porno izle
DÜNYA

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg 20 kasım 2014 açıklamasında, eylül 2014’de yapılan Galler toplantısında alınan kararlara atıfla, “Acil Müdahale Planı soğuk savaşın bitiminden sonra kollektif savunmamıza yapılan en büyük takviyedir”, görüşüyle durumun ciddiyetini ve müdahalenin kapsamını gözler önünde sermişti.NATO Planı Avrupa içinde ve çevresinde ortaya çıkan tehditlere ve sorunlara bir yanıt oluşturma hedefiyle oluşturulmuştu. Bu genel tanımlı sorunlar iki alt başlık altında tartışıldı ve çözüm önerileri geliştirildi.Halen bir tarafta Rusya tehdidi ve öte tarafta Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan kaynaklı yansımalar üzerinde somut adımlar atılırken, güncelleme tartışmaları sürdürülmektedir. Ancak her iki başlık sonuç itibariyle birbirleriyle ilişkili ve birbirlerinden güç alan veya tetikleyen, ittifakları ve savaşların gelişimini/kaderini belirleyen bir niteliktedir.

NATO’nun Avrupa özgülünde askeri politikası olarak şekillenen ancak hiç bir coğrafyayla sınırlı olmadığı vurgulanan, Acil Müdahale Planı aynı kaynaklarca iki unsur etrafında ele alındı:

Güvenlik Önlemleri; Bugünkü askeri varlık ve aktivitelerin güvenlik ve caydırıcılık amacıyla arttırılması;

Uyum Önlemleri: NATO’nun uzun vadeli, 2020’li yılların ötesine sarkacak askeri pozisyon ve yeteneklerinin değiştirilmesi.

Bu genel kararların bağlamındakuzeyde Rusya ile yakın komşu olan ve bu “tehdidi” enselerinde hisseden Baltık ülkeleri son dönemlerde oldukça hızlı diplomatik ve askeri gelişmelerin ortasında kaldılar.

Ukrayna’daki savaşta “ateşkes süreci” devam ederken Baltık bölgesinde güvenlik önlemlerinin arttırılması kapsamında NATO’ya bağlı devriye jetlerinin sayısı dörtten on sekize çıkarıldı. Bu devriye uçuşlarının Almanya, Kanada, Portekiz ve Hollanda  tarafından desteklendiği açıklandı.

Bunun dışında yakın vadeli olarak 2015 yılı için NATO tarafından Avrupa genelinde düzenlenecek yaklaşık 200 tatbikat arasında Estonya’da dokuz NATO üyesi ülkeden 6000 askerin katılımıyla (16-23 mayıs) Steadfast Javelin I, daha sonra Baltık ülkeleri, Almanya ve Polonya’da on ülkeden 2000 askerin katılımıyla (2-8 eylül) Steadfast Javelin II tatbikatları planlandı. Litvanya’da İron Sword tatbikatı’nın (2-14 kasım) dokuz ülkeden 2280 askerin katılımıyla gerçekleştirilmesi bu planlamada yer aldı. Bunların dışında çok sayıda NATO üyesi ülkenin hava ve kara birliklerini Baltık ülkeleriyle ikili anlaşmalar çerçevesinde bölge ülkelerine aktarmaları devam etmektedir. Bunlar arasında en fazla göze çarpan ABD ordusunun Estonya, Litvanya ve Letonya’ya (Polonya dahil) zırhlı araç, tank ve bir dizi ağır silahla birlikte sevkedilmesi oldu.[1]

Baltık ülkeleri “Ukrayna benzeri senaryolarınn tekrarlanması ihtimaline karşılık”, panik halinde NATO’nun Acil Müdahale Gücü’ne aktif olarak katılırken, temel argüman “Ukrayna ile aynı komşuya sahip olmaları” ileri sürüldü. Litvanya Savunma Bakanı Juozas Olekas Rusya’nn yürüttüğü politikalarla “neler yapabileceğini ve ne kadar ileri gidebileceğini test ettiğini” vurgulayarak, yeni bir “hibrid savaş” uyarısında endişelerini dile getiriyordu. Gerçi Litvanya bu konuda diğer Baltık ülkelerine göre biraz daha “avantajlı” sayılabilir. Çünkü burdaki Rus kökenli nüfus oranı çok daha az. Ne var ki bu demografik azlık, olası bir “hibrid savaş”ta mevcut Rus kökenlilerin Rus askerlerine paratoner olmak için yeterli sayıda oldukları görüşüyle “tehdid” canlı tutulmaktadır.[2]

Gerçi NATO ve ABD kaynaklı tehdit tek taraflı veya mesnetsiz değil. Her şey emperyalist cephenin hegemonya kavgasında kendi mevcut çeperlerini güvenceye alma ve genişletme politikaları doğrultusunda ilerletilmek istenmektedir. Bu anlamda NATO’nun Baltık ülkeleri Gözlem Merkezi tarafından verilen bilgiler yalnızca geçtiğimiz yılın aralık ayı içerisinde Baltık ülkeleri kuzey denizi ve Norveç sahil şeridi üzerindeki yaklaşık 30 civarında Rus uçaklarınca yapılantaciz veya istihbarat uçuşu tesbit edildiğini gösteriyordu. Denizlerde ise 22 civarında Rus savaş gemisinin açıktan tehdit edici bir şekilde yakınlaştıkları açıklandı. Bu bilgiler ve gözlemler Baltık ülkelerinin “Rus işgaline karşı” teyakkuz halinde olmalarını, ve silahlanma hazırlıklarını canlı tutan önemli faktörlerdir.[3]Bunların tamamının veya ne kadarının doğru/yanlış olduğuna dair sağlıklı bir denetleme imkanı olmasa bile, en azından mesnetsiz olmadığını ve bu tür gelişmelerin karşılıklı olduğunu ve varlığını nisan ayı içerisinde Baltık denizi üzerinde uçan bir Rus SU-27 savaş uçağının “güvenlik amaçlı” devriye uçuşu yapan Amerikan RC-135U savaş uçağını taciz etmesi üzerine ABD Dışişleri tarafından nota verilmesiyle öğrenmiş olduk.[4]

SSCB’nin çöküşünün hemen ardından Baltık ülkeleri eş zamanlı olarak AB ve NATO üyeliklerini elde etmişlerdi. Ancak görüldüğü kadarıyla bu örgütlerin şemsiyesi altında olmak gerekli ve yeterli güvenceyi sağlamaktan uzak görülüyor. Daha önemlisi bu tür kaygıların NATO ve AB çevrelerince paylaşılmış oluşudur. Gerçi NATO’nun kendi varlığını mütemadiyen “düşman” ve “tehdit” yaratmaktaki becerisi ve bunların aralıklı hamlelerle pekiştirilmesi sayesinde meşrulaştırdığı biliniyor. Bu korkuların yarattığı atmosfer nedeniyle olsa gerek nüfusu yaklaşık 1.3 milyon olan Estonya tarihinin en büyük silah anlaşmasına imza attı. 44 adet CV90 panzerleri ve 6 adet Leopar tankları için Hollanda ile 138 milyon euro’luk silah anlaşması yapıldı. Bunun hemen öncesinde Amerika’dan 40 adet Stinger füze sistemi için 40 milyon eoro tutarında bir başka anlaşma yapılmıştı. Letonya ise İngiltere’den 123 zırhlı araç alımı için 48 milyon eoro’luk anlaşamya vardı. Ayrıca Norveç’ten 100 adet kamyonun yanısıra 800 tanksavar sistemi için 4 milyonluk bir anlaşma eklendi. Litvanya Polonya’dan Grom-Hava Savunma Sistemleri satın almak için 34 milyon euro ödedi ve Amerika’dan 16 milyon euro tutarında anti-tank füzeler satın alacağını açıkladı. Baltık ülkelerinin 2014 yılı içerisinde toplam silahlanma harcamaları 1.2 milyar euro civarında oldu. Tabi Rusya’nın silahlanma harcamaları 60 milyar euro civarında olduğu ve bu silahlanmaların olası bir Rus işgaline karşı yapıldığı düşünüldüğünde askeri harcama miktarları komik görülebilir. Ancak AB vasıtasıyla neo-liberalizmin pençesine düşen bu ülkelerin ekonomilerinin militarize edilmeleri uluslararası silah tekellerinin kucağına oturtulmaları ve Baltık bölgesinde NATO ve ABD açısından üs teşkil etmeleri açısından uygun bir zemin sundukları açık.[5]

Rusya’nın Litvanya’ya yönelik Ukrayna’ya silah sevkiyatı konusunda oynadığı rol nedeniyle suçlamalarda bulunması bu askeri üs olma esprisinin somutlandığına birörnek olabilir. Rusya bu sevkiyatların silahlanmaile ilgili uluslararası anlaşmalara, AB ve AGİT kararlarına aykırılık taşıdığını öne sürmektedir. Litvanya Hükümeti adına cevaben yapılan açıklamada bu “sevkiyat” yalanlanmamakla birlikte “legal” ve son derece cüzi miktarlarda olduğu savunuldu.[6]

ABD önderliğinde “Atlantic Resolve” operasyonu devam ediyor. Operasyonun mahiyeti tüm gelişmelerden anlaşıldığı gibi Rusya’ya komşu tüm ülkelerin silahlandırılması, ekonomilerinin miltarize edilmesi, ikili ve çok taraflı anlaşmalar vasıtasıyla bu ülkelerin Rusya’ya karşı “uygarlık değerlerinin” yanında yer almalarının sağlanmasıdır. Yapılan asker ve silah sevkiyatları bu anlamda medyatik bir tarzda sunularak bunun “NATO kararlılığının sergilenmesi” olarak planlandığını göstermektedir. Bunun yanısıra NATO 5. maddeye atfen yapılan açıklamalar bu kararlılık vurgusunu güçlendirmeyi amaçlamaktadır.[7]Mart ayı içerisinde 750 Amerikan tank, zırhlı araç, kariyer ve ağır silahlarının eğitim ve destek projesi kapsamında Riga’ya sevkedildiği açıklanmıştı. Bu ekipmanın dışında sevkedilecek toplam asker sayısının 3000 olduğu açıklandı.[8]

ABD zırhlı araçlarının Rus nüfusun yoğun olduğu Narva caddelerinde Rus sınırının hemen yakınlarında 300 km mesafede Estonya’nın bağımsızlık gününde yaptığı gövde gösterisinin dahi bir güven duygusu oluşturmaya yeterli olmadığı anlaşılıyor. Amerikan zırhlıları daha önce Riga’da benzer şekilde yine bağımsızlık gününde boy göstermişti.[9]

Bu bağlamda Baltık ülkelerinin Genelkurmay Başkanları NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Philip Breedlove’e gönderdikleri ortak mektupta “Rus tehdidine karşı konuşlanacak birliklerin sürekli kalmalarını” istediklerini, ancak bu şekilde “caydırıcılığın sağlanabileceğini” ilettiler.[10]

Ancak Putin’in Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko’ya hitaben söylediği “istesem Rus birlikleri iki günde Riga, Vilnius ve Talinn’de olurlar” sözleri bu ülkelerde “NATO’nun sunduğu garantilerin halen yetersiz olduğunu” düşünmelerine neden olmaktadır.[11]

Baltık bölgesinde resmen bir savaş hali hüküm sürmektedir. Bu küresel hegemonya mücadelesinin bütün coğrafyalarda yarattığı gerilim ve çatışmalardan bağımsız değil onun bir izdüşümü ve bu kavgada “filler tepişirken çimenlerin ezilmesi” mukadderat oldu.

[1] Nato.int.org., “NATO’s Readiness Action Plan”, 2014.12.20

[2] Rick Lyman, “Ukraine Crisis in Mind, Lithuania Establishes a Rapid Reaction Force”, The New York Times, 2014.12.19.

[3] Die Welt, “Baltische Staaten rüsten aus Angst vor Russland auf”, 2014.12.23.

[4] Milliyet, “İpler gerildi: ABD’den Rusya’ya Nota”, 2015.04.13.

[5]Die Welt, “BaltischeStaaten rüsten aus Angst vor Russland auf”, 2014.12.23.

[6] Andrius Sytas, “Russia complainsto Lithuania about its arms supply to Ukraine”, Reuters, 2015.02.27.

[7] Vincenzo Capaduci, “Die Operation ‘Atlantic resolve’, beginnt”, Tages Anzeiger, 2015.03.09.

[8] David Alexander, “U.S. Military Unit Headed to Baltics for Training Mission”, The New York Times, 2015.03.09.

[9] Michael Birnbaum, “U.S. Military Vehicles Paraded 300 Yards from The Russian Border”, The Washington Post, 2015.02.24.

[10] Sputinknews, “Baltık Ülkeleri Topraklarında Kalıcı NATO Kuvveti İstedi”, 2015.05.14.

[11] Stefanie Bolzen, “Die Angst der Balten vor Putins ‘hybridem krieg’”, Die Welt, 2014.12.27.

Yorumlar