yine de iş cinayetleri sayısı azalmış durumda değil. Tersanelerdeki mücadeleler bunu açıklayabiliyor şu an tersanelerde iş cinayetlerinin azalmasının sebebi gemi inşaat sektöründeki duraksamadır. Demek istediğim işçi sınıfı açısından içselleştirilmiş talepler var fakat bu mücadeleler hakkıyla verilmiş durumda değil. Biz bu taleplerden başlıyoruz, ortaya koymaya çalıştığımız meclisler hedefimizdeki gibi işlerse ben yeni taleplerin ve siyasal taleplerin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Şu an merkezimizde zaten işçi sınıfının uzun süredir mücadelesini verdiği talepler var fakat dediğim gibi zamanla bu taleplere yeni talepler de eklenecektir.

Ezgi Akyol: Bildiride ele alınan maddeler, işçi sınıfının karşılaşmış olduğu somut sorunlarla ilgili talepler. İnsanca yaşamanın, haysiyetiyle çalışmanın tüm olanakları işçilerin ellerinden alınmış durumda. Bu talepler arasında bir önceliğe gitmek zor. Önemli olan talepleri toplumsallaştırabilmek. Bu da sürekli bir emek harcamayı gerekli kılıyor.

Deniz Gülşen: Bugüne kadar sınıf meselesine kafa yoran toplulukların talepleri hep benzer durumdadır, burada öz biçimi değil biçim özü belirliyor. Biçim bir süre sonra sınıfla bağını koparabiliyor, sınıf talepleriyle bağını kesebiliyor. Bu ilk bizim fark ettiğimiz bir durum değil, biz özün biçimi de değiştireceği kanısındayız.

Hukuksuz KHK’larla birçok emekçi işlerinden atıldı. Nuriye ve Semih hocalarımız KHK zulmüne karşı direnişin sembolü oldular, hocalarımızın nezdinde söylersek işlerinden atılan emekçiler için sizce neler yapılabilir?

Uraz Aydın: Nuriye ve Semih’in direnişi KHK zulmünün hem ülkede hem de uluslararası alanda gündemde kalması için son derece önemli oldu. Kendilerini buradan selamlıyoruz. Bunun yanı sıra KESK’li KHK’lıların İstanbul’un üç noktasında her hafta gerçekleştirdikleri direnişi de anmak durumundayız. Öte yandan benim de dahil olduğum ihraç edilen akademisyenler medyada öne çıkarken maalesef öğretmenler, sağlık emekçileri, belediye çalışanları gibi diğer kesimler neredeyse görünmez durumda. Dolayısıyla mağduriyetler içinde de bir hiyerarşinin oluştuğunu görmek durumundayız. Bir diğer problem ise solcu, KESK’li, barış imzacısı muhreçler etraflarından bir dayanışma görürken çok daha ciddi bir kalabalığı oluşturan muhafazakar kesimdeki KHK’lılar çok daha fazla yalıtılmış, ailevi ve sosyal çevrelerinde dışlanmayla karşı karşıyalar. Burada ağır bir dram söz konusu… Türkiye’deki siyasal-kültürel kutuplaşmadan kaynaklı olarak da seküler kesim tarafından adeta görmezden geliniyorlar. Hem demokratik taleplerin hem de sınıf mücadelesinin kesiştiği bir nokta olan KHK rejimine karşı mücadele bu geniş kesimi de kapsamak durumundadır. Bunun araçlarını oluşturmak bizim sorumluluğumuzdadır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey olur mu?

Deniz Gülşen: İşçi sınıfı hareketinin durumuna ilişkin yakınma veya eleştirme içeren pek çok değerlendirme yapılıyor. Bunlara artık bir son vermek, ne yapılması gerektiğini, nasıl yapılması gerektiğini göstermek gerekiyor. Çok sayıda farklı alanda yapılan çalışmalar olduğunu biliyoruz, bunların bir arada birbirlerinden öğrenerek, biriktirerek ilerlemesi durumunda ortaya büyük bir pozitif enerji çıkar. Bu pozitif enerji işçi sınıfının tüm örgütlenmelerini daha kuvvetli kılacak ve Türkiye’de köklü bir değişime imza atacaktır. Bu dönüşüm parçası olmak isteyen herkesi 17 Aralık’ta Kozyatağı’na bekliyoruz.

banner
banner
banner

Görkem Doğan: Sanırım işçi hareketin gerilemesine, zayıflamasına dair yeterince analiz yapıldı. Bu durumu tersine çevirmeye dönük kimi öneriler de işittik. Artık eleştirimizi de önerimizi de yaparak göstermenin vakti gelmiştir. Laf değil iş üretirsek dayanışma da direniş de mücadele de ortaya çıkar. 17 Aralık’taki forum umalım ki bu yönde bir adım olacak.

Yorumlar

Video Porno Incesti