porno izle
analiz

1- 13 yıllık AKP iktidarının önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasal toplumsal süreç öngördüğünü düşünüyorsunuz? Yeni Türkiye’yi nasıl tarif ediyorsunuz?

AKP’nin içinde bundan sonrası için tek bir proje olduğunu düşünmüyorum. Bundan önceki dönemde AKP’yi oluşturan tüm unsurlar açısından ortaklaşılan tek bir projeden bahsedilebilirdi, artık bu mümkün değil. Fakat bu durumu bir fırsat olarak değerlendirmediğimi sol ve demokrat kimi kesimlerin, geçmişteki performansımız da düşünüldüğünde, 12 Eylül referandumu öncesi hatta 2003 öncesi duruma dönüş anlamında rejimin restorasyonu yolunda kullanışlı aptallar olarak hizmet etme potansiyelinin de olduğunu düşünüyorum. RTE ve etrafındaki çelik çekirdek ise küresel sistemden sille yedikçe iç politikada “millici” (millet sözcüğü orijinalinde İslami bir kavram olduğu için burada rahatça kullanıyorum) ve baskıcı bir yönelimi hiç kuşkusuz öngörüyor. Yeni Türkiye’nin kesin tarifi bu seçimin sonucuna göre oluşacak. Ülke mezhepçilik, baskıcılık, toplumsal muhafazakarlık ve piyasa dinamiklerine saygı akslarında seçimin sonucuna göre bir yere oturacak. Ama bu yer toplamda ezilenler ve emekçiler lehine bir pozisyonun yakınından bile geçmeyecek. Yüzde on barajının fiilen yıkılması durumunda ancak bir moral üstünlükten bahsedilebilecek.
2- AKP iktidarının geriletilmesi ve durdurulmasının yolunun nereden geçtiğini düşünüyorsunuz?
Herhangi bir yerden geçtiğini düşünmüyorum. AKP hegemonik bir parti dolayısıyla onu geriletmek bütüncül bir mücadeleyi gerektiriyor. Sokak sandık, bizim mahalle öteki mahalle gibi ayrımlara dayalı bir esas saldırı stratejisinin AKP’nin geriletilmesi mücadelesine yarar değil zarar vereceği kanaatindeyim. Tüm bunları kapsayan, her yerde mücadele etmeye muktedir bir güç ancak AKP’yi emekçiler ve ezilenler lehine geriletebilir. Bütüncül olmayan diğer stratejiler düzen içi vitrin değişikliklerin payandası olmaya mahkumdur. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta AKP’den zaten nefret eden kesimlerin Gezi uğrağından sonra AKP’den daha da fazla nefret etmesinin mücadeleye esas bir katkı yapmayacağıdır. Asıl olarak AKP’ye destek veren toplum kesimlerini yarmak, bunu yarabilecek zeminlerde mücadele, direniş ve örgütlenmeler oluşturmaya çalışmak gerekir.

3- AKP’nin hem sokakta hem de Haziran seçimlerinde sandıkta nasıl geriletilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu sorunun yanıtının “sokak” kısmına ikinci sorunun cevabında değindim. Bu arada sokaktan kastın bizde yanlış olarak basitçe kollukla çatışma diye anlaşıldığını düşündüğümü de belirteyim. Sandığa dair ise, 7 Haziran seçiminde HDP’nin barajı yıkma hamlesine destek olmak dışında gerçekçi bir seçenek göremiyorum. Sandıkta geriletmek tabi garip bir kavram, kastedilen herhalde geçen seçimde alınan 49.8’lik oy oranının bu partiye sağladığı meşruiyet. Bunun azalıp 45in altına gerilemesinin AKP’deki fay hatlarını tetikleyeceği, 40’ın altının ise bir bozgun havasına yol açacağı düşünülüyor. Bu temelsiz bir düşünce değil. Lakin AKP’ye geçen seçimde oy verenlerin sosyalist partilere ya da CHP’ye oy vermeyeceği ortada. Batıdaki Kürtlerden HDP’ye, diğerlerinden ise MHP ve Saadet’e kayma olabilir. İnsanları MHP’ye ya da Saadet’e oy vermeye örgütlemeyeceğimize göre…

Genel seçimlerde ben oynamıyorum demek de aslında AKP karşıtı bile olmadığınız anlamına geldiğine göre… Bu konuda daha fazla bir şey söylemeye gerek yok. Kuşkusuz bu söylenilen üç ay sonra yapılacak seçimle ilintili, yoksa sosyalist ve emekçilerin esas görevi tabi ki AKP’ye oy veren emekçileri sosyalist bir programa ikna edecek deneyim, mücadele ve örgütlülüklerin yaratıcısı ya da kolaylaştırıcısı olmak. Bu da tabii hiçbir kritik dönemde ben oynamıyorum demeden uzun vadeli bir adanmışlık ve mütevazılıkla hem öteki hem bizim mahallede derinlemesine çalışmayı, bu arada siyasal gündeme müdahale etmeyi unutmamayı gerektiriyor.

4- AKP diktatörlüğüne karşı geniş bir “direniş koalisyonu” nasıl oluşturulabilir? CHP-Haziran-HDP ittifakının bu seçimlerdeki önemi nedir?
AKP’nin karşısında, nüfustaki oranı yüzde kırktan az olmayan bir toplum kesimi var (buna bir kısım MHP’li, Ulusalcı ve belki bir dergi çevresinden kalabalık olmayan siyasal İslamcı da dahil). Bunların ortaklaştırılmış bir siyasi programı yok ve bence bunun gereği de yok zaten imkan da yok. Esas olan AKP’nin blokladığı kesimden emekçilerin anlamlı bir kesimini bağımsızlaştırmaktır. O da üç ayın işi değil, tabii HDP eğer barajı aşacaksa batıdaki yoksul Kürtlerin bir kısmını AKP bloğundan kurtarmalı ve bu iyi bir başlangıç olur. Dolayısıyla CHP Haziran HDP ittifakının herhangi bir önemi ya da toplumsal gerçekliği olduğunu düşünmüyorum. Tabi Aleviler ve Kürtlerin demokrasi mücadelesinde yakınlaşmaları başlı başına faydalı bir gelişme olur.
5- Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkacak Türkiye siyasi tablosunun ne tür bir şekil alacağını düşünüyorsunuz, olanaklar ve tehlikeleri değerlendirebilir misiniz?
Açıkçası iki ana senaryo var. Birisinde HDP barajı geçer, diğerinde geçemez. Her ikisinin de tehlikeleri var ama HDP’nin barajı geçtiği senaryoda kimi fırsatlar da olacaktır. Diğer senaryoda bugün var olmayan bir olanağın ortaya çıkacağını düşünmüyorum. Dolayısıyla falcılıktan ziyade bugün yapılması gereken HDP’nin barajı yıkma hamlesine destek olmaktır.

Yorumlar