porno izle
analiz

1-13 yıllık AKP iktidarının önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasal toplumsal süreç öngördüğünü düşünüyorsunuz? Yeni Türkiye’yi nasıl tarif ediyorsunuz?

AKP siyasal bir proje olarak işlevini giderek yitiriyor. Bu işlevsizleşme süreci Erdoğan’ın tek adamlık dayatmasının bir sonucu. Erdoğan’ın kurduğu ve menfaat temelli yaygın ağ, siyasal süreçlerin önüne geçmiş durumda. Dolayısıyla sadece Türkiye açısından değil AKP açısından da bir kriz sürecinin yaşandığı söylenebilir. Bu anlamda tüm yetkileri elinde toplamış tek adam olarak Erdoğan’ın geleceğe ilişkin kurduğu tahayyüllün bundan sonraki süreçlerin belirlenmesinde kritik bir rol oynayacağını söylemek mümkün. Ancak bu sürecin toplumun sinir uçları ile oynayarak ne kadar sürdürülebilirliği de ayrıca tartışılması gereken bir konu.

Başkanlık sistemi üzerinden alevlenen tartışmaların AKP içerisinde de çatlaklar yaratacağı görülüyor. Burada kritik konulardan biri de Erdoğan’ın, bir önceki dönem küresel sermayeye altın tepside sunduğu ekonomik süreçleri yönlendirme yetkisini kontrol altına alma çabasıdır. Merkez Bankası ve faiz tartışmaları bu eksende değerlendirilebilir.

Tüm yetkileri elinde toplamaya çalışan Erdoğan’ın ekonomik süreçlere müdahale edememesi kendisini görmek istediği yer ile çelişkilidir. Denetim ve kontrol süreçlerini kendi elinde toplama çabası yeni bir çatışmanın alanı olacaktır. Ancak bu müdahale çabasını yeni-liberal politikalara alternatif arayışı gibi okumak yanlıştır. Sermaye birikim süreçlerine ve onun ruhuna tapınma düzeyinde bağlı para-mal fetişizmi üzerinden şekillenen bir siyasal formasyonun “sistem karşıtı” bir dinamik üretmesi mümkün değildir.

Tersine bu durum tahripkar bir büyüme çabasının, yoğun emek sömürüsü üzerinden inşasında küresel sermaye ile kendi pazarlık zemini güçlendirme, hatta bu büyümeden kendisine ve özellikle kurduğu menfaat ağları üzerinden kendisine biat etmesini sağladığı geniş kesimlere çıkar sağlama çabasıdır.

Bu bağlamda kendisine karşıt gerçek bir muhalefetin yani sınıf temelli bir çıkışın önünü kesmek için üç temel aracı kullanmaktadır.

Bunlardan birincisi Erdoğan’ın kimlik-din-etnisite temelli çatışma dinamiklerini ideolojik olarak sürekli üreten söylemidir. Böylelikle özellikle dinsel sömürü üzerinden yoksul emekçi kesimler arasında taraftar bulma arayışı görülmektedir.

İkincisi yoğun emek sömürüsü ve kamu kaynaklarının talanı üzerinden yaratılan sermaye birikiminden, kendisine biat edecek bir kesimi yaratacak kadarını, bağımlı bir üleştirme mekanizması üzerinden dağıtmaktır.

Üçüncüsü bu süreçte sayıları ve öfkeleri daha fazla artan kesimlerin olası kalkışmalarını bastırmak için hukuk sisteminden kurtulmaya, geçmiş dönemin mayfavari ilişkilerini canlandırmaya, polis örgütünü devlet aygıtının değil kendisine bağlı bir korku ve terör örgütü kılmaya çalışmaktadır.

iç güvenlik paketi bu üçüncü mekanizma açısından kritik bir önemdedir. Çünkü Erdoğan diğer iki unsur açısından kendisini güvence altında hissedebileceği yeterli bir rızayı artık üretememektedir.

Ayrıca sermaye birikim sürecinin hızlandırılması ve ekonominin canlandırılması için emek sömürüsünü artıracak yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda kıdem tazminatının fona devri yoluyla gasp edilmesi, işverenlerin keyfiyetinin artırılmasını sağlayacak yeni esneklik düzenlemelerini, kölelik büroları olarak çalışacak olan ve işçinin emeğini satma özgürlüğünü metalaştıran işçi kiralama bürolarının yaygınlaştırılmasını amaçlayan uygulamalar tekrar gündeme gelmektedir. Grev yasakları, sendikal hakları baskı altına almaya yönelik çabalar da bu arayışın bir ürünüdür.

Dinsel gericiliğin sermaye birikiminin bir aracı haline getirilmesi, Kürt sorununda kontrollü bir gerginliğin süreğen kılınması bu dinamiklerle birlikte ele alınmaldır.

2-  AKP iktidarının geriletilmesi ve durdurulmasının yolunun nereden geçtiğini düşünüyorsunuz?

AKP’nin geriletilmesi, Erdoğan’ın geriletilmesi ile birlikte ele alınmak durumundadır. AKP bir varoluş krizi içindedir. Bunun sandıktaki yansımasının nasıl olacağını bilmek mümkün değil. Dolayısıyla iç dinamikler bizim dışımızda bir takım sonuçlar doğurabilir. Ancak sokaktaki muhalefetin toplum üzerindeki rıza mekanizmaları geriledikçe otoriter eğilimleri ve tehlike dozu giderek artan bu siyasal iktidara karşı ortak tutum geliştirebilmesi son derece önemli. AKP toplumsal zeminini giderek kaybediyor. Bir yanda zaten ötekileştirdiği ve öfke dozu yüksek çok büyük bir kesim var. Bu kesim Haziran ayaklanması ile kendisini gösterdi. Ağırlığını ofis çalışanlarının, eğitimli gençlerin, kadınların, seküler yaşam tarzına sahip olan kesimlerin ve Alevilerin oluşturduğu bu kitle giderek bilenmiş durumda. Zaten Erdoğan bu kitleyi kendisine karşıt bir güç olarak konumlandırıyor.

Ancak AKP ve Erdoğan artan oranda bir başka kesimin daha damarına basıyor. Bu kesim görece olarak hem haziran kitlesi hem de AKP tabanı arasında geçişliliği olan mavi yakalı işçilerdir. Uzun çalışma süreleri, artan iş cinayetleri, yoğunlaşan iş temposu, işsizlik, başta grev hakkı olmak sendikal hak ve özgürlüklerin gaspı, temel harcama kalemlerindeki fiyat artışları karşısında alım gücünü yitiren ücretler.

Metal grevinin alalacele ertelenmesi, artan bu öfkenin yeni bir hazirana dönüşmesinden korkunun ifadesidir.

Bu anlamda AKP ile verilecek kavgada temel mesele bu öfke ile Haziran’ı buluşturacak bir söylemin üretilmesinden geçmektedir.

 3- AKP’nin hem sokakta hem de Haziran seçimlerinde sandıkta nasıl geriletilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorsunuz?

AKP’nin sokakta geriletilmesi, AKP’nin ürettiği rıza mekanizmaları ile tuttuğu kitlelerle temas etmekten geçiyor. Bu temas çatışmacı bir tarzı değil, anlamaya ve anlatmaya odaklanmak zorunda. AKP tabanı ile çatışmacı bir tarz Erdoğan’ın oyununa gelmektir. Ki bu noktada Erdoğan’ın ittifak yaptığı bir önceki dönemin “karanlık güçleri” ile sokakta bu çatışmanın yaratılması için bir çabanın içinde olacağı görülmektedir. Nitekim Ege Üniversitesinde yaşanan ve sonra dalga dalga yayılan polis nezaretindeki saldırıların bu süreçle yakın ilişkisi bulunmaktadır. İç güvenlik paketi ile birlikte bu süreç hızlanacaktır.

Bir çeşit iç savaş provası AKP’nin tabanını konsolide etmesi, MHP’ye oy kayışlarını engellemek için işlevsel bir araç haline gelebilir. Sonuç olarak AKP’nin artık kendi kitlesi açısından da yalandan ve çatışmadan başka sığınacağı bir yer kalmamıştır.

Bu anlamda sokakta polis ve paramiliter güçler eli ile yaratılmaya çalışılan baskıcı havanın karşısında örgütlü durmak son derece önemlidir. Bu duruş sağlanabilirse AKP tabanına nüfuz etmek ve onu geriletmek mümkün olacaktır.

Burada örgütlü duruş açısından yan yana gelecek güçlerin kimler olacağı bir tartışma konusu olabilir. Ben tereddütsüz bir biçimde Kürt hareketinin bu örgütsel duruşun bir parçası kılınmak durumunda olduğunu düşünüyorum. AKP’nin esas korktuğu konu da budur. Ancak ve ancak Kürt muhalefeti ile hem sokakta hem sandıkta buluşmuş ve ayrıştırıcı bir dilden arınmış bir birleşik muhalefet hareketi AKP hegemonyasını kırabilir. Burada farklılıklarımızı bir kenara bırakmak durumundayız. Görünen o ki AKP’nin kendi kontrolünde tuttuğu Kürt düşmanlığı temelinde örgütlenmiş, bir dönem Kürtlere karşı yürütülen iç savaşta kullanılmış mafyavari ilişkiler ile “ulusalcı” unsurlara bu süreçte muhalefetin sokak gücünü kırma görevi verilmiştir. Bu konuda tüm muhalefetin uyanık olması gerekir.

Bugün işçilerin, sosyalistlerin, Kürtlerin, Alevilerin, laiklerin, kadınların AKP ve Erdoğan diktasına karşı ortak bir mücadele hattında yürümesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

4-AKP diktatörlüğüne karşı geniş bir “direniş koalisyonu” nasıl oluşturulabilir? CHP-Haziran-HDP ittifakının bu seçimlerdeki önemi nedir?

Direniş koalisyonu sendikalardan, siyasal, toplumsal hareketlere ve örgütsüz halk kitlelerine kadar uzanan geniş bir koalisyon olarak inşa edilmek durumunda. Bu anlamda elbette CHP-Haziran ve HDP ittifakı üzerinde tartışılmaya değer bir konudur. Türkiye’nin muhalefet dinamiği buradadır. Gelecek dönem için kurucu iradesi de burada şekillenebilir. HDP’nin seçimlere yüzde 10 barajına rağmen bağımsız adaylar yerine parti olarak girme kararı ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu anlamda da geniş tabanlı bir ittifak önemlidir. Ancak görünen o ki bunun olanakları da sınırlıdır.

HDP’nin baraj altı kalmaması seçimlerin en kritik konusu haline gelmektedir. Dolayısıyla bir direniş koalisyonu kurarken bu durum gözetilmek durumundadır. Yine sandıkların korunması, seçim sonrası oluşacak olumsuz bir tablo karşısında direnişin örgütlenmesi açısından bir koalisyon kurulması zorunludur. Bu nedenle bir direniş koalisyonu seçim ittifakı ile sınırlı görülemez. Hatta seçim ittifakı olmasa da kurulmak durumundadır.

5-  Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkacak Türkiye siyasi tablosunun ne tür bir şekil alacağını düşünüyorsunuz, olanaklar ve tehlikeleri değerlendirebilir misiniz?

Haziran seçimleri biraz önce de değindiğim gibi son derece önemli risklerin varolduğu bir süreç.  Bu sürece sadece seçim ittifakı ile sınırlı olmayan hatta ittifakın olmadığı koşullar için de yürürlükte olan bir direniş koalisyonu ile gidilebilirse bu seçim sonrası açığa çıkacak olumsuz tablonun sokakta bertaraf edilmesi açısından da önemli olacaktır. Çünkü sandıkta geriletilen bir AKP’nin kaybetse bile iktidarı bırakmamaya gayret edeceği görülmektedir. Sokakta güçlü ve örgütlü bir biçimde seçimlere gitmek yeni bir kurucu iradenin şekillendiği önemli bir eşik olabilir.

Karanlığa karşı kararlı bir direnişten başka bir seçenek yoktur.

Yorumlar