banner
banner
banner
porno izle
GÜNDEM

“En mükemmel adalet, insanın kendi vicdanıdır” demiş Victor Hugo… Sahiden de öyle midir? Adalet, vicdan mıdır?

Eski Yunan mitolojisinde Antigone adında bir karakter vardır. Thebai Kralı Oidipus’un kızı… Efsaneye göre, (…) babası Oidipus ölünce Antigone, kız kardeşiyle birlikte Thebai’ye dönüp erkek kardeşi Eteokles ve Polyneikes’in iktidar kavgasını sona erdirmeye çalışır. İki kardeşi de ölür ve dayıları Kreon kral olur. Kreon, Thebai’ye ihanet ettiği gerekçesiyle Polyneikes’in cesedinin gömülmemesini, akbabalara ziyafet olacak şekilde açıkta bırakılmasını emreder. Antigone, Yunan geleneklerine aykırı olan bu emre itaatsizlik eder. Kardeşinin cesedini gizlice gömer. Kızkardeşi İsmene’ye de şöyle seslenir: “Ben gömmeye gidiyorum kardeşimizi. Bu uğurda ölsem ne gam? Yan yana yatarız iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki. Şu kısacık yaşamda dirilere yaranmaya değer mi?”…Kral Kreon’un emrine uymayan Antigone yakalanır ve diri diri mezara kapatılır. Sizce adalet, Antigone’un vicdanı mıdır?

Meşhur Amerikan filmi “12 Öfkeli Adam”ı (12 AngryMen) izlemişsinizdir. Filmin konusu, jürinin bir çocuk zanlının babasını öldürüp öldürmediğine karar vermesi üzerinedir. Çocuk suçlu bulunduğu takdirde (elektrikli sandalye) idam edilecektir.

12 jüri üyesi, jüri odasına  girip bir masanın etrafında  davayı tartışırlar. Jürinin kararı oybirliği ile alınmalıdır. Oylama yapılır. 11’i çocuğun “suçlu” olduğu yönünde karar belirtirken, 1’i (8. jüri üyesi) buna karşı çıkar. O üye, “Çocuğun gecekonduda doğduğunu, 5 yaşından beri babasından düzenli olarak dayak yediğini, annesinin 9 yaşındayken öldüğünü, babası dolandırıcılıktan hapse girdiği için 1 buçuk yıl boyunca yetimhanede kaldığını” hatırlatır.

Onun 18 yaşında zavallı bir çocuk olduğunu söyler…Çocuğun cinayetle suçlanabilmesi için delillerin yeterli olmadığını ileri sürer. Tanıkların ifadelerinin kesin olmadığına dikkat çeker. Cinayette kullanılan bıçağın belirtildiği gibi eşsiz olmadığını, cebinden bıçağın aynısını çıkararak ortaya koyar. (…)

Kimi jüri üyesi bowling maçına yetişmek için kararın çabucak verilmesini isterken kimisi ise “bu çocuk yargılandığı için şanslı… Kim bilir bu yargılama kaça mal olmuştur” şeklinde insaf dışı sözler sarf eder… Müzakere sürdükçe üyelerin fikirleri değişir. 8. jüri üyesi, konuşmalarıyla diğer üyeleri etkiler. Üyeler “suçsuz” kararına doğru yönelmeye başlarlar. Nihayetinde  jüri, oybirliği ile çocuğun masum olduğuna karar verir.  Adalet, 8. jüri üyesinin vicdanı mıdır?

Ya da yine Amerikan filmi “Öldürme Zamanı”nı (A Time to Kill) ele alalım. (John Grisham’ın kitabından uyarlanan)

Yer Mississippi eyaletinin küçük bir kasabasıdır. 10 yaşındaki siyahi bir kız çocuğu Tonya, güneşli bir akşamüstü  alışveriş yapıp evine dönmektedir. Yolda, birden bir  kamyonet çıkar. İki beyaz  adam, kızı yakalarlar.Yakınlardaki bir tarlaya götürürler. Onu bir ağaca bağlarlar. Elbiselerini parçalarlar. Ona tecavüz ederler. Sonra dolu bira kutularını üstüne atmaya başlarlar. O kadar hızlı atarlar ki, kemikleri görününceye kadar etleri paramparça olur. Sonra üzerine işerler… Ve bir köprüden aşağı atarlar. Tonya, 30 metreden hızla betona çakılır.

Fabrika işçisi baba Carl Lee Hailey, kızına bunları yapan iki adama, mahkeme binasının merdivenlerinde ateş açar ve onları öldürür. O sırada bir polis memuru da sağ bacağından yaralanır, bacağı kesilir.

Tutuklanır Carl Lee… Onu genç, zeki ve hırslı bir avukat, Jake Brigance savunur. Savunduğu için başına gelmeyen kalmaz: Evi beyaz ırkçılar tarafından yakılır, ailesi dağılmanın eşiğine gelir, sekreterinin kocası öldürülür. Kendisine bir suikast düzenlenir ve bundan kıl payı kurtulur.

Ama yine de Jake Brigance pes etmez… Genç bir hukuk öğrencisinin ve  eski bir savunma uzmanının da desteğiyle,  Carl Lee’nin jüri tarafından masum ilan edilmesini sağlar. Beyaz yargıca, beyaz  savcıya ve sadece beyazlardan müteşekkil jüriye rağmen…

Sizce, 10 yaşındaki kızına derisinin renginden dolayı tecavüz ve işkence eden iki adamı öldüren babanın masum ilan edilmesi  adalet midir?

Güney Kore’de (16 Nisan 2014) bir feribot kazası yaşanır. Batar feribot. Bilanço ağırdır. 300 kişiden fazla insanın ölümü ve kaybolması söz konusudur. Ölenlerin yakınları hükümeti “sevdiklerini korumak veya kurtarmak için yeterince çaba göstermemekle” suçlar. Başbakan Chung Hong Won bir basın toplantısı düzenleyerek “kazayı izleyen saatlerde hükümetin yetersiz kaldığını” kabul eder ve istifa eder. Ve şunu söyler: “Kazanın ardından günler geçti, ama kurbanların aile ve yakınlarının çığlıkları hala geceleri rahat uyumama engel oluyor.” Adalet, bu Başbakan’ın vicdanı mıdır?

Bir Japon Mühendis… Kishi Ryoichi… İzmit Körfezi geçişi asma köprüsünde çalışır. Köprünün halatlarından biri kopar. Projenin, bu kopmadan dolayı aksayacak olmasından büyük üzüntü duyar. Bunalıma girer. Ve “İnsanlar büyük emek harcadı. Kopmanın sorumluluğu bana ait” şeklinde bir not bırakarak intihar eder.“Harakiri” yapar. (Mart 2015) Adalet, o Japon mühendisin vicdanı mıdır?

Söyler misiniz, nedir adalet?

Mahkeme salonlarında hakimin arkasındaki duvarda “mülkün yani devletin temeli” olduğu yazan, adına bakanlık kurulan,  saraylar inşa edilen, Tanrıça Themis’in, Justitia’nın, Ma’at’ın temsil ettiği bu şeyin, bu üstün değerin tanımını yapabilir misiniz?

Baklava çalan çocukları 6 yıl hapis cezasına çarptırıp, bakanlara milyonlarca rüşvet dağıtan iş adamına plaketvermek midir adalet?

Haklarında yolsuzluk ve rüşvet iddiası bulunan bakanları, yüce divana göndermemek midir?

Başbakan’ın katıldığı bir toplantıda “Parasız eğitim istiyoruz, alacağız” yazılı pankart açan gençlere 8,5 yıl hapis cezası vermek midir?

Bir bildiriye imza attılar diye akademisyenlerin evlerine, odalarına terörle mücadele polisleriyle baskın yapıp onları gözaltına almak mıdır? Yoksa  bir televizyon programında “İnsanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, analar ağlamasın” diyen kadına ve  programa terör soruşturması açmak ve o kanala para cezası (900 bin lira) kesmek midir?

Nedir adalet?

Yaptıkları haberlerden dolayı gazetecileri casuslukla suçlayıp “ağırlaştırılmış müebbetlerle” yargılamak mıdır? Bir gazeteciyi evinin önünde darp ederek burnunu ve kaburgasını kıran vandalları tahliye etmek midir?

Kadın öldüren, kadına şiddet uygulayan veya tecavüz eden erkeği kravat takıp takım elbise giyerek duruşmaya gelince  “iyi hal indirimi”nden yararlanması mıdır?

Nedir adalet?

7 öğrenciyi evlerinde telle boğarak öldürdükleri için haklarında 7’şer kez idam cezası verilen, lakin  idam kaldırıldığı için cezaları ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürülen adamların, bir yargı paketi kapsamında  tahliye edilmesi midir?

Bir otelde 37 insanın yanarak ve boğularak öldüğü davanın zaman aşımına uğraması mıdır? 34 insanın uçaklarla bombalanarak paramparça edildiği bir  faciadan dolayı hiç kimsenin hesap vermemesi midir? İş cinayeti davalarında kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin vermemek midir?

Yaralı insanları,  apartmanların bodrum katlarında ölüme terk etmek midir? Onlara beyaz bayraklarla ulaşmak için yürüyüşe geçen kadınları gözaltına almak mıdır? Bir annenin cesedini 7 gün boyunca sokak ortasında bekletip, evladına  izletmek midir? Yada  ölü kadınların  bedenlerini çıplak halde sokakta teşhir etmek midir?

Hapishanelerde bulunan 114’ü kanser, 387 hükümlü ve mevkuf ağır hastayı ölüme terk etmek midir?

Panzerle bir çocuğu ezerek ölümüne yol açan polisi beraat edip, ölen çocuğu “kusurlu” bulmak mıdır?

Rabia işareti yapan futbolcuyu görmezden gelip, zafer işareti yapan futbolcuları “ideolojik propaganda” yaptıkları gerekçesiyle Disiplin Kurulu’na sevk etmek midir?

Maç sonrasında “İnsanların ölmemesini istiyorum. Barış olsun istiyorum. Bu nedenle barış demekten başka çaremiz yok” diyen bir futbolcuya 12 maç oynamama ve 19 bin 500 TL para cezası kesmek midir?

“Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diyen, gazetecileri idamla tehdit eden bir mafya bozuntusunun sokakta elini kolunu sallayarak gezebilmesi midir?

Bir insanın (İlhan Çomak), 20 yılı aşkın süredir, hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmamasına rağmen mevkuf olması, ömrünün en güzel senelerini  hapishane köşelerinde geçirmesi midir?

Sizce adalet hangisidir?

Sokrates’in “Şehrin tanrılarına inanmadığı  ve gençlerin ahlakını bozduğu” gerekçesiyle  baldıran zehri içirilerek ölüme mahkum edilmesi mi? Yoksa Sokrates’in kendisine (dostu Kriton tarafından) yöneltilen “hapishaneden kaçma” teklifini, “Adaletsizliğin eğrilikle ortadan kaldırılmasının yanlış bir tutum olduğu” düşüncesiyle reddederek, Atina’nın yasalarına uyması mıdır?

Yorumlar

Video Porno Incesti